📖 Kimdir T Türkiye Büyük Millet Meclisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi
KİMDİR?

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Türkiye Cumhuriyeti'nin parlamentosu

👁 1 görüntülenme
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti'nin yasama organıdır. 23 Nisan 1920'de Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'nce işgaline ve Meclis-i Mebûsan'ın İstanbul'un işgalinin ardından kapatılmasına direniş göstermek üzere, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının öncülüğünde Ankara'da kurulmuştur. Asli görevi yürütmeyi denetlemektir ve yasama erkini kullanır. "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi, TBMM'nin varoluşunun temel dayanağını oluşturur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti'nin yasama organıdır. 23 Nisan 1920'de Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'nce işgaline ve Meclis-i Mebûsan'ın İstanbul'un işgalinin ardından kapatılmasına direniş göstermek üzere, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının öncülüğünde Ankara'da kurulmuştur. Asli görevi yürütmeyi denetlemektir ve yasama erkini kullanır. "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi, TBMM'nin varoluşunun temel dayanağını oluşturur.

Hâlihazırda tali kurucu iktidar olan TBMM, diğer anayasal devlet organlarından üstün değildir. Yasama yetkisi, kanun yapma yetkisidir. Yasalar Anayasa'ya aykırı olamaz. TBMM'nin Anayasa'da da değişiklik yapma yetkisi bulunsa da bu yetki de Anayasanın Başlangıç bölümünde yer alan anlayışla ve Anayasal bütünlüğe uygun olarak hareket etme ve ancak bu çerçeve içerisinde Anayasa'da değişiklik yapabilme ile sınırlıdır ve bu çerçevede meşruiyet kazanır.

Anayasanın 6. maddesinde yer alan "Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz." ifadesiyle yasama organı olan TBMM'nin, kendisinin yasal dayanağı olan Anayasa'nın bütününü veya temel ilkelerini reddederek yeni bir Anayasa yapma yetkisi yoktur.

Anayasaya bağlılık yemini eden milletvekili veya partilerin bu girişimlerde bulunması, yetki aşımı ve yetki gaspı girişimi yönünden suç olan bu durum, milletvekilliklerinin meşruiyetini sorgulanır hale getirir ve cebir kullanarak Anayasa'yı değiştirmeye teşebbüsten yargılanma durumu ortaya çıkabilir. Yasa ve Anayasa değişikliklerinin halka ait egemenlik haklarını da koruyan bir toplumsal sözleşme olan Anayasa'ya aykırı olup olmadığı Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenir.

Millete ait egemenlik yetkilerinin kuvvetler ayrılığı prensibi ile verilmesinin, kuvvetler ayrımının, devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir iş bölümü ve iş birliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu anlamına geldiği Anayasa'nın Başlangıç bölümünde belirtilmiştir.

Anayasa'nın 108. maddesine göre, yasama yetkisi Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi Milletvekili genel seçimleri, beş yılda bir, serbest, eşit, tek dereceli, genel oy esaslarına göre, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır. Seçilen milletvekili adayları, Anayasaya bağlı kalacağına dair Türk milleti önünde namusu ve şerefi üzerine yemin ederek 5 yıllığına TBMM üyeliği (milletvekilliği) hakkı kazanırlar. TBMM üyeleri (milletvekilleri), yasama dokunulmazlığına sahiptir.

Sandalye dağılımı

TBMM'de en az 20 milletvekili ile temsil edilen siyasi partiler grup kurma hakkına sahiptir. Her parti grubunun kendi disiplin kurulu bulunur. Parti başkanı, eğer milletvekili ise doğrudan grup başkanıdır, parti başkanı milletvekili değil ise bir grup üyesi grup içi seçimle grup başkanı seçilir.

Genel seçimlerde milletvekili çıkartan ancak grup kurmak için yeter sayıya sahip olmayan siyasi partiler TBMM Başkanlık Divanı, TBMM Danışma Kurulu ve komisyonlarda temsil edilemezler.

Meclis başkanı

Her yeni yasama döneminde Başkanlık seçimi yapılıncaya değin en yaşlı üye Başkan, en yaşlı ikinci üye Başkanvekilliği yapar. Bir yasama döneminde iki defa başkanlık seçimi yapılır. İlkinde iki yıl, ikincisinde seçim döneminin bitimine kadar görev yapar.

