Gaziantep
Gaziantep ilinin merkezi olan şehir
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan Gaziantep, aynı zamanda bir eğitim, ticaret ve sanayi şehridir. Dünya üzerinde hâlâ yaşanan en eski şehirlerden biridir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise serin ve yağışlı geçer. Don olayı az görülür, sıcaklık sıfır derecenin altına az düşer. Gaziantep'in deniz seviyesinden yüksekliği 850 metredir. Orta Fırat Bölümü'nde bulunan ve geçiş bölümünde yer alan Gaziantep'te karasallaşmış akdeniz iklimi görülmektedir.[1] Bunlara ek olarak Gaziantep, Türkiye sanayisi ve ticaretinde de önemli bir yer tutar. Bunun sebepleri arasında Gaziantep'in Anadolu ile Orta Doğu arasında bir konumda bulunması ve liman kentlerine yakınlığı sayılabilir. Rumkale ve Gaziantep Kalesi Gaziantep'in simgeleri arasında sayılabilir.
Tarihçe
İlk çağlar
Günümüzdeki Gaziantep'in yakınlarında bulunan Dülük (Dolikhe ya da Doliche) bu bölgedeki en eski kenttir. Arkeolojik kazılar sonucunda bu kentte Paleolitik dönemden beri insanların yaşadığı bilinmektedir. Ancak Dülük, Erken Tunç Çağı'ndan sonra sürekli bir yerleşim yeri hâline gelmiştir. Bu kent, İpek Yolu üzerinde bulunduğu için çok gelişmiştir.
İlk kurulduğunda Babil yönetimi altında kalan kent, MÖ 1700'lü yıllarda Hititler'in eline geçer. Hititler'den sonra Mısır yönetimine geçen kent, MÖ 700-MS 546 arasında ise kronolojik sırayla Medler, Asurlular ve Persler tarafından yönetilir. MÖ 6. yüzyılda ise kentte sırasıyla Makedonya, Selevkos ve Komagene uygarlıklarının yönetimi başlar. Değişik medeniyetlere ev sahipliği yapan Antep, 1516 yılında Osmanlıların eline geçmesiyle ilk dönemlerde Arap ve Halep Eyaleti'ne bağlı bir konumda iken, 1531 yılında Dulkadir Eyaleti'nin teşekkül etmesi sonucu, bu eyaletin sınırları arasında yer alarak 1818 senesine kadar bu konumunu muhafaza eder. Bu tarihten itibaren yeniden Halep eyaletine sancak olarak bağlanır. Şehir, Osmanlı kent kültüründe önemli bir yer almıştır.
Yeni bir kent
Romalılar, Dülük yakınlarına Antiochia ad Taurum adında yeni bir kent kurar. Bu kent İsa'nın havarilerinden Yuhanna'nın Hristiyanlık'ı yaymak için seçtiği merkezlerden biri olmuştur. Kent, MS 395 yılında Bizans İmparatorluğu'nun eline geçer. MS 636 yılında halife Ömer bin Hattab, İslamiyet'i yaymak için Ayıntap ve Hatay yöresini Bizanslıların elinden alır. Bu şekilde Ayıntap halkı İslamiyet'i kabul eder. Bu arada Dülük, hızla eski önemini yitirmektedir.
1071 yılında Alp Arslan'ın Malazgirt Savaşı'ndaki zaferinden sonra kent Selçuklu yönetimine geçer. Bir dönem Eyyübilerin eline geçen kent, 1270 yılında Moğolların Ayıntap'a saldırmasıyla, 1389 yılında Dulkadiroğulları'nın ve 1471 yılında Memlük Devleti'nin egemenliğine geçmiştir.
