Stresli Anlarda Kedilere Dokunmak Olumsuz Etki Yaratabilir: Yeni Araştırma Uyarıyor
Son yapılan bir çalışma, yüksek stres dönemlerinde kedilere sarılmanın duygusal rahatsızlığı artırdığını ve beklenen rahatlatıcı etkisinin tersine sonuç verdiğini gösterdi.
Bilim dünyası, uzun zamandır evcil hayvanların stres azaltıcı etkileri üzerine yapılan araştırmalara yoğun ilgi gösteriyor. Ancak 18 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan yeni bir çalışma, bu yaygın inanışın her durumda geçerli olmadığını ortaya koydu. Araştırmacılar, yoğun stres altında olan bireylerin kediyle fiziksel temas kurduklarında, duygusal tepkilerinin daha da şiddetlendiğini ve negatif duyguların artarak, psikolojik durumun daha da kötüleştiğini tespit etti. Çalışma, özellikle iş yerinde yoğun baskı, sınav dönemi ve kişisel krizler gibi yüksek stresli ortamların insan psikolojisi üzerindeki etkilerini ölçmek amacıyla tasarlandı.
Deney, 120 gönüllü yetişkin üzerinde gerçekleştirildi. Katılımcılar, stres seviyelerinin yüksek olduğu bir dizi görev (zaman kısıtlamalı problem çözme, yüksek sesli geribildirim ve sosyal izolasyon) sonrası iki gruba ayrıldı: bir grup kedileriyle 10 dakikalık temas kurarken, diğer grup ise aynı süre boyunca yalnız kaldı. Katılımcıların duygusal durumları, anlık öz bildirim ölçekleri ve biyolojik ölçütler (kortizol seviyesi, kalp atış hızı) aracılığıyla değerlendirildi. Sonuçlar, kedilere sarılan grubun kortizol seviyelerinde %12 artış, kalp atış hızında belirgin bir yükseliş ve öz bildirimlerde anksiyete, sinirlilik gibi negatif duyguların artışı gösterdi.
Bu bulgular, hayvan destek terapilerinin evrensel bir çözüm olmadığını, aksine bireyin mevcut duygusal durumuna göre farklı etkiler yaratabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, kedilerin genellikle sakinleştirici bir varlık olarak algılanmasının, stresli bir zihinsel durumdayken bu algının bozulmasına yol açtığını açıklıyor. Stres altındaki beyin, duygusal tepkileri filtreleme ve düzenleme yetisini kaybederken, sevilen bir hayvanla bile temas kurmanın beklenen rahatlatıcı etkisi yerine, mevcut negatif duyguları daha yoğun hissetmesine neden olabiliyor.
Uzmanlar, bu sonuçların hem bireysel hem de kurumsal düzeyde önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Özellikle pandemi sonrası artan uzaktan çalışma modelinde, çalışanların evcil hayvanlarıyla vakit geçirmeleri yaygın bir uygulama haline geldi. Ancak bu yeni araştırma, işverenlerin ve çalışanların stres yönetiminde tek bir çözüm yaklaşıma güvenmemeleri gerektiğini, kişisel duygu durumunun değerlendirilmesinin şart olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca, psikolojik destek hizmeti sunan klinikler ve terapi merkezleri, hayvan destekli terapi programlarını planlarken, hastanın stres seviyesini ve duygusal durumunu önceden ölçerek uygunluğu belirlemeli.
Gelecekte yapılacak araştırmaların, farklı hayvan türleri, temas süresi ve bireysel kişilik özelliklerinin bu etkileşime nasıl katkıda bulunduğunu incelemesi bekleniyor. Şimdilik, bilim insanları, stresli anlarda kedinizle fiziksel temas kurmak yerine, derin nefes egzersizleri, meditasyon veya profesyonel psikolojik destek gibi alternatif rahatlama yöntemlerini tercih etmenizi öneriyor. Bu bulgu, evcil hayvan sahiplerinin duygusal iyileşme stratejilerini yeniden gözden geçirmeleri ve bilimsel veriye dayalı yaklaşımları benimsemeleri gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor.