Amerika Birleşik Devletleri
Kuzey Amerika'da bir ülke
👁 1 görüntülenmeİkinci Kıtasal Kongre, 4 Temmuz 1776'da Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'ni oybirliğiyle kabul etti; günümüzde bu tarih her yıl Bağımsızlık Günü olarak kutlanır. 1777'de Konfederasyon Maddeleri, 1789'a kadar faaliyet gösteren merkezi olmayan bir hükûmet kurdu.
1781'de Yorktown Kuşatması'ndaki yenilgisinden sonra İngiltere bir barış antlaşması imzalamak zorunda kaldı. Amerikan egemenliği uluslararası olarak tanındı ve ülkeye Mississippi Nehri'nin doğusundaki tüm topraklar verildi. Bununla birlikte, İngiltere ile olan gerilimler, iki tarafın da galip gelemediği 1812 Savaşı'na yol açtı. Milliyetçiler, 1788'de eyalet sözleşmelerinde onaylanan Amerika Birleşik Devletleri Anayasası'nı yazarken 1787 Philadelphia Sözleşmesi'ne öncülük ettiler. 1789'da yürürlüğe giren bu anayasa, federal hükûmeti, faydalı kontroller ve dengeler oluşturma ilkesine göre üç şubede yeniden düzenledi. Kıta Ordusunu zafere taşıyan George Washington, yeni anayasaya göre seçilen ilk başkan oldu. Kişisel özgürlüklerin federal olarak kısıtlanmasını yasaklayan ve bir dizi yasal korumayı garanti eden Haklar Bildirisi, 1791'de kabul edildi.
Federal hükûmet 1807'de Atlantik köle ticaretine Amerikan katılımını yasaklasa da, 1820'den sonra Derin Güney'de son derece karlı pamuk mahsulünün ekiminde ve bununla birlikte köle nüfusunda patlama yaşandı. İkinci Büyük Uyanış, özellikle 1800-1840 döneminde milyonları evanjelik Protestanlığa dönüştürdü. Kuzeyde, köleliğin kaldırılması da dahil olmak üzere birçok sosyal reform hareketi hayata geçirildi; Güneyde Metodistler ve Baptistler köle toplulukları arasında kendi dinlerini yaydılar.
18. yüzyılın sonlarından başlayarak, Amerikalı yerleşimciler batıya doğru ilerlemeye başladılar ve bu bir dizi uzun Amerikan Kızılderili Savaşları'na yol açtı. 1803'te Louisiana'nın satın alımı, ülkenin topraklarını neredeyse ikiye katladı, İspanya, 1819'da Florida ve diğer Körfez Kıyısı bölgelerini Adams-Onís Antlaşması ile terk etti, Teksas Cumhuriyeti, bir yayılmacılık döneminde 1845'te ilhak edildi ve İngiltere ile yapılan 1846 Oregon Antlaşması, ABD'nin bugünkü Kuzeybatı Amerika'yı kontrol etmesine yol açtı. Meksika-Amerika Savaşı'ndaki zafer, 1848'de Kaliforniya'da Meksika'nın çekilişi ve günümüz Amerikan Güneybatısının büyük bir kısmının ilhak edilmesi ile sonuçlanarak ABD'nin kıtada yayılımını sağladı.
1848-1849'daki Kaliforniya Altına Hücum'u, Pasifik kıyılarına göçü teşvik etti, bu da Kaliforniya Soykırımı'na ve buna ek olarak batılı devletlerin kurulmasına yol açtı. Çiftçi Yerleştirme Yasaları'nın bir parçası olarak ABD'nin toplam alanının yaklaşık %10'unu oluşturan büyük miktarda arazinin beyaz Avrupalı yerleşimcilere ve arazi hibelerinin bir parçası olarak özel demiryolu şirketlerine ve kolejlere verilmesi ekonomik kalkınmayı teşvik etti. İç Savaş'tan sonra, yeni kıtalararası demiryolları yerleşimciler için ulaşımı kolaylaştırdı, iç ticareti genişletti ve Yerli Amerikalılarla olan çatışmaları artırdı. 1869'daki, yeni bir Barış Politikası, Kızılderilileri suistimallerden korumayı, daha fazla savaştan kaçınmayı ve nihai ABD vatandaşlıklarını güvence altına almayı sözde vadetti. Bununla birlikte, büyük ölçekli çatışmalar Batı'da 1900'lere kadar devam etti.