Osmanlı yönetimi
1516 yılında Yavuz Sultan Selim'in Mercidabık Muharebesi'ndeki zaferinden sonra Ayıntap, Osmanlı yönetimine geçer. Osmanlılar döneminde kente çok sayıda cami, medrese, han ve hamam inşa edilmiştir. 1516-1596 yılları arasında kent, üretim, ticaret ve el sanatları yönünden de çok gelişmiştir. 1641 ve 1671 yıllarında iki defa kenti ziyaret eden Evliya Çelebi, kentte 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar cami, medrese, han, hamam ve bir de kapalı çarşı olduğunu yazar ve seyahatnamesinde aynen "Dünya yüzünden geniş bir ili, göz alıcı büyük yapıları her yerden aranan eşyası, birçok mezraları, bolluk ve verimliliği, bitimsiz yiyecek ve içecek pınarları ve ırmaklarıyla burası 'Şehr-i Ayıntab-ı Cihan'dır" der. Osmanlı döneminde Ayıntap, asla kendi eyaletinde olmayıp, önce Maraş (bugünkü Kahramanmaraş), sonra Halep eyaletinde yer almıştır. Bu nedenle Ayıntap'ın kültürel ve etnik yapısı üzerinde Suriye Havzası'nın etkisi çokça görülür.[2]
Antep Savunması
I. Dünya Savaşı'ndan sonra Mondros Antlaşması ile birlikte Osmanlı Devleti parçalanır. 17 Aralık 1918 tarihinde Antep, Birleşik Krallık'a, 5 Kasım 1919 tarihinde Fransa'ya bırakılır. Ermeni Lejyonu da bu savaşta görev almıştır. Şehre 8 Şubat 1921 Günü Gazilik unvanı Verilmiştir.
Antep halkı, 1920 yılında, Fransız birliklerinin Antep'e yerleşmesi üzerine direnişe başlar. 1920 yılının Ocak ayında Karayılan komutasındaki çeteler, Fransızların bir süvari birliğini pusuya düşürür. Şahin Bey, 200 kişilik milis gücüyle 1920 yılının Mart ayına kadar Antep'teki Fransız askerlerine karşı savaşır. Ancak açlık, cephanesizlik ve şehre yardım ulaşamaması sebebiyle Antep halkı, 9 Şubat 1921'de teslim olmak zorunda kalır. Savaş tam 10 ay 9 gün sürer. 25 Aralık 1921'de Ankara Anlaşması gereğince Fransız birlikleri şehri boşaltır.
Cumhuriyet dönemi
Gaziantep, 1987 yılında çıkarılan 3398 sayılı kanun ile büyükşehir unvanı kazandı. Başlangıçta iki ilçe (Şahinbey ve Şehitkamil) Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin sınırlarına dahil edildi. 2004 yılında çıkarılan 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediyesinin sınırları valilik binası merkez kabul edilerek yarıçapı 30 kilometre olan dairenin sınırlarına genişletildi. Bu sınırlar içinde kalan ilçeler, büyükşehir ilçe belediyeleri hâline geldi. 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları oldu.
Şu anda üç merkez ilçesi vardır bunlar; Şahinbey, Şehitkamil ve Oğuzeli ilçeleridir.
2013 yılında Suriye İç Savaşında NATO üyesi Türkiye'ye yönelik herhangi bir askeri hamleye karşılık askeri hamle için Gaziantep'e Adana ve Kahramanmaraş'ın ardından Türkiye'nin isteğiyle MIM-104 Patriot yerleştirilmiştir. 2023 Kahramanmaraş depremlerinde kent ağır hasar gördü.
İklim
Gaziantep'in geneline hâkim olan Karasal İklim ile beraber ilin batı kesimlerinin iklim özellikleri tartışmalıdır. Sıcaklık sıfırın altına gündüzleri pek düşmez, karlı gün sayısı ortalama iki gündür. En sıcak ay ortalaması 27,7 derecedir. Geçiş bölgesi olması itibarıyla zeytin, bağ, limon ve turunçgiller iklim şartlarına elverişlidir. Tarım olarak zeytin yetiştiriciliği ve fıstık yetiştiriciliği yaygındır. Nizip zeytini bu bölgeye has bir zeytin türüdür.
Nüfus
1987 yılında Gaziantep büyükşehir statüsü kazanıp il merkezinde yeni ilçeler kurulmuştur. Bu yıldan itibaren il merkezi nüfusu aşağıdaki gibidir.
2004 yılında çıkarılan kanun nedeniyle il merkezinde olmayan Oğuzeli ilçesi de büyükşehir sınırlarına girmiş olup 2008-2012 yılları arasındaki nüfus verilerine Oğuzeli de dahil edilmiştir. 2012 yılında ise ilin tamamı büyükşehir sınırlarına girmiştir.
Etnik yapı
Arap coğrafyacı Dimeşkî 14. yüzyılın başlarında Antep'in sakinlerinin yazmıştır.
Şehri 27 Mayıs 1834 tarihinde ziyaret eden Pierre Martin Rémi Aucher-Éloy 12 bin nüfuslu Antep'in nüfusunun Ermeniler ve Türklerden oluştuğunu belirtmiştir 1862 yılında şehri ziyaret eden İrlandalı diplomat James Lewis Farley şehirde, müslüman ahalinin zengin kısmını ve çevredeki taşra halkını temsil eden 18 bin Türk ile 8 bin 500 Ermeni ve 500 Yahudi'nin yaşadığını yazmıştır. 1895 senesinde Fransız coğrafyacı Élisée Reclus Antep'te çoğunlukla Türkmenlerin yaşadığından bahsetmiştir. 1911 yılında yayımlanan Encyclopædia Britannica'nın on birinci baskısı ve sonraki baskılarda Antep şehrindeki Müslüman sakinlerin çoğunlukla Türk Kürt olduğu belirtilmiştir. Fransız işgalinde yer alan komutanlardan Maurice Abadie, Antep sancağının nüfusunun büyük çoğunluğunun Türkler Arap, Kürt, Ermeni, Çerkes ve Yahudilerden oluştuğunu belirtmiştir. Antepli Ermeniler Birliğine göre 1914 senesinde 80 bin nüfuslu şehirde 30 bin Ermeni, 2 bin Kürt, birkaç yüz Çerkes ve geriye kalan nüfusunu Türkler oluşturmaktaydı.
Şehir nüfusunun yapısına dair bu bilgilere mukabil, Cumhuriyet itibarıyla şehre olan yoğun göç öncesi nüfusun çoğunluğunu oluşturan kırsal nüfusla ilgili etnik verilere ulaşmak mümkün değildir.
Kültür
2024 yılı itibari ile Gaziantep 106 coğrafi işaretli ürünle Türkiye'de en fazla ürüne sahip ildir.
El sanatları
Gaziantep'te çok çeşitli el sanatları bulunmaktadır. Geçmişte Gaziantep'teki en yaygın el sanatları dericilik, bakırcılık, yemenicilik, kilimcilik, el işlemeciliği ve kuyumculuktur. Bunlardan el işlemeciliği, bakırcılık ve kilimcilik önemini hâlâ korumaktadır. Özellikle Gaziantep'in kendine özgü motiflere sahip olan kilimleri ve bakır ürünleri çok meşhurdur. Gaziantep'e özgü kilim çeşitleri; Baklava Dilimleri, Habbap Ayağı, Kuş Kanadı, Zincir Göbek, Dirsek Göbek, Pençe Göbek, Çarkıfelek, Parmak Göbek ve Atom Göbek'tir. Ayrıca hanımların pek çok evde yaptığı Antep işi, dantel ve örgü gibi başka el sanatları da mevcuttur.
