📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍
Gezegen

Gezegen

bir yıldız veya yıldız kalıntısının yörüngesinde dolanan gök cismi

Gezegen; genellikle bir yıldız, yıldız kalıntısı ya da kahverengi cücenin yörüngesinde bulunan, yuvarlak hâle gelmiş bir astronomik cisimdir. Uluslararası Astronomi Birliğinin (IAU) tanımına göre Güneş Sistemi'nde sekiz gezegen bulunur. Bunlar, karasal gezegenler Merkür, Venüs, Dünya ve Mars, gaz devleri Jüpiter, Satürn ve buz devleri Uranüs ve Neptün'dür. Gezegen oluşumunu açıklamaya yönelik bilimde en yaygın kabul gören görüş, bir bulutsunun kendi içine çökmesi sonucu bir yıldızlararası bulut meydana getirdiğini ve yıldızlararası bulutun da bir önyıldız ve bunun yörüngesinde dönen bir öngezegen diski oluşturduğunu öne süren bulutsu hipotezidir. Gezegenler bu disk içinde, kütleçekiminin etkisiyle maddelerin kademeli olarak birikmesi sonucu, yığılma (akresyon) olarak adlandırılan süreçte büyürler.

Bir gezegen, yıldızın, yıldız kalıntısının ya da kahverengi cücenin yörüngesinde dönen, kütle çekiminden dolayı yuvarlak hâle gelen gök cismidir. Uluslararası Astronomi Birliği’nin (IAU) tanımına göre Güneş Sistemi’nde sekiz gezegen bulunur: karasal gezegenler Merkür, Venüs, Dünya ve Mars; gaz devleri Jüpiter, Satürn; buz devleri ise Uranüs ve Neptün. Evrenin geniş bölgelerinde gezegen oluşumunu açıklamak için en yaygın kabul gören görüş, yoğun bir yıldızlararası bulutun kendi içine çökerek bir önyıldız ve onun etrafında dönen öngezegen diski oluşturduğunu öne sürer. Bu disk içinde maddelerin kütle çekimiyle biriktiği “akresyon” süreciyle gezegenler büyür.

“Gezegen” sözcüğü, Türkçede “gezmek” fiilinden türemiştir. Antik Yunancada “πλανήται” (planḗtai) kelimesi, Güneş, Ay ve çıplak gözle görülebilen “beş ışık noktası”—Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn—i tanımlamak için kullanılmıştır. Tarih boyunca gök cisimleri tanrılarla ilişkilendirilmiş, mitolojik ve folklorik bağlar yeni keşfedilen Güneş Sistemi gök cisimlerinin adlandırılmasında etkili olmuştur. 16. ve 17. yüzyıllarda yermerkezli modelin yerini günmerkezliğin almasıyla Dünya da bir gezegen olarak kabul edildi.

Teleskobun gelişmesiyle birlikte “gezegen” kavramı genişledi. Artık Dünya’nın ötesindeki gezegenlerin uyduları, buz devleri Uranüs ve Neptün, Ceres gibi asteroit kuşağındaki cisimler ve Kuiper Kuşağı’ndaki Plüton gibi çıplak gözle görülmeyen gök cisimleri de bu tanıma dahil oldu. 2006’da IAU, Güneş Sistemi’ndeki dört karasal ve dört dev gezegeni bir kategoriye koyan bir tanım yayınladı; Ceres, Plüton ve Eris ise cüce gezegen kategorisine yerleştirildi. Bununla birlikte birçok astronom, “gezegen” terimini daha geniş bir kapsama sahip olarak, Ay gibi yuvarlak uyduları ve cüce gezegenleri de içine alarak kullanmaya devam etti.

Gelişen astronomik teknikler, Güneş Sistemi dışındaki ötegezegenleri ortaya çıkardı. 5 000’den fazla ötegezegen keşfedildi; bunlar arasında 51 Pegasi b gibi sıcak Jüpiterler, HD 20782 b’deki yüksek eksantrik yörüngeler gibi Güneş Sistemi gezegenlerinden farklı özellikler gösteren cisimler bulunuyor. Kahverengi cüceler ve Jüpiter’den büyüktür gezegenler, yıldız ile gezegen arasındaki sınırın ne olduğu konusunda tartışmalara yol açtı. Çok sayıda ötegezegen, yaşanabilir bölge içinde yörüngede döndüğü belirlenmiş olsa da, yaşamı destekleyen tek gezegen hâlâ Dünya’dır.

43 goruntulenme