Başkanlık Divanı

Bir Başkan, dört Başkanvekili, yedi kâtip üye ve üç idare amirinden kurulur. Siyasi partiler sahip oldukları milletvekili sayısı oranında Başkanlık Divanı'nda temsil edilir.

Anayasa'ya göre 94. maddesine göre "Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı meclis üyeleri arasından seçilen Meclis Başkanı, Başkanvekilleri, katip üyeler ve İdare Amirleri'nden oluşur. Başkanlık Divanı, meclisteki siyasi parti gruplarının üye sayısı oranında divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur. Siyasi parti grupları başkanlık için aday gösteremezler. Türkiye Büyük Millet Meclisinin başkanlık divanı için, bir yasama döneminde iki seçim yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki, ikinci devre seçilenlerin görev süresi üç yıldır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde ve dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar."

Bu hükümler Meclis Başkanı'nın ve Başkanlık Divanı'nın tarafsızlığını sağlama amacı gütmektedir.

Komisyonlar

Meclis araştırma komisyonları vb. komisyonlara bu tabloda yer verilmemiştir.

Milletvekilliği statüsü

Milletvekilleri bir dönem için seçilirler. Dönem sonunda milletvekili olarak devam etmeleri için tekrar seçilmeleri gerekir. Milletvekilleri belirli bir ilden aday olup seçilirler ancak sadece o ili değil bütün Türk milletini temsil ederler. Devlet memurları, kamuda çalışan görevliler milletvekili adayı olabilmek için bu görevlerinden istifa etmeleri gerekmektedir.

18 yaşını aşan her Türk vatandaşı milletvekili seçilebilir, ancak aşağıdaki özelliklere sahip olanlar milletvekili seçilemez:

  • İlkokul mezunu olmayanlar.
  • Hırsızlık, dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı suçlardan mahkûm olanlar.
  • Muaf olmadıkça askerlik hizmetini tamamlamayanlar.
  • Taksirli suçlar hariç olmak üzere en az 1 yıl ağır hapis cezası nedeniyle hüküm giyenler.
  • Terör eylemi nedeniyle hüküm giyenler.

Milletvekili görevi süresince meclis içinde veya dışında belirttiği oy, söz ve düşünceleri ile ilgili yasama sorumsuzluğuna sahiptir. Bu hak görev süresi sona erse bile devam eder. Milletvekili görevi süresince sorgulanmama, tutuklanmama ve yargılanmama hakkına yani yasama dokunulmazlığına sahiptir. Bu hak görev süresi ile sınırlıdır.

TBMM doğrudan seçimle oluşur ve Türk milleti adına görev yapar. Parlamento'nun öncelikli görevi yürütmeyi denetlemek ve yasama yetkisini kullanmaktır. TBMM'nin çıkardığı yasalar Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmasında şunlar gözetilir: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, TBMM İç Tüzüğü, Türkiye Cumhuriyeti kanunları, Başkanlık Divanı kararları, mahkeme kararları ve teamüller.

Meclis iç tüzüğü

TBMM'nin çalışma esasları Meclis iç tüzüğünde belirlenmiştir. Bu iç tüzük kurallarını yine meclisin kendi belirler. 1961 yılında Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu'nun uyguladığı 2 farklı iç tüzük yürürlüğe girdi. 1973 yılında her iki meclisin ortak oturumlarında geçerli olan yeni bir iç tüzük kabul edildi. 1982 Anayasası ile çift meclis uygulaması kaldırıldı ve sadece 1973 yılında kabul edilen iç tüzük uygulanmaya başlandı. Günümüzde de bu 1973 yılında hazırlanan iç tüzük yürürlüktedir.