Mutfak
Gaziantep'in çok zengin bir mutfağı vardır, toplamda 300'e yakın yemek çeşidine sahiptir. Türkiye'nin lezzet ve gastronomi şehri olarak kabul edilir.[kaynak belirtilmeli] Bu mutfak seneler boyunca çeşitli geleneklerin ve uygarlıkların harmanlanmasıyla zenginleşmiştir. Antep mutfağı özellikle kebap, et yemekleri, tencere yemekleri ve tatlıları ile meşhurdur. Beyran, alinazik, içli köfte, mercimek köftesi, maş çorbası, pirpirim aşı, lebeniye çorbası, yoğurtlu çiğdem aşı, yoğurtlu keme aşı, zerdali aşı, alaca çorba, altı ezmeli kebap, Arap köftesi, baklava, beyti, börk aşı, çağla aşı, cağırtlak kebap, doğrama, ekşili taraklı kebap, erik tavası, firik pilavı, kavurma, kuşbaşı kebap, küşneme, lolazlı pilav, yağlı köfte, omaç, sarımsaklı lahmacun, patlıcan kebabı, sarımsak kebabı, simit kebabı, soğan kebabı, şiveydiz, yuvarlama, yeni dünya kebabı, diş hediği, zerdeli sütlaç, katmer, baklava çeşitleri, künefe, kuymak (lohusa kuymağı), un helvası, nişe helvası, Şam tatlısı, şirin tarhana Gaziantep mutfağına özgü yemek ve tatlı örneklerinden sadece birkaçıdır
Gaziantep, 2015 yılında 116 şehir arasından Türkiye'yi temsil eden ilk şehir olarak UNESCO'nun Yaratıcı Şehirler Ağı'na gastronomi alanında dâhil edildi.
Ağız
Anadolu'daki birçok ilde olduğu gibi Gaziantep'in de kendine özgü bir ağzı vardır. Halk arasında "Antep ağzı" ya da "Antepçe" adıyla çağrılan bu konuşma şekli özellikle kırsal kesimde yaşayanlar ve yaşlılar arasında daha çok görülür. En belirgin özellikleri "r" ve "y" harflerinin söylenmemesi, "h" ve "k" harflerinin değişime uğraması ve
"-iyor" eki ile bazı şahıs eklerinin yok olmasıdır. Antep ağzından bazı örnekler yandaki tabloda yer alır.
Türküler ve halk oyunları
Gaziantep yöresine özgü çok çeşitli türküler vardır. Bu türküler kahramanlık, aşk, göç ve oyun türküleri ve ağıtlar olarak beşe ayrılabilir. Bu türkülerden Karayılan13 Eylül 2006 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Şirinnar12 Şubat 2007 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Allı Yemeni25 Aralık 2010 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Ezo Gelin9 Ağustos 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Bahçalarda Mor Meni16 Haziran 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Evlerinde bir İpekten halı var14 Ocak 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Bahçalarda Zerdali11 Mayıs 2010 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Emmoğlu9 Ağustos 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. ve Deriko18 Haziran 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. sadece çok az bir kısmıdır.
Gaziantep, halk oyunları yönünden de çok zengindir. Bu oyunlar ise ağır halaylar, oynak halaylar ve mizanseli oyunlar olarak üçe ayrılır.
Tarihî yerler ve müzeler
Kentin tam merkezinde tarihî Gaziantep Kalesi yer alır. Kalenin güneyinde tarihî Naib Hamamı bulunmaktadır. Kalenin kuzeyinde ise çok sayıda tarihî han (Bayaz Han, Büdeyri Hanı, Tütün Hanı ve Şire Han gibi) bulunmaktadır. Hanların kuzeyinde bakır işlemeleriyle ünlü tarihî Bakırcılar Çarşısı yer alır. İlde Boyacı Camii, Kurtuluş Camii ve Şirvan Camii gibi çok sayıda tarihî cami yer alır. Bey Mahallesi'nde ise tarihi Antep evleri yer alır. İldeki görülecek bir diğer yer ise Aziz Bedros Kilisesi'dir. Bu cümleden önce adı geçen bütün yerler ödüllü "Kültür Yolu Projesi" adı altında restore edilmiştir. Gaziantep sınırları içerisindeki Zeugma ile Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi, UNESCO'nun Türkiye'deki Dünya Mirasları listesi'nde bulunmaktadır.