Amerika Birleşik Devletleri, ülkeyi anayasayla yöneten bir başkanın seçimle iş başına geldiği ilk modern demokratik cumhuriyettir. Bu manada Fransız Devrimi'nin de öncüsü olmuştur. Bu sistem 18. yüzyıl dünyasında eşitlik, insan hakları, adil yargılama ve kuvvetler ayrılığı gibi kavramların gündeme gelmesini sağlamıştır. ABD doğal kaynaklarının zenginliği, genç ve dinamik bir insan gücüne sahip olması nedeniyle 19. yüzyıl boyunca hızla sanayileşti. Ancak 1861-1865 yılları arasında çıkan Amerikan İç Savaşı ülkeyi parçalanma tehdidi altına soktu. Savaş kuzeydeki eyaletlerin başarısıyla sonuçlandı ve ABD tekrar hızlı bir gelişme dönemine girdi.
İç Savaş ve Yeniden Yapılanma dönemi
Kuzey ve Güney eyaletleri arasındaki kölelik konusundaki çözülemeyen anlaşmazlık, nihayetinde Amerikan İç Savaşı'na yol açtı. 1860 seçimlerinde Cumhuriyetçi Abraham Lincoln'ın başkan seçilmesiyle birlikte kölelik yanlısı 11 Güney eyaleti bağımsızlıklarını ilan etti ve Amerika Konfedere Devletleri'ni ("Güney" veya "Konfederasyon") kurdu, federal hükûmet ("Birlik") ise ayrılmanın yasadışı olduğunu savundu. Bu bölünmeyi gerçekleştirmek için ayrılıkçılar tarafından askerî harekât başlatıldı ve Birlik de aynı şekilde karşılık verdi. Takip eden savaş, Amerikan tarihinin en ölümcül askeri çatışması olacak ve yaklaşık 618.000 askerin yanı sıra birçok sivilin ölümüyle sonuçlandı. Birlik, başlangıçta sadece ülkeyi bir arada tutmak için savaşıyordu. Bununla birlikte, 1863'ten sonra kayıplar arttı ve Lincoln'ün Özgürlük Bildirgesi'ni ilan etmesinden sonra Birlik tarafının bakış açısından savaşın ana amacı köleliğin kaldırılması oldu. Gerçekten de Birlik, Nisan 1865'te savaşı nihayetinde kazandığında, mağlup olan Güney'deki eyaletlerin her birinin, köleliği cezai işçilik dışında yasaklayan On Üçüncü Değişikliği onaylaması zorunlu kılındı. Siyahlar için vatandaşlık ve en azından teoride onlar için de oy hakkı sağlayan iki değişiklik daha onaylandı.
Savaştan sonra yeniden yapılanma ciddi bir şekilde başlatıldı. Başkan Lincoln'ün, Birlik ile eski Konfederasyon arasındaki dostluğu ve bağışlamayı teşvik etmeye çalıştığı sırada 14 Nisan 1865'te uğradığı suikast, Kuzey ve Güney arasındaki ilişkileri yeniden bozdu. Federal hükûmetteki Cumhuriyetçiler, Güney'in yeniden inşasını denetlemeyi ve Afroamerikalıların haklarını sağlamayı hedef edindiler. 1876 başkanlık seçimlerinin sonucunu Demokratlara kabul ettirmek için Cumhuriyetçilerin, Güney'deki Afroamerikalıların haklarını korumaktan vazgeçtiği 1877 Uzlaşmasına kadar bu durum sürdü.
Kendilerini "Kurtarıcılar" olarak adlandıran Güneyli Beyaz Demokratlar, Yeniden Yapılanma'nın sona ermesinden sonra Güney eyaletlerinde yönetime gelerek Amerika'nın önceki ırkçı yönetim anlayışını geri getirdiler. 1890'dan 1910'a kadar Kurtarıcılar, bölgedeki çoğu siyahı ve bazı yoksul beyazları haklarından mahrum eden Jim Crow yasalarını yürürlüğe koydular. Siyahlar, ülke genelinde, özellikle de Güney'de sistematik ırkçılıkla karşı karşıya kaldı. Ayrıca linç de dahil olmak üzere zaman zaman kanunsuz şiddete maruz kaldılar.