Merkez teşkilatı

  • Genel Sekreterlik
  • Özel Kalem Müdürlüğü

Tarihçe

Türkiye'nin siyasi tarihinde ilk parlamento Osmanlı döneminde İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan törenle 19 Mart 1877'de açıldı. Bu meclis Kanuni Esasi'nin göre "Meclis-i Umumi" olarak adlandırılmıştı. "Meclis-i Ayan" ve "Meclis-i Mebusan" olmak üzere iki kısımdan oluşan bu meclis, ilk oturumunu 20 Mart 1877 tarihinde Sultanahmet'teki İstanbul Üniversitesi binasında yaptı. Kısa süren bu meclis 93 Harbi nedeniyle dağıldı. Daha sonra yapılan ikinci genel seçimlerin ardından 18 Aralık 1877'de yeniden açılan meclis, Kanuni Esasi'nin verdiği yetkiyle padişah II. Abdülhamid tarafından 14 Şubat 1878'de tatil edildi.

1908'de seçim kanunu dikkate alınan ilk seçim yapıldı. Seçme yaşı 25, seçilme yaşı 30 olan bu seçimlerde vergi ödeyenler oy kullanabiliyordu. 17 Aralık 1908'de yeniden açılan meclis, İstanbul'un İşgali'ne kadar açık kaldı. Üç yıl sonra ise İstanbul'da ilk kez bir ara seçim yapıldı. Ahrar Fırkası (Özgürlükçüler Partisi) ve İttihat ve Terakki Cemiyeti (Birlik ve İlerleme Partisi)'nin katıldığı seçimlerde, İttihat ve Terakki Cemiyeti çoğunluğu sağladı ve 4 Aralık 1908'de 3. Meclis-i Mebûsan açıldı. Bu parlamento, 31 Mart Vakası ve II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi sonrasında Mayıs 1909'da Kânûn-ı Esâsî üzerinde değişiklikler yaparak padişahın ve Meclis-i Ayan'ın yetkilerini daralttı, kendi yetkilerini artırdı. 1911'de tek bir parlamenteri ilgilendiren, ancak politik yankıları yüksek olan bir ara seçim gerçekleştirildi.

Padişah VI. Mehmed, Mondros Mütarekesi sonrası 21 Aralık 1918'de yeni seçimlerin düzenlenmesi için parlamentoyu feshetti. Seçimlerin ardından 6. Meclis-i Mebûsan 12 Ocak 1920'de ilk toplantısını yaptı. İşgal güçlerinin 16 Mart 1920'de İstanbul'u işgal etmesi üzerine, parlamento anayasaya aykırı olarak 11 Nisan 1920'de kapatıldı. Parlamentonun kapatılması üzerine 23 Nisan 1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi faaliyetlerine başladı ve fiilen ülkeyi yönetmeye başladı.

Kurtuluş Savaşı dönemi

19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Atatürk, Samsun'a çıkarak Millî Mücadele'nin başlamasını sağladı. Mondros Mütarekesinin ardından hareket, dernekler ve kongreler kurarak ülkenin çeşitli bölgelerinde işgallere karşı mücadele hareketleri başlattı.

İddialara göre, Ateşkes Anlaşması'nın ardından işgal kuvvetlerinin ülkeyi bölmek, azınlıkları kışkırtmak, işgal bölgeleri oluşturmak ve Yunan kuvvetlerinin işgalini kolaylaştırmak amacıyla İzmir'i işgal etmelerine ve Ege Bölgesi'ne saldırmalarına izin verilmesiyle İstanbul Hükümeti'nin sessiz kalmasıyla ilişkilendiriliyordu. Bazı çevreler, bu yerel örgütlerin bulundukları bölgelerde siyasi gücü temsil ettikleri ve feodal bir iktidar hâline geldikleri iddialarını ortaya atmışlardır.

13 Kasım 1918'de, Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'ndan ayrılan Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul'a geldi. Mustafa Kemal Atatürk, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan savaş gemilerini görünce "Geldikleri gibi giderler" dedi. İddialara göre, Padişah VI. Mehmed ve Hükûmetin kendini İstanbul'dan uzaklaştırmak istemesiyle Anadolu'ya geçmiş ve kurtuluş mücadelesinin Anadolu'da başlatılması düşüncesi ve kararı doğmuştur.