Gaziantep'teki Müzeler
Gaziantep ilinde çok sayıda müze vardır. Yapılmakta olan müzelerle beraber Gaziantep tam bir müzeler kenti olacaktır. Diğer tarihi kalıntılardan bazıları, Zeugma (Türkçede Belkıs da denilir) ve Nizip ilçesinin ve biraz daha kuzeydeki Rumkale yakınlarındaki Kargamış harabeleridir.
Gaziantep Arkeoloji Müzesi, Cilalı Taş Devri ‘ne ait seramik koleksiyonları; Bakır Çağı ve Tunç Çağı'na ait çeşitli nesneler, figürler ve mühürler; Hitit, Urartu, Yunan Pers, Roma, Kommagene Krallığı ve Bizans dönemlerinden taş ve bronz objeler, mücevherler, seramikler, madeni paralar, cam objeler, mozaikler ve heykellere sahiptir.
Zeugma Mozaik Müzesi, toplam 1.700 metrekare (18.000 ft2) Zeugma mozaiklerini ve diğer mozaikleri barındırır. 9 Eylül 2011'de halka açıldı.
Geç Osmanlı döneminden kalma restore edilmiş bir taş yapı olan Hasan Süzer Etnografya Müzesi, eski yaşam tarzı dekorasyona ve çeşitli silah, belge, şehrin savunmasında kullanılan aletler ve yerel direniş kahramanlarının fotoğraflarına ait koleksiyonlara sahiptir. İlk olarak 1906 yılında Garuj Karamanukyan'ın evi olarak inşa edilmiştir.
Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi açık hava müzesi, İslahiye ilçesinin 30 km (19 mi) güneyindeki aynı adla bilinen köydedir. Yakın Doğu'nun en büyük açık hava heykel atölyesidir ve bölgedeki kalıntılar Hititler'e kadar uzanır.
Gaziantep Savunma Müzesi: Gaziantep Kalesi ‘ndeki Panorama Müzesi'ne girmeden girişte üç yerel kahraman Molla Mehmet Karayılan, Şehit Mehmet Kâmil ve Şahin Bey heykelleri ile karşılaşıyorsunuz. Müzeye girerken yankıları duyarsınız: "Ben Antepliyim. Şahinim (Şahin)." Tarihi bir Antep evinde (“Nakıpoğlu Evi” olarak da bilinir) bulunan Gaziantep Savaş Müzesi, şehri savunurken şehit olan ve Türkiye'nin ulusal birliğinin ve bağımsızlığı sürdürme kararlılığının simgesi haline gelen 6.317 kişinin anısına adanmıştır. Antep Muharebesi'nin hikâyesi ses cihazları ve kronolojik panellerle anlatılıyor.
- Şahinbey Savaş Müzesi
- Medusa Cam Müzesi
- Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi
Derviş tekkesi, caminin külliye (caminin etrafında merkezlenmiş İslami-Osmanlı külliyesi) bir parçasıdır. 17. yüzyılda inşa edilmiştir. Mevlevi Tekkesi ‘ne, caminin avlusuna açılan bir avludan girilmektedir.
Emine Göğüş Mutfak Müzesi Gaziantep mutfağı ve yemek kültürü ile tanınır. 1904 yılında yapılmış tarihi bir taş ev restore edilerek Emine Göğüş Mutfak Müzesi'ne dönüştürülmüştür. Müze, Gaziantep'in Fransız işgalinden kurtuluşunun 87. yıl dönümü kutlamaları kapsamında açıldı.
Tarihi yerler
Zeugma, Gaziantep ilindeki bugünkü Belkıs köyü sınırları içinde, Fırat nehrinin geçilebilir en sığ yerinde kurulmuş bir antik kenttir. Bölgenin antik çağlardan beri askeri ve ticari açıdan stratejik karakteri nedeniyle (Zeugma, önemli bir Roma lejyonu'nun, Lejyon IV Scythica ‘nın, Parthia sınırına yakın karargâhıydı.) şehir, Bizans döneminde de yüzyıllarca önemini korudu.
