Finlandiya’nın Jyväskylä Üniversitesi’nden araştırmacılar, 2018 yılında başlayan ve 8 yıl süren PANIC çalışmasının sonuçlarını açıkladı. Çalışma, çocukluk döneminde ekran karşısında geçirilen sürenin artmasının, ergenlikteki bilişsel işlemleme yeteneklerini olumlu yönde etkilediğini ortaya koydu. Bu bulgu, uzun süredir yaygın olan ‘ekran süresinin zararlı olduğu’ algısına meydan okuyor ve ekran aktivitelerinin niteliğine odaklanılması gerektiğini vurguluyor.
Araştırmanın başyazarı olan Doktora Araştırmacısı Petri Jalanko, bulguların ekran süresinin çocukların ve ergenlerin bilişsel gelişimini destekleyebileceğini gösterdiğini belirtiyor. Jalanko, ‘Önemli olan, çocukların ekran karşısında ne yaptıklarıdır. Öğretmenler ve ebeveynler, cihazları aktif düşünmeyi, problem çözmeyi, yaratıcılığı ve öğrenmeyi teşvik eden aktiviteler için kullanmalarını sağlamalıdır’ diye ekliyor. Araştırma, ekran süresinin zararlı olarak görülmemesi gerektiğini, ancak fiziksel aktivite ile dengelenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Çalışma, 124 kız ve 136 erkek çocuğun katılımıyla gerçekleştirildi. Katılımcıların ortalama yaşı 15.8 olan ergenlik dönemindeyken, araştırmacılar fiziksel aktivite, hareketsiz davranış ve ekran süresini hem anketler hem de kalp atışı ve hareket ölçümleri yapan cihazlar aracılığıyla izledi. Bilişsel performans ise CogState test bataryası kullanılarak değerlendirildi. Sonuçlar, çocukluk döneminde daha fazla ekran süresi ile ergenlikteki bilişsel işlemleme yetenekleri arasında pozitif bir ilişki olduğunu gösterdi.
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise fiziksel aktivitenin cinsiyete göre farklı etkiler göstermesiydi. Kız çocuklarında hafif yoğunluklu fiziksel aktivitenin artması, ergenlikteki çalışma belleğinin gelişimiyle bağlantılıydı. Erkek çocuklarında ise rehberli fiziksel aktivitelerin artması, çalışma belleğinin iyileşmesiyle ilişkilendirildi. İlginç bir şekilde, denetimsiz egzersizlerin azalmasının da ergenlikteki bilişsel performansı olumlu yönde etkilediği gözlemlendi. Buna karşın, kalp atışı ve hareket ölçüm cihazlarıyla izlenen fiziksel aktivite ve hareketsiz sürelerin bilişsel performansla doğrudan bir ilişkisi bulunmadı. Araştırmacılar, bu durumun cihazların aktivite sırasında yapılan spesifik aktiviteleri belirleyememesinden kaynaklanabileceğini düşünüyor.
Jalanko, bulguların fiziksel aktivite ve hareketsiz davranışların bilişsel performansla ilişkisinin karmaşık olduğunu ve cinsiyet, aktivite türü ve ölçüm yöntemine bağlı olarak değişebileceğini vurguluyor. ‘Erkek ve kız çocuklarının beyin sağlığı açısından farklı türde fiziksel aktivitelerden fayda sağlayabileceğini gösteriyoruz’ diyen Jalanko, daha fazla müdahale çalışmasına ihtiyaç olduğunu ve cinsiyet farklılıklarının daha derinlemesine incelenmesi gerektiğini belirtiyor. Araştırmacılar, bulguların nedensellik ilişkisi göstermediğini, yalnızca ilişki olduğunu ve gelecekteki çalışmaların bu konuda daha fazla aydınlatma sağlayacağını ifade ediyor.
Finlandiya’daki bu çalışma, çocukluk ve ergenlik dönemindeki fiziksel aktivite ve ekran kullanımının uzun vadeli bilişsel etkilerini anlamak açısından önemli bir adım olarak görülüyor. Araştırma sonuçları, ebeveynler ve eğitimciler için çocukların dijital dünyada nasıl daha sağlıklı bir şekilde yer alabileceklerine dair yeni bakış açıları sunuyor. Uzmanlar, ekran süresinin niteliğine odaklanılması gerektiğini ve fiziksel aktivite ile dengelenmesi gerektiğini vurguluyor.