Mustafa Kemal'in, ilk olarak ordularla temasa geçmiş ve Ankara'da bulunan 20. ve Diyarbakır'da bulunan 13. Kolordu Komutanlarına, Vali ve Mutasarrıflara 28 Mayıs tarihli bir genelge göndererek millî direniş örgütlerinin tüm ülkede kurulmasını istemiştir. Ayrıca Yunan kuvvetlerinin kontrolü altındaki Manisa ve Aydın'ın ardından yapılacak mitinglerle milletin işgale karşı duygularının açığa çıkarılması, yabancı devlet temsilcilerine ve Bâb-ı Âlî'ye şiddetle kınayan telgraflar gönderilmesi için halkın uyarılması gerektiğini belirttiği söylenmiştir.

İddialara göre bu genelgenin ardından, İngiliz Muhipleri Cemiyeti adına belediye başkanlarına gönderilen bir telgrafta, milletin İngiliz korumasını istediği ifade edilmiş, Sadrazam Damad Ferid Paşa'nın Ermeni özerkliğini kabul ettiğini açıklaması ve bir diğer iddiaya göre Hürriyet ve İtilaf Fırkası başkanının İngiltere'nin himayesini istemesi gibi olaylar yaşanmıştır. TBMM Kütüphanesi tarafından yayınlanan esere göre Mustafa Kemal Atatürk, bu durumu ve İstanbul Hükûmeti'nin davranışlarını açıklayan 3 Haziran tarihli şifreli bir telgrafla komutanlar ve mülki idare amirlerini yeni bir uyarıya yönlendirmiştir.

8 Haziran'da İstanbul'a çağrılan Mustafa Kemal Atatürk, emri dinlemeyerek İstanbul'a gitmemesinin meydana getireceği ortamda, bütün milletin birlik ve beraberliğini sağlayacak bir kurul adına yürütmenin daha uygun olacağını düşünmüş ve 19 Haziran'da Amasya'da bu yönde uygulamaya geçmiştir.

Amasya Genelgesi ve sonrası

Mustafa Kemal Atatürk, ulusal örgütleri birleştirerek merkezî bir yönetim altında birleştirmek amacıyla 18 Haziran'da Trakya örgütüne bildirdiği kararını, 21-22 Haziran tarihlerinde Amasya'da Yaveri Cevat Abbas Gürer'e dikte ettiği "Amasya Genelgesi" ile uygulamaya koymuştur. Bu genelgenin ana ilkeleri şunlardır:

  1. Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir.
  2. Merkezî Hükûmet, sorumluluğunu yerine getirememektedir ve bu durum milletimizi yok olmuş durumda bırakmaktadır.
  3. Milletin bağımsızlığını kurtaracak olan azim ve karar yine millete aittir.
  4. Milletin durumunu görüşmek ve haklı taleplerimizi dünyaya duyurmak için bağımsız bir millî kurulun varlığı gereklidir.
  5. Anadolu'nun en güvenli yeri olan Sivas'ta millî bir kongrenin en kısa sürede toplanması kararlaştırılmıştır.
  6. Bu amaçla, tüm illerin güven kazanmış üç temsilcisini hızla toplantıya yetiştirmek üzere derhal yola çıkarmak gerekmektedir.
  7. Herhangi bir olumsuz duruma karşı, durumun millî sır olarak saklanması ve temsilcilerin gerektiğinde kendilerini gizli tutarak seyahatlerine devam etmeleri gerekmektedir.
  8. Doğu illeri adına 10 Temmuz'da Erzurum'da bir kongre toplanacaktır. Diğer illerin temsilcileri, bu tarihe kadar Sivas'a gelirlerse Erzurum Kongresi üyeleri de Sivas genel toplantısında hazır bulunmak üzere harekete geçeceklerdir.

Bu genelge, Mustafa Kemal Atatürk tarafından Amasya'da bulunan Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay ve Refet Bele'ye imzalatılmış ve şifreli telgraf olarak tüm sivil ve askerî makamlara gönderilmiştir. Sivas Kongresi, bu genelge üzerine toplanmıştır.