Şehrin merkezindeki Gaziantep Kalesi, Gala (halk ağzıyla 'kale') da denilen, şehrin tarihi geçmişini ve mimari tarzını sergiler. Kalenin tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte burada yapılan kazılar sonucunda toprak yüzeyinde var olan bölümün altında Tunç Çağı yerleşim tabakalarının olduğu düşünülmektedir.
Kurtuluş Camii, eski Ermeni Meryem Ana Katedrali (Surp Asdvadzadzin), şehrin işgalci Fransızlardan kurtarılmasından sonra camiye dönüştürüldü. Fransız-Türk Savaşı (1918-1921) sonrasındaki kuvvetler. 1918 ile 1921 yılları arasında şehri işgal eden Fransız kuvvetleri arasında Fransız Ermeni Lejyonu da vardı.
Şahinbey semtinde tarihi bir cami olan Boyacı Camii Kadı Kemalettin tarafından 1211 yılında yaptırılmış ve 1357 yılında tamamlanmıştır. Dünyanın en eski ahşap minberlerinden birine sahiptir. Kur'an ayetleri, yıldızlar ve geometrik desenlerle bezenmiştir. Minaresi şehrin simgelerinden biri olarak kabul edilir.
Şirvani Camii (Şirvani Mehmet Efendi Camii) İki Şerefeli Cami olarak da anılan, Gaziantep'in Seferpaşa semtinde bulunan en eski camilerinden biridir. Şirvani Mehmet Efendi tarafından yaptırılmıştır.
Ömeriye Camii, Düğmeci semtinde bir camidir. Gelenek, ilk olarak İslam Halifeliği döneminde ikinci Halife, Ömer (dolayısıyla adı) altında inşa edildiğini ve bu da onu Gaziantep'in bilinen en eski camisi yapacağını belirtir. Modern cami, 1850 yılında yerinde restore edilmiştir. Siyah ve kırmızı mermeri mihrap ile tanınır.
Şeyh Fethullah Camii, 1563 yılında yapılmış ve Kepenek'te bulunan tarihi bir camidir. Bitişik Türk hamamları ve medresesi vardır.
Nuri Mehmet Paşa Camii, 1786 yılında asilzade Nuri Mehmet Paşa tarafından Çukur'da yaptırılan bir camidir. 1958-1968 yılları arasında müzeye dönüştürülmüş, ancak kapsamlı bir restorasyondan sonra cami olarak yeniden hizmete açılmıştır.
Ahmet Çelebi Camii, 1672 yılında Hacı Osman tarafından Ulucanlar'da yaptırılan bir camidir. Ahşap iç mimarisi ile dikkat çekmektedir.
Tahtani Camii, Şahinbey'de bulunan, 1557 yılında yapılmış ahşap bir camidir. Caminin eşsiz kırmızı mermer mihrabı vardır.
Alaüddevle Camii (Ali Dola Camii), Dulkadir bey Alaüddevle Bozkurt tarafından yaptırılmıştır. 1479 yılında yapımına başlanmış ve 1515 yılında tamamlanmıştır. Yakın zamanda yeni bir giriş eklenerek restore edilmiştir.
Şehitkamil Yaprak'ta bulunan Ali Nacar Camii, Ali Nacar tarafından yaptırılan Gaziantep'in en büyük camilerinden biridir. 1816'da genişletildi.
Eyüpoğlu Camii, 14. yüzyılda yerel İslam azizi Eyüboğlu Ahmet tarafından yaptırılan bir camidir. Büyük bir restorasyon yapılmış, o kadar ki mevcut yapı orijinal binaya pek benzememektedir.
Kendirli Kilisesi, 1860 yılında Fransız misyonerlerin ve III. Napolyon'ün yardımlarıyla inşa edilmiş bir kilisedir. Katolik Ermeni kilisesidir. Dikdörtgen planlı olup, geniş bir bahçe içerisinde siyah kesme taş temel üzerine beyaz kesme taşlarla inşa edilmiştir.