Daha fazla göç, genişleme ve sanayileşme
Kuzeydeki kentleşme ve Güney ve Doğu Avrupa'dan gelen yoğun göçmen akını, ülkenin sanayileşmesi için bir iş gücü ve kültürel dönüşüm sağladı. Telgraf ve kıtalararası demiryolları da dahil olmak üzere ulusal altyapı, ekonomik büyümeyi ve Amerikan Vahşi Batı'sına daha fazla yerleşimi teşvik etti. Daha sonra ampul ve telefonun icadı da iletişimi ve kentsel yaşamı etkiledi.
Mississippi Nehri'nin batısındaki Kızılderili Savaşları 1810'dan en az 1890'a değin sürdü. Bu çatışmaların çoğu Yerli Amerikalıların arazilerinin kontrol edilmesi ve öz yönetime sahip Kızılderili rezervleri kurularak sınırlandırılması ile sonuçlandı. Ek olarak, 1830'lardaki Gözyaşı Yolu, Kızılderilileri zorla yeniden yerleştiren Kızılderili Tehcir Yasası'na örnek oluşturdu. Bu, ekilebilir arazileri daha da genişleterek uluslararası pazarlar için sermaye fazlasını artırdı. Anakara genişlemesi, 1867'de Alaska'nın Rusya'dan satın alınması ile de arttı. 1893'te Hawaii'deki Amerikan yanlısı unsurlar Hawaii monarşisini devirdi ve ABD'nin 1898'de ilhak ettiği Hawaii Cumhuriyeti'ni kurdu. Porto Riko, Guam ve Filipinler, İspanya-Amerika Savaşı'nın ardından aynı yıl İspanya tarafından terk edildi. Amerika Birleşik Devletleri tarafından Amerikan Samoası, İkinci Samoa İç Savaşı'nın sona ermesinden sonra 1900 yılında ve Amerikan Virjin Adaları 1917'de Danimarka'dan satın alındı.
19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarındaki hızlı ekonomik gelişme, birçok önde gelen sanayicinin yükselişini destekledi. Cornelius Vanderbilt, John D. Rockefeller ve Andrew Carnegie gibi iş adamları ülkenin demiryolu, petrol ve çelik endüstrilerinde ilerlemesine öncülük etti. Bankacılık, J. P. Morgan'ın kilit bir rol oynamasıyla ekonominin önemli bir parçası haline geldi. Amerikan ekonomisi şaha kalkarak dünyanın en büyük ekonomisi haline geldi. Bu dramatik değişikliklere toplumsal huzursuzluk ve popülist, sosyalist ve anarşist hareketlerin yükselişi eşlik etti. Bu dönem, nihayetinde, kadınların oy hakkı, alkol yasağı, tüketim mallarının düzenlenmesi ve rekabeti sağlamak ve işçilerin çalışma koşullarına dikkat etmek için daha fazla antitröst önlemler dahil olmak üzere önemli reformların yapıldığı İlerici Dönem'in ortaya çıkmasıyla sona erdi.
Birinci Dünya Savaşı, Büyük Buhran ve İkinci Dünya Savaşı
Amerika Birleşik Devletleri, I. Dünya Savaşı'nın 1914'te patlak vermesinden 1917 tarihine değin tarafsızlığını sürdürdü. 1917'de İtilaf Devletleri'nin yanında savaşa katılarak savaşın gidişatının değişmesinde önemli rol oynadı. 1919'da Başkan Woodrow Wilson, Paris Barış Konferansı'nda diplomatik bir rol üstlendi ve ABD'nin Milletler Cemiyeti'ne katılmasını şiddetle savundu. Ancak Senato bunu kabul etmeyi reddetti ve Milletler Cemiyeti'ni kuran Versay Antlaşması'nı onaylamadı.