Erzurum Kongresi

1919'da Erzurum'da çalışmalara başlayan "Vilâyât-ı Şarkiye Müdâfaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti" doğu illerinde Kürt devleti kurma amacı güden "Kürt Teali Cemiyeti"nin etkisini azaltmak için kurulmuştur. Dernek, Doğu illerinin Türk yurdu olduğunu vurgulayarak Ermeni yayılmacılığına karşı dünya kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Fransızca bir gazete çıkarma ve "Hadisat" adında bir gazete yayınlama kararı almıştır. Cevat Bey ve Kâzım Özalp önderliğindeki geçici kurul, Erzurum Valiliğine dilekçe vererek Derneğin Erzurum Şubesinin açılmasını talep etmiştir. Dernek, teşkilatlanarak düşünce ve eylem birliği sağlamak için çaba göstermiş ve "Albayrak" gazetesi aracılığıyla Türk-Kürt birliğini savunmuştur. Kazım Karabekir'in 15. Kolordu Komutanı olarak atanmasının derneğe büyük etki yarattığı ifade edilmektedir. Erzurum Şube Kongresi, Osmanlı bütünlüğünden ayrılmama, millî varlığın korunması, yardımcı teşkilat kurulması ve köylülerin silahlandırılması gibi kararları alarak tamamlanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün Erzurum'a gelmesi ve askerlikten istifa etmesiyle dernek yönetimi değişmiş ve Erzurum'da doğu illerini içeren bir kongre toplaması kararı alınmıştır. Temsilcilerin seçilmesi için dernek teşkilatlarından kişiler belirlenmiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve Rauf Orbay, Erzurum Kongresi'ne katılabilmek için Erzurum Temsilciliğinden istifa etmiştir. Diğer seçilen temsilciler belirlenmiştir.

Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919 tarihinde Sanat Okulu'nda toplanmıştır. Toplantıyı açan Şube Başkanı Raif Efendi, bir başkanın seçilmesi gerektiğini belirterek konuşmasını yapmıştır. Delegelerin oybirliğiyle Mustafa Kemal Atatürk başkanlığa seçilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, yaptığı konuşmada ateşkes anlaşması hükümlerine aykırı olarak yapılan saldırı ve işgalleri anlatarak tarihin bir milletin varlığını ve hakkını inkâr edemeyeceğini vurgulamıştır. Millî ceryanın ruhunu ve iradesini vatan ve milletin mukaddesatını korumak için kullanacak bir iradeye sahip olmanın önemini vurgulayarak Anadolu'dan İrâde-i Milliye'yle hareket edebileceğimizi ifade etmiştir. Kongre 14 gün boyunca devam etmiş ve ülkenin içinde bulunduğu durum ve karşılaşılan sorunlar ele alınmıştır. "Doğu Anadolu Müdafaayı Hukuk Cemiyeti" adını alan ve İstanbul'daki cemiyetle bağları koparan yeni nizamname kabul edilmiş ve "Heyeti Temsiliye" seçilerek çalışmalar sona erdirilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk kongre kapanış konuşmasında, milletin umuduyla burada toplandığını ve vatan ve milletin kurtuluşu için önemli kararlar alındığını belirtmiştir. Kongrenin ulusal kurtuluş mücadelesindeki yeri ve önemini vurgulayarak tarihin bu kongreyi büyük bir eser olarak kaydedeceğini ifade etmiştir. Kongrede alınan kararlar özetle şu ilkeleri içermektedir:

  1. Vatanın tüm bölgeleri bir bütündür ve ayrılamaz.
  2. Yabancı işgallere ve müdahalelere karşı direniş gösterilecektir. Osmanlı hükûmetinin düşmesi durumunda millet birlik içinde savunma yapacaktır.
  3. Vatanın ve bağımsızlığın korunması için merkezî hükûmetin gücü yetersiz olduğunda geçici bir hükûmet kurulacak ve bu hükûmet Millî Kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplantı hâlinde değilse, bu seçimi Heyeti Temsiliye yapacaktır.
  4. Millî gücün oluşturulması ve millet iradesinin egemen kılınması önemlidir.
  5. Hristiyan azınlığa siyasi egemenlik ve sosyal dengelere aykırı ayrıcalıklar verilmeyecektir.
  6. Manda ve himaye kabul edilemez.
  7. Millî Meclis'in derhal toplanması ve hükûmetin Meclisin denetimine tabi olması için çaba gösterilecektir.

