AB'nin Yeni Göç ve İltica Paktı Ülke Çapında Uygulamaya Başladı
Avrupa Birliği, Göç ve İltica Paktı'nı bugün itibarıyla tüm üye devletlerde yürürlüğe koyarak sınır güvenliği, mülteci kabulü ve entegrasyon konularında ortak bir çerçeve oluşturdu.
Avrupa Komisyonu, 12 Haziran 2026 tarihinde, uzun süredir tartışılan Göç ve İltica Paktı'nın tüm AB üyesi ülkelerde resmi olarak yürürlüğe girdiğini duyurdu. Pakt, hem düzenli göç akışlarını daha şeffaf hâle getirmeyi hem de mültecilerin hızlı ve insancıl bir şekilde değerlendirilmelerini sağlamak amacıyla kapsamlı bir dizi yasal düzenleme ve operasyonel prosedür içeriyor. Üye devletler, yeni kurallara göre sınır kapılarını ortak bir veri tabanı üzerinden izleyebilecek, riskli göçmenler için hızlı bir ön tarama yapabilecek ve kabul edilen mültecilerin entegrasyon süreçlerini standardize edecek.
Bu adımın arkasında, AB'nin son yıllarda artan göç baskılarına karşı daha dayanıklı bir sistem kurma çabası bulunuyor. 2015'teki mülteci krizi sonrası birçok ülke, tek taraflı politikalar uygulayarak hem toplumsal gerilimleri artırdı hem de sınır güvenliğini zayıflattı. Yeni Pakt, bu deneyimlerden ders alarak, ortak sorumluluk paylaşımını ve risk yönetimini ön planda tutuyor. Özellikle Akdeniz ve Doğu Avrupa rotalarındaki kaçak geçişleri önlemek için deniz göçmenleri üzerinde daha sıkı denetimler ve acil yardım mekanizmaları devreye alınacak.
Pakt'ın en dikkat çeken unsurlarından biri, mültecilerin başvuru süreçlerinin birleştirilmesi ve kararların 12 hafta içinde verilmesi hedefi. Bu, uzun süren bürokratik bekleyişlerin önüne geçerek, göçmenlerin insan haklarına saygı çerçevesinde hızlı bir çözüm sunmayı amaçlıyor. Ayrıca, AB içinde eşit bir yük dağılımı sağlamak amacıyla, mülteci akınına uğrayan Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkeler, daha az göç alan ülkelerle personel ve finansal kaynak paylaşacak. Bu kapsamda, AB bütçesinden ayrılan 2 milyar euro'luk ek fon, sınır kontrol noktalarının modernizasyonu ve entegrasyon projelerine tahsis edilecek.
Uzmanlar, yeni düzenlemelerin hem olumlu hem de riskli yanlarını değerlendiriyor. Bir yandan, ortak veri tabanı ve standartlaştırılmış prosedürlerin kaçakçılık ve insan kaçakçılığıyla mücadelede etkililiği artacak; diğer yandan, bazı üye ülkelerin ulusal egemenlik endişeleri ve bürokratik uyum sürecindeki gecikmeler, uygulamanın sorunsuz ilerlemesini engelleyebilir. Özellikle Doğu Avrupa’da, göçmen akınına karşı sert politikalar izleyen Polonya ve Macaristan gibi ülkeler, AB'nin ortak kararlarına tam uyum sağlama konusunda temkinli davranıyor.
Gelecek aylarda, AB komisyonunun yeni göç ve iltica mekanizmalarının işleyişini denetleyecek bir izleme kurulu oluşturması planlanıyor. Bu kurul, ülkeler arasındaki uyumsuzlukları tespit edip, gerekli düzenlemeleri hızlıca hayata geçirmekle sorumlu olacak. Eğer başarılı olursa, Avrupa’nın göç krizine karşı daha bütünleşik ve sürdürülebilir bir model geliştirdiği söylenebilir; başarısızlık ise, AB’nin ortak dış politika konusundaki bütünleşme çabalarına büyük bir darbe vurabilir.