1920'de kadın hakları hareketi, kadınlara oy hakkı tanıyan bir anayasa değişikliğini kabul etti. 1920'ler ve 1930'lar, kitle iletişimi için radyonun yükselişine ve ilk televizyonun icadına tanık oldu. Kükreyen Yirmilerin refahı, 1929 Wall Street iflası ve Büyük Buhran'ın başlamasıyla sona erdi. Franklin D. Roosevelt, 1932'de başkan seçildikten sonra bu duruma New Deal ile çözüm bulmaya çalıştı. Milyonlarca Afroamerikalının Güney Amerika'dan Büyük Göçü I. Dünya Savaşı'ndan önce başladı ve 1960'lara kadar sürdü; 1930'ların ortalarındaki Dust Bowl ise birçok çiftçi topluluğunu yoksullaştırdı ve yeni bir batı göçü dalgasına neden oldu.
İlk başta II. Dünya Savaşı sırasında etkili bir şekilde tarafsızlığını koruyan ABD, Mart 1941'de Lend-Lease programı aracılığıyla Müttefik Devletler'e malzeme sağlamaya başladı. 7 Aralık 1941'de Japonya İmparatorluğu Pearl Harbor'a sürpriz bir saldırı başlattı ve bu olay ABD'nin Mihver Devletleri'ne karşı Müttefik Devletler yanında savaşa katılmasıyla sonuçlandı. Ertesi yıl yaklaşık 120.000 Japon asıllı Amerikan vatandaşı koruma altına alındı. Japonya önce ABD'ye saldırmış olsa da, ABD yine de "önce Avrupa" savunma politikasını izledi. ABD böylece büyük Asya kolonisi Filipinler'i askerî birliklerinin desteksiz kaldığı Japon işgaline ve ilhakına karşı kaybedilen bir mücadele sonucunda terk etti. Savaş sırasında Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Sovyetler Birliği ve Çin ile birlikte savaş sonrası dünyayı planlamak için bir araya gelen "Dört Güçten" biriydi. Ülke yaklaşık 400.000 askerî personelini kaybetse de savaştan nispeten daha az zararla çıktı ve daha da büyük bir ekonomik ve askeri etkiye sahip oldu.
Amerika Birleşik Devletleri, yeni uluslararası finans kurumları ve Avrupa'nın savaş sonrası yeniden yapılanması konusunda anlaşmalar imzalanan Bretton Woods ve Yalta konferanslarında öncü bir rol oynadı. Avrupa'daki savaş Müttefiklerin zaferiyle sonuçlandığında, 1945'te San Francisco'da düzenlenen uluslararası bir konferans, savaştan sonra aktif hale gelen Birleşmiş Milletler Antlaşması'nı ortaya koydu. Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya daha sonra tarihin en büyük deniz savaşında, Leyte Körfezi Muharebesi'nde birbirleriyle savaştı. Amerika Birleşik Devletleri ilk nükleer silahları geliştirdi ve Ağustos 1945'te Japonya'nın Hiroşima ve Nagasaki şehirlerinde kullandı; Japonlar 2 Eylül'de teslim oldular ve II. Dünya Savaşı sona erdi.
Soğuk Savaş ve sivil haklar dönemi
II. Dünya Savaşı'ndan sonra, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği, kapitalizm ve komünizm arasındaki ideolojik karşıtlıktan motivasyon alan Soğuk Savaş olarak bilinen dönemde güç, etki ve prestij için rekabet etti. Bir yanda ABD ve NATO müttefikleri, diğer yanda Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı müttefikleri Avrupa'nın askeri işlerini kontrol ettiler. ABD, komünist etkinin genişlemesine yönelik bir sınırlama politikası geliştirdi. ABD ve Sovyetler Birliği vekalet savaşlarına girerken ve güçlü nükleer cephaneler geliştirirken, iki ülke doğrudan askeri çatışmalardan kaçındı.
Birleşik Devletler sıklıkla Sovyet destekli olarak gördüğü Üçüncü dünya ülkelerindeki hareketlere karşı çıktı ve zaman zaman sol hükûmetlere karşı rejim değişikliği için doğrudan müdahalede bulundu, bazen de otoriter sağcı rejimleri destekledi. Amerikan birlikleri, 1950-1953 Kore Savaşı'nda komünist Çin ve Kuzey Kore güçleriyle savaştı. Sovyetler Birliği'nin 1957'de ilk yapay uyduyu fırlatması ve 1961'de ilk mürettebatlı uzay uçuşunu başlatması, 1969'da Amerika Birleşik Devletleri'nin Ay'a insan indiren ilk ulus olduğu bir "Uzay Yarışı"nı başlattı. Amerika Birleşik Devletleri giderek artan bir şekilde Vietnam Savaşı'na (1955-1975) dahil oldu ve 1965'te muharebe güçlerini artırdı.