Bu esaslar bir bildiri şeklinde her yere ve yabancı temsilciliklere iletilmiş, ayrıca komutanlara ve güvenilir makam sahiplerine gönderilerek çoğaltılıp dağıtılması sağlanmıştır. Bu sayede içeride ve dışarıda herkesin bu ilkelere vakıf olması hedeflenmiştir. Erzurum Kongresi, ulusal direnişin temelini oluşturmakta ve kurtuluşa giden yolda ilk toplu hareketi temsil etmektedir.

Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti'nin oluşumu

Kongrenin yedinci genel toplantısı 10 Eylül'de gerçekleşmiştir. Toplantıda, daha önce oluşturulan komisyon tarafından Amerika Kongresine gönderilecek mektup içeriği ele alınmıştır. Mektupta Kongrenin üyeleri ve temsil ettikleri bölgeler belirtilerek, yanlış bir barışın önlenmesi için yerinde bir incelemenin önemi vurgulanmıştır. Mektup kabul edildikten sonra Nizamname'nin görüşmeleri tamamlanmıştır.

Bu bağlamda, Cemiyetin adı "Şarki Anadolu Müdafaayı Hukuk Cemiyeti" yerine "Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti" olarak değiştirilmiştir. Heyeti Temsiliye'nin vatanın tümünü temsil edeceği vurgulanarak mevcut üyelere altı üye daha eklenmiştir. Ayrıca, her türlü işgal ve müdahaleye ve özellikle Rum ve Ermenilik teşkil edecek faaliyetlere karşı birlikte savunma ve direnme ilkesi netleştirilmiştir.

Kongrenin yayımlayacağı beyanname okunmuş ve bütçe ve para konularında kararlar alındıktan sonra Batı Anadolu adına Heyeti Temsiliye'ye altı yeni üye eklenmesine karar verilmiştir. Vasıf, Hüsrev Sami, Hakkı Behiç, Ömer Mümtaz, Mazhar Müfit ve Ratıpzade Mustafa Efendi Heyeti Temsiliye üyeliğine seçilerek kongre toplantıları sona ermiştir. Cemiyet, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Cumhuriyet Halk Partisi'ne dönüşmüştür.

İstanbul Mebusan Meclisi seçimleri, meclisin çalışmaları ve dağıtılması

Heyeti Temsiliye, Sivas Kongresi'nin dağılmasından hemen sonra Korgeneral ve Tümen Komutanlarına, Valilere ve Mutasarrıflara, Belediye Başkanlarına ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkez heyetlerine 13 Eylül 1919 tarihli bir genelge gönderdi. Bu genelgede, milletin haklarının savunulması ve varlığının korunması için Ulusal Meclisin en kısa sürede seçilip toplanmasının önemli bir görev olduğu vurgulanarak seçim hazırlıklarına başlanması talimatı verildi. Daha sonra, 7 Ekim 1919'da Mebusan Meclisi için milletvekili seçimlerine başlanacağı yurdun her yanından ilan edildi.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Meclisin Ankara'da toplanması isteği, 20 Ekim 1919'da Amasya'ya gelen İstanbul Hükûmeti Temsilcisi Deniz Bakanı Salih Hulusi Kezrak tarafından olumlu karşılandı. Ancak Padişah VI. Mehmed ve hükûmetin, meclisin saltanat ve devlet merkezi olan İstanbul'da toplanması konusunda ısrarları ve Erzurum, Trabzon, Balıkesir ve Manisa Müdafaa-i Hukuk merkezlerinin bu yönde düşüncelerini dile getirmeleri üzerine durum, Heyeti Temsiliyenin 16-29 Kasım 1919'da Sivas'ta Komutanlarla birlikte yaptığı toplantıda görüşüldü. Toplantı sonucunda Meclisin İstanbul'da toplanması kabul edildi, ancak seçilecek milletvekillerinin İstanbul'a gitmeden önce belirli merkezlerde toplanarak güvenlik önlemleri alınması ve Mecliste savunulacak esaslar hakkında bilgilendirilmeleri ve bu amacın gerçekleştirilmesi için Mecliste güçlü bir grup oluşturulması kararlaştırıldı.

Mebusan Meclisi, 12 Ocak-18 Mart 1920 tarihleri arasında (65) gün süren (24) birleşimde birçok önemli iş gerçekleştirdi. En olumlu gelişme, 28 Ocak'taki gizli birleşimde kabul edilen ve 17 Şubat'ta kamuoyuna duyurulan "Ahdi Millî" (Misak-ı Millî) Beyannamesi oldu. Bu beyanname yabancı parlamentolara gönderilmesi kararlaştırıldı.

