Soğuk Savaş yıllarında ABD donanması, düşman denizaltılarını izlemek için okyanus tabanına hidrofon (su altı mikrofonu) ağları döşedi. Sistem, kilometrelerce öteden gelen düşük frekanslı sesleri yakalayacak biçimde tasarlanmıştı. Savaş bittiğinde bu kayıtların bir bölümü bilim insanlarının kullanımına açıldı — ve okyanusun ses haritası çıkmaya başladı.
Yanlış frekanstaki şarkı
1989'da kayıtlarda tanıdık olmayan bir sinyal belirdi. Desen bir balina çağrısına benziyordu: belirli aralıklarla tekrarlanan, mevsimlere göre yer değiştiren, göç eden bir kaynaktan geliyordu. Ama frekans tuhaftı.
Mavi balinaların ve oluklu balinaların çağrıları genellikle 15-20 hertz civarındadır; insan kulağının duyma sınırının hemen altında kalan, suda çok uzağa giden derin uğultulardır. Bu kaynak ise yaklaşık 52 hertzde sesleniyordu. Kabaca en pes piyano tuşlarının bölgesi; balina ölçeğinde ise şaşırtıcı derecede tiz.
"En yalnız balina" adı nereden geldi?
Yorum basitti: eğer diğer balinalar bu frekansta iletişim kurmuyorsa, bu birey yıllardır cevapsız şarkı söylüyor demektir. Basın bu fikri sevdi; hikâye belgesellere, şarkılara, kitaplara konu oldu. Bir noktada, hayvanı bulup görüntülemek için bağış kampanyaları bile düzenlendi.
Bilimsel tarafı ise daha temkinli. Balinaların yalnızca kendi çağrı frekanslarını duyduğu varsayımı kesin değildir; işitme aralıkları çağrı aralıklarından çok daha geniştir. Yani 52 hertz'de seslenen bir hayvanın "duyulmuyor" olması zorunlu değildir.
Ne tür bir hayvan?
Otuz yılı aşkın süredir kaydediliyor, ama hiç görülmedi. Türü kesin bilinmiyor. Öne sürülen açıklamalar şunlar:
Melez birey: mavi balina ile oluklu balina melezleri belgelenmiştir; melez bir bireyin ses üretim yapısı iki türün arasında bir frekans verebilir.
Yapısal farklılık: ses üretim organlarındaki bir gelişim farkı, tür içinde alışılmadık bir frekansa yol açabilir.
Bilinen bir türün farklı popülasyonu: balina çağrıları bölgeden bölgeye değişir; kayıtlar ender bir varyanta ait olabilir.
Kayıtlarda ilginç bir ayrıntı daha var: yıllar içinde çağrının frekansı hafifçe düşmüş. Bu, bireyin yaşlanıp büyümesiyle uyumlu bir değişimdir — aynı hayvanın uzun süredir izlendiğine dair en güçlü işaret budur.
Yalnız olmayabilir
Hikâyenin duygusal çekirdeğini zayıflatan bir bulgu var: farklı konumlardaki hidrofonlarda, aynı anda benzer nitelikte çağrılar kaydedildiğine dair veriler bildirildi. Aynı anda iki ayrı yerde ses üreten tek bir hayvan olamayacağına göre, bu tür çağrıyı yapan birden fazla birey bulunuyor olabilir.
Asıl mesele: okyanusu kulakla izliyoruz
Bu hikâyenin kalıcı yanı, deniz biyolojisinin ne kadarını sesle takip ettiğimizi göstermesidir. Açık okyanusta bir hayvanı görmek nadirdir; ama sesi yüzlerce kilometre öteden kaydedilebilir. Bugün balina popülasyonlarının izlenmesi, göç yollarının çıkarılması, hatta gemi gürültüsünün canlılar üzerindeki etkisinin ölçülmesi büyük ölçüde bu ses arşivleriyle yapılıyor.
Ve o arşivlerde hâlâ kaynağını bilmediğimiz kayıtlar var. 52 hertz, bunların en ünlüsü — çünkü insanların kendi yalnızlıklarını yansıtabilecekleri bir ses buldular. Bilimsel gerçek daha mütevazı: elimizde, türü belirsiz, otuz yıldır dinlenen ama hiç görülmemiş bir hayvanın kaydı var.