ABD, bu sırada kendi topraklarında İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra sürekli bir ekonomik büyüme ve genel olarak ve özellikle orta sınıfta hızlı bir nüfus artışı yaşamıştı. Özellikle 1970'lerde kadınların işgücüne katılımındaki artıştan sonra, 1985'e gelindiğinde, 16 yaş ve üstü kadınların çoğunluğu istihdam edildi. Eyaletler Arası Otoyol Sisteminin inşası, ülkenin altyapısını takip eden on yıllar boyunca dönüştürdü. Milyonlarca insan çiftliklerden ve şehir merkezlerinden büyük banliyö konut projelerine taşındı. 1959'da Alaska ve Hawaii toprakları sırasıyla Birliğe kabul edilen 49. ve 50. eyalet olduğunda Birleşik Devletler resmi olarak Kıtasal ABD'nin ötesine geçti. Büyüyen Sivil Haklar Hareketi, Martin Luther King Jr.'ın önde gelen bir lider ve figüran haline gelmesiyle, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı koymak için şiddetsizliği kullandı. 1968 tarihli Medeni Haklar Yasası ile sonuçlanan mahkeme kararları ve mevzuatın bir kombinasyonu, ırk ayrımcılığına son vermeye çalıştı. Bu arada, Vietnam savaşı karşıtlığı, Siyah Güç hareketi ve cinsel devrim fikirlerini benimseyen karşı kültür hareketi büyüdü.
"Yoksulluğa Karşı Savaş"ın başlatılması, gelir testi yapılmış Ek Beslenme Yardımı Programı, Çocuklu Ailelere Yardım ve sırasıyla yaşlılara ve yoksullara sağlık sigortası sağlayan iki program olan Medicare ve Medicaid'in oluşturulması da dahil olmak üzere, hakları ve refah harcamalarını genişletti.
1970'ler ve 1980'lerin başında stagflasyon başladı. ABD, Yom Kippur Savaşı sırasında İsrail'i destekledi; Buna karşılık, ülke OPEC ülkelerinden gelen bir petrol ambargosu ile karşı karşıya kaldı ve bu 1973 Petrol Krizini ateşledi. 1979'da Başkan Jimmy Carter, Mısır ve İsrail arasında bir barış anlaşmasına aracılık ederek, bir Arap ulusunun İsrail'in varlığını ilk kez tanıdığını işaret etti. Başkan Ronald Reagan, başa gelmesinden sonra ekonomik durgunluğa serbest piyasa odaklı reformlarla yanıt verdi. Yumuşama politikasının çöküşünün ardından, "sınırlama"yı terk etti ve Sovyetler Birliği'ne karşı daha agresif bir politika olan "Rollback" stratejisini başlattı. 1980'lerin sonu, Sovyetler Birliği ile ilişkilerde buzların çözülmesine tanık oldu ve SSCB'nin 1991'deki çöküşünün ardından Soğuk Savaş sona erdi. Bu, ABD'nin dünyanın baskın süper gücü olarak rakipsiz kalmasıyla tek kutupluluğu beraberinde getirdi.
Çağdaş tarih
Soğuk Savaş'tan sonra Ortadoğu'daki çatışma 1990'da Irak'ın ABD'nin müttefiki Kuveyt'i işgal ve ilhak etmesiyle büyük bir krize yol açtı. İstikrarsızlığın yayılmasından korkan Başkan George H. W. Bush, Ağustos ayında Irak'a karşı Körfez Savaşı'nı başlattı ve yönetti; Ocak 1991'e kadar 34 ulustan koalisyon güçleri tarafından yürütülen savaş, Irak güçlerinin Kuveyt'ten çıkarılması ve monarşinin yeniden kurulmasıyla sonuçlandı.