Ancak Mecliste yaşanan olumlu gelişmelere rağmen, Sadrazam Ali Rıza Paşa'nın 14 Şubat'ta Valilere ve Bağımsız Mutasarrıflara gönderdiği bir genelgede Kuva-yı Milliye ve Heyeti Temsiliye aleyhinde bulunduğunun öğrenilmesi ve 19 Şubat'ta Felahı Vatan Grubu'nda yaptığı konuşmayla bu düşüncelerini pekiştirmesi, Mustafa Kemal Atatürk'ün sert tepkisine yol açtı. Ulusal baskıya dayanamayan kabine, 3 Mart'ta istifa etmek zorunda kaldı.

Ertesi gün Mustafa Kemal Atatürk, Mebusan Meclisi başkanına ve Padişah VI. Mehmed'e gönderdiği telgraflarda, "Bütün ulusun bu tarihi günlerde millî iradeyi temsil eden milletvekillerinin kesin kararlarını sabırsızlıkla beklediğini" ve "İçte ve dışta bin türlü ihtirasın köpürmesiyle huzur ve selametimizin tehdit altında olduğunu" bildirdi. Ayrıca, "millî vicdana güven vermeyecek bir kabine başkanına hiçbir surette tahammül edemeyeceğimizi" ifade etti.

Kabinenin yeni başkanı Salih Hulusi Kezrak önderliğinde 8 Mart'ta kurulmasına rağmen İstanbul'da Kuva-yı Milliye aleyhindeki hareketler devam etti. İtilaf Devletleri, 15 Mart'ta asker ve sivil (150) vatandaşı tutukladı. Ertesi gün İngiltere, Fransa ve İtalya Yüksek Komiserlerinin imzaladığı bir nota Sadrazam Salih Hulusi Kezrak'a verilerek İstanbul'un askerî işgal altına alınacağını bildirdi. İşgal, 16 Mart'ta saat 16.00'dan itibaren fiilen başladı.

TBMM'nin "Parlamento Tarihi" yayınında iddia edilene göre Mustafa Kemal Atatürk, işgali öğrendiği anda Yabancı Devletlerin Meclislerine, Dışişleri Bakanlarına ve siyasi temsilcilere gönderdiği telgraflarda "Osmanlı Milletinin siyasi egemenliği ve bağımsızlığına indirilen bu son darbenin, yaşamımızı ne pahasına olursa olsun savunmaya kararlı olduğumuzu" belirtti. Ayrıca yayınladığı bir bildiriyle "İşgal ile Osmanlı Devletinin yedi yüz yıllık hayat ve egemenliğine son verilerek Türk Milletinin uygarlık yeteneğinin, hayat ve bağımsızlık hakkının ve bütün geleceğinin savunmasına çağrıldığını" ulusa ve bütün dünyaya duyurdu.

Ankara'da meclisin toplanması

Mustafa Kemal Atatürk, "Müessisan Meclisi" adı altında toplamayı düşündüğü meclisin amacının halk tarafından doğru anlaşılıp değerlendirilemeyeceğini düşünerek, "Olağanüstü Yetkili Bir Meclis" toplanmasına karar verildiğini açıkladı. Bu meclis için hemen seçimlere gidilmesi gerektiği Heyeti Temsiliye tarafından belirtilen yönerge ile ilgili makamlara 19 Mart 1920 tarihinde gönderildi.

Yürürlükte olan 24 Aralık 1876 tarihli Kanun-i Esasi'ye göre düzenlenen "İntihab-ı Mebusan Kanun Layihası" ve Talimatnamesi'ne göre:

a) Her sancak için 50.000 erkek nüfusa bir milletvekili seçilmesi gerektiği belirtilmiştir. b) 25 yaşını dolduran ve devlete vergi veren Osmanlı uyruklarının seçme hakkına sahip olduğu ve Osmanlı Devleti uyruklarının Osmanlı sayıldığı ifade edilmiştir. c) Seçimlerin iki dereceli olarak gerçekleştirilmesi ve her birinci seçmenin bir ikinci seçmen seçerek milletvekillerinin bu ikinci seçmenler tarafından seçilmesi gerektiği belirtilmiştir. d) Milletvekili seçilmek için 30 yaşında olunması gerektiği ifade edilmiştir.

