Kurak bölgelerde yaşayan bir karınca kolonisi için asıl sorun yiyeceği bulmak değil, bulduğunda saklamaktır. Tohum toplayan türler bunu depolarda çözer; tohum kurudur, bozulmaz. Ama nektar, bitki özsuyu ya da yaprak bitlerinin salgısı gibi sıvı besinler farklıdır: küflenir, mayalanır, buharlaşır, toprağa sızar. Bazı karınca türleri bu sorunu şaşırtıcı bir çözümle aşar — sıvıyı bir kapta değil, kendi işçilerinin bedeninde saklarlar.
Canlı fıçılar nasıl oluşur?
Kolonideki işçilerin bir bölümü "depo" görevine ayrılır; bunlara İngilizce literatürde replete denir. Yuvaya getirilen sıvı besin, ağızdan ağıza aktarımla (trofallaksis) bu bireylere verilir. Karnın arka bölümündeki esnek zar giderek gerilir; sert plakalar birbirinden uzaklaşır ve aralarında saydam bir balon oluşur.
Depo birey sonunda küçük bir üzüm tanesi ya da bezelye büyüklüğüne ulaşır. Bu hâldeyken normal yürüyemez; yuvanın derin ve serin odalarında tavana tutunarak asılı kalır. Düşerse kendi başına geri tırmanamaz, diğer işçiler yardım eder.
Kiler nasıl kullanılıyor?
Koloni yiyecek sıkıntısına girdiğinde bir işçi depo bireyin ağzına antenleriyle dokunur. Bu, "ver" anlamına gelen bir uyarıdır; depo birey biriktirdiği sıvının bir kısmını geri kusar ve talep eden işçi bunu alır. Yani koloni, kurak aylar için işleyen bir canlı erzak sistemi kurar.
Bu davranış, karınca kolonilerinin bireysel değil kolektif bir organizma gibi çalıştığının iyi bir örneğidir: birey bir organa dönüşür, işlevini yerine getirir ve gerektiğinde geri verir.
Nerede görülüyor?
Bal küpü davranışı tek bir türe özgü değildir. Avustralya'nın kurak iç bölgelerinde, Kuzey Amerika'nın çöllerinde, Afrika'nın bazı bölgelerinde ve Yeni Gine'de farklı karınca gruplarında birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır. Aynı çevresel baskının (mevsimlik ve öngörülemez besin) benzer çözümler doğurması, evrimde sık rastlanan bir örüntüdür.
İnsanlar için besin ve kültür
Avustralya'da bu karıncalar geleneksel olarak toplanır ve yenir; şişkin karın tatlı bir sıvı içerir. Toplamak zahmetlidir: yuvalar bir metreden derine inebilir ve depo bireyler en alt odalarda bulunur, bu yüzden kazı saatler sürebilir. Bu karıncalar Aborjin topluluklarının anlatılarında ve nokta resim geleneğinde de yer bulur; belirli bölgelerde önemli bir mevsimlik kaynaktır.
Koloni içindeki iş bölümü
Depo görevlileri ayrı bir "kast" olarak doğmaz. Genellikle genç işçiler arasından, koloninin o dönemki ihtiyacına göre beslenerek bu hâle getirilirler. Karınca kolonilerinde görev dağılımı çoğunlukla böyle esnektir: birey yaşına, aldığı besine, feromon ortamına ve koloninin durumuna göre görevden göreve kayar. Kıtlık uzun sürerse depolar boşalır ve bireyler tekrar normal boyuta iner.
Neden ilginç?
Çünkü çoğu depolama çözümü bir yapı gerektirir: kap, ambar, silo. Karıncalar bunun yerine kendi bedenlerini kullanır. Sonuç, taşınabilir olmayan ama sızdırmayan, küflenmeyen, sıcaklığa dayanıklı ve gerektiğinde tam olarak istenen miktarda dağıtılabilen bir depodur.
Tek bir karınca akıllı değildir; ama koloni, bir sonraki yağmura kadar dayanacak bir erzak sistemi kurabilir — üstelik o sistemin malzemesi de kendisidir.