İlk başta ABD askeri savunma ağları şeklinde ortaya çıkan İnternet, 1990'larda uluslararası akademik platformlara ve ardından halka yayılarak küresel ekonomiyi, toplumu ve kültürü büyük ölçüde etkiledi. Dot-com balonu, istikrarlı para politikası ve azalan sosyal refah harcamaları nedeniyle 1990'lar modern ABD tarihindeki en uzun ekonomik genişlemeye sahne oldu. 1994'ten başlayarak ABD'nin Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nı (NAFTA) imzalamasıyla ABD, Kanada ve Meksika arasındaki ticaretin artması sağlandı. ABD 1995 ve 1999 yıllarında NATO ülkelerinin yardımıyla Bosna Savaşı'na ve Kosova Savaşı'na müdahale etti.
11 Eylül 2001'de El Kaide örgütü mensubu uçak korsanları, New York City'deki Dünya Ticaret Merkezi'ne ve Washington DC yakınlarındaki Pentagon'a yolcu uçaklarıyla çarparak terör saldırısı düzenledi ve yaklaşık 3.000 kişinin ölümüne sebep oldu. Buna karşılık, Başkan George W. Bush, 2001'den 2021'e kadar Afganistan'da yaklaşık 20 yıllık bir savaşı ve 2003-2011 Irak Savaşı'nı kapsayan Terörizmle Savaş'ı başlattı. 2011'de Pakistan'daki bir askeri operasyon sırasında Usame bin Ladin öldürüldü.
Uygun fiyatlı konutları teşvik etmek için tasarlanan hükûmet politikası, kurumsal ve düzenleyici yönetimdeki yaygın başarısızlıkların yanı sıra Federal Rezerv tarafından belirlenen ABD tarihinin en düşük faiz oranları 2006'da ABD'de konut balonuna yol açtı ve bu da ülkenin Büyük Buhran döneminden beri gördüğü en büyük ekonomik kriz olan 2007–2008 finansal krizi ve Büyük Durgunluk'a sebep oldu. Kriz sırasında, Amerikalıların sahip olduğu varlıklar, değerlerinin yaklaşık dörtte birini kaybetti. İlk Afroamerikan kökenli ABD başkanı olan Barack Obama, krizin ortasında 2008 yılında seçildi ve daha sonra krizin olumsuz etkilerini azaltmak ve tekrar etmemesini sağlamak amacıyla 2009 ekonomik teşvikinin Amerikan Kurtarma ve Yeniden Yatırım Yasasını, Dodd-Frank Wall Street Reformunu ve Tüketicinin Korunması Yasasını yürürlüğe koydu. 2010 yılında, Başkan Obama, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık geçen elli yıl içindeki Sağlık hizmetlerine yönelik en kapsamlı reform olan Hasta Koruma ve Uygun Fiyatlı Bakım Yasası'nı hayata geçirme çabalarına öncülük etti.
2016 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Donald Trump 45. başkan seçildi ve bu sonuç Amerikan tarihindeki en büyük siyasi huzursuzluktan biri olarak görüldü. 2020 başkanlık seçimleriyle Demokrat Joe Biden 46. başkan seçildi. 6 Ocak 2021'de, görevi bırakan Başkan Trump'ın destekçileri, başkanlık Seçim Kurulunun oy sayımını engellemek amacıyla başarısız sonuçlanacak olan bir eylem ile Birleşik Devletler Kongre Binası'nı bastı. Tüm bu gelişmelerin ardından Donald Trump, 2024 başkanlık seçimlerini kazanarak yeniden başkan seçildi ve Amerika Birleşik Devletleri'nin 47. başkanı oldu.
Coğrafya
Bitişik 48 Eyalet ve Columbia Bölgesi 8.080.470 kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Bu alanın 7,663,940 kilometrekarelik bölümü karasal alandır ve toplam ABD kara alanının %83.65'ini oluşturur. Yaklaşık %15'i Kuzey Amerika'nın kuzeybatısındaki bir eyalet olan Alaska'da, geri kalanı ise Orta Pasifik'te bir eyalet ve takımada olan Hawaii'de ve Porto Riko, Amerikan Samoası, Guam, Kuzey Mariana Adaları ve ABD Virgin Adaları'ndan oluşan beş nüfuslu ancak şirketleşmemiş insular bölgesinde bulunmaktadır. Sadece yüzölçümüyle ölçüldüğünde ABD, Rusya ve Çin'in ardından üçüncü sırada, Kanada'nın ise hemen önünde yer almaktadır.