Ancak Heyeti Temsiliye'nin 19 Mart 1920 tarihli seçim talimatında, mevzuattaki seçmen oranı, seçmenler, seçim kurulları ve seçilme yaşı hakkındaki hükümler göz ardı edilerek:

aa)Her sancaktan 5 üye seçilmesi, nüfusun dikkate alınmaması, bb) Müslüman olmayanların seçimlere katılmaması ve vergi yükümlüsü olup olmadığının aranmaması, cc) Milletvekillerinin seçiminin ikinci seçmenler tarafından değil, Genel Meclis ve Belediye Meclisi Üyeleri ile Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Merkez veya İdare Heyeti Üyelerinden oluşan bir kurul tarafından aynı günde ve oturumda yapılması, dd) Her parti, dernek veya topluluğun aday gösterebilmesi ve herkesin bağımsız olarak aday olabilmesi, ee) Seçimlerin en geç 15 gün içinde tamamlanarak çoğunluğun Ankara'da bulunmasını sağlaması kabul edilmiştir.

Buna göre 66 seçim çevresinden 349 milletvekili seçilmiş ve İstanbul Mebusan Meclisinden (Malta'dan gelenler dahil) gelen 88 milletvekiliyle toplam milletvekili sayısı 437'ye ulaşmıştır. Ancak 34 milletvekili istifa ettiği için I. Dönemin toplam milletvekili sayısı 403'tür.

Meclisin açılması hazırlıkları

Heyeti Temsiliye'nin 19 Mart 1920 tarihli seçim talimatına göre seçilen milletvekilleri, Nisan ayının başından itibaren Ankara'ya gelmeye başlamışlardır. Ancak Ankara'da konaklayacak pek çok yer olmadığı için kiralık ev bulmak da zor olmuştur. Bu nedenle, daha önce Erkek Öğretmen Okulu olarak hizmet veren ve sonradan Maârif Vekâleti olarak kullanılan binada milletvekillerine bir otel ayrılmış ve yemek için bir tabldot hizmeti sunulmuştur.

Meclisin toplanacağı yer ise ayrı bir sorun olmuştur ve sonunda şu anki Müze olan bina, 20. Kolordu ve Ankara Müdafaayı Hukuk Cemiyeti'nin katkılarıyla hazırlanmıştır. Bu bina, I. Dünya Savaşı'nın son yıllarında İttihat ve Terakki Fırkası tarafından Numune Mektebi ve Kulüp olarak inşa edilmeye başlanmıştır. Ancak İttihat ve Terakki'nin Ankara Temsilcileri olan Memduh Şevket Esendal'ın Ankara'dan ayrılması üzerine yerine atanan Necati Kurtuluş tarafından inşaatı devam ettirilmiş, ancak savaş koşulları nedeniyle tamamlanamamıştır.

Meclisin toplanacağı yer olarak belirlenen binanın bir odasında Fransız işgal müfrezesinin komutanı oturmaktadır ve giriş kapısının önünde Fransız bayrağı asılıdır. Fransız subayı önce binadan çıkarılmış, ardından çatıya kiremitler döşenmiş, okullardan sıralar getirilerek toplantı salonunda oturma düzenlemeleri yapılmış ve kürsü kurulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 Cuma günü saat 13.45'te toplandı. Açılışı yapan en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Mehmet Şerif Avcıoğlu, 1845 doğumludur. Mehmet Şerif Avcıoğlu, Başkanlık kürsüsüne çıktı ve konuşma yaparak Meclisin ilk toplantısını açtı:


Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da "Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsendi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (TBMM) adı kalıcılık kazandı.

TBMM, 24 Nisan 1920 tarihinde yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Atatürk'ü meclis başkanlığına seçti. Mustafa Kemal Atatürk, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü.

📚 Kaynak: Bu içerik Vikipedi (Wikipedia)'den alınmıştır. İçerik CC BY-SA lisansı altındadır.
← Tüm Kişiler