Kuzey Kutup Dairesi'nin yaklaşık bin kilometre içinde, Norveç'e bağlı Svalbard takımadalarında, Longyearbyen kasabasının havalimanına bakan bir dağ yamacından beton bir ağız çıkar. İçeriye yüz metreyi aşan bir tünel uzanır; tünelin sonunda üç oda vardır. Odaların içi raflarla, raflar mühürlü kutularla doludur. Kutularda tohum vardır — dünyanın dört bir yanındaki gen bankalarından gönderilmiş, isimlendirilmiş, kayıt altına alınmış tohumlar.
Neden tarım bir yedeğe ihtiyaç duyar?
Bugün yediğimiz kalorinin büyük bölümü az sayıda bitki türünden gelir; her tür içinde de ticari olarak yaygın birkaç çeşit öne çıkar. Bu, verim açısından iyidir; dayanıklılık açısından tehlikelidir. Bir hastalık, bir zararlı ya da değişen iklim yaygın çeşidi vurduğunda, çözüm çoğu zaman terk edilmiş, "verimsiz" sayılmış yerel bir çeşidin taşıdığı dirençte bulunur.
Bu yüzden ülkeler gen bankaları kurar: yerel ve yabani çeşitlerin tohumlarını soğukta saklar, belirli aralıklarla yeniden ekip tazeler. Sorun şu ki gen bankaları da binadır: yanabilir, sel alabilir, elektriği kesilebilir, savaş bölgesinde kalabilir.
Svalbard neyi çözüyor?
Svalbard Küresel Tohum Deposu bir gen bankası değil, gen bankalarının yedeğidir. 2008'de açıldı. Norveç devleti binayı yaptırdı; işletme, Nordik gen kaynakları merkezi ve uluslararası bir bitki çeşitliliği vakfıyla birlikte yürütülür.
Çalışma ilkesi bir emanet kasasına benzer: her kutu, gönderen kuruma aittir. Depo yöneticileri kutuları açmaz, içindekini incelemez, başkasına vermez. Yalnız gönderen kurum geri isteyebilir. Buna "kara kutu" ilkesi denir ve deponun uluslararası güveni bu ilkeye dayanır.
Neden bu kadar kuzeyde?
Yer seçimi üç şeye dayanır. Birincisi sürekli donmuş toprak: dağın içi doğal olarak eksinin altındadır, bu yüzden soğutma sistemi arızalansa bile sıcaklık çok yavaş yükselir. Odalarda hedeflenen sıcaklık yaklaşık eksi 18 derecedir; bu sıcaklıkta pek çok tür onlarca, bazıları yüzlerce yıl canlılığını korur.
İkincisi yükseklik: giriş deniz seviyesinden yeterince yukarıdadır, dolayısıyla deniz seviyesi yükselse bile su tünelin ağzına ulaşmaz. Üçüncüsü jeolojik sakinlik: bölge deprem açısından durağandır ve kayaç yapısı tünel için uygundur.
Kapasite ve içerik
Depo, milyonlarca farklı tohum örneğini alacak biçimde tasarlandı; her örnek genellikle birkaç yüz tohum içerir. İçeride buğday, pirinç, arpa, mısır, fasulye, patates gibi temel türlerin yanı sıra çoğu insanın adını duymadığı yerel çeşitler bulunur: belirli bir vadinin kuraklığa dayanıklı buğdayı, tuzlu toprakta yetişen bir pirinç hattı, yalnızca bir adada kalmış bir fasulye.
Kutular yılda birkaç kez düzenlenen "yatırma" günlerinde kabul edilir; her seferinde farklı ülkelerden kurumlar yeni örnekler gönderir. Katılım gönüllüdür ve ücretsizdir.
Bir kez gerçekten kullanıldı
2015'te Suriye'deki savaş nedeniyle Halep merkezli uluslararası bir kuru tarım araştırma merkezi kendi koleksiyonuna erişemez hâle geldi. Merkez, yıllar önce Svalbard'a gönderdiği yedeklerin bir bölümünü geri istedi. Kutular çıkarıldı; tohumlar Lübnan ve Fas'ta yeniden ekilerek çoğaltıldı ve birkaç yıl sonra yeni yedekler Svalbard'a geri yollandı. Sistem, tasarlandığı senaryonun tam olarak gerçekleşmesiyle sınandı ve çalıştı.
Eriyen kar meselesi
2016-2017 kışı bölgede olağandışı ılık geçti. Eriyen kar suyu giriş tünelinin ağzından içeri sızdı ve orada donarak buz kütlesi oluşturdu. Tohum odalarına ulaşmadı, hiçbir örnek zarar görmedi. Ancak olay, "burası kendiliğinden donmuş kalır" varsayımının iklim değişikliği altında sorgulanması gerektiğini gösterdi. Giriş bölümü yeniden inşa edildi: su yalıtımı güçlendirildi, drenaj kanalları açıldı, ısı üreten ekipman tünelden çıkarıldı.
"Kıyamet ambarı" adı ne kadar doğru?
Basında sık kullanılan bu ad, deponun amacını yanlış anlatır. Buranın beklediği felaket bir kıyamet değil, çok daha sıradan bir olaydır: bir gen bankasının kaybı. Yangın, sel, bütçe kesintisi, iç savaş. Böyle bir kayıp yaşandığında, kaybolan çeşit bir daha üretilemez; onu yaratan doğal seçilim ve yüzyıllar süren çiftçi seçimi tekrar edilemez.
Yani dağın içinde saklanan şey tohum değil, seçeneklerdir. Gelecekte hangi hastalığın çıkacağını, hangi bölgenin kuraklaşacağını bilmiyoruz. Elimizde ne kadar çok çeşit varsa, o soruya cevap bulma ihtimalimiz o kadar yüksek.