Yazılı sohbetAna sohbet odası — üye olmadan da gir Sesli ve görüntülüKonuşarak sohbet et, istersen kameranı aç Canlı yayınlarYayındakileri izle

Süperiletkenlik sönünce elektron çiftleri kalıyor: UTe2'de desenli bir hal

Illinois'teki ekip uranyum ditellüritte, süperiletkenlik 2,1 kelvinde kaybolduktan sonra da ayakta kalan desenli bir Cooper çifti düzeni ölçtü. Bulgu yüzeyden geliyor; kristalin içi için kanıt yok.

Süperiletkenlik sönünce elektron çiftleri kalıyor: UTe2'de desenli bir hal
Teknoloji 4 Ekim 2026 8 dk okuma 3 okunma

Urbana-Champaign'deki laboratuvarda bir uranyum ditellürit kristali 300 milikelvine, yani mutlak sıfırın üç binde biri kadar üstüne soğutulmuştu. Taramalı tünelleme mikroskobunun ucu yüzeyi tararken elektron yoğunluğunda düzenli, tekrar eden bir dalgalanma gördü. Sonra sıcaklık yükseltildi. Kristal 2,1 kelvini geçti, elektrik direnci geri geldi, süperiletkenlik bitti — ama desen yerinde kaldı. 4,2 kelvinde, yani süperiletkenliğin tamamen söndüğü sıcaklıkta bile hâlâ oradaydı ve en tuhafı, manyetik alana süperiletken bir şeymiş gibi tepki veriyordu.

Illinois Üniversitesi Urbana-Champaign fizikçileri bu ölçümü, Cooper çiftlerinin — süperiletkenliği taşıyan elektron ikililerinin — malzeme süperiletken olmaktan çıktıktan sonra da var olabildiğinin doğrudan kanıtı olarak sunuyor. Çalışma 15 Temmuz 2026'da PNAS'ta yayımlandı (cilt 123, sayı 29; DOI 10.1073/pnas.2602117123). Önemli olan tarafı şu: eğer elektronlar çiftlenmeye süperiletkenlik başlamadan önce başlıyorsa, bir malzemenin kritik sıcaklığını belirleyen şey çiftin kendisi değil, çiftlerin birlikte hareket etmeyi öğrenmesidir. Bu ayrım, yüksek sıcaklık süperiletkenlerinin 40 yıllık açık sorusunun tam ortasında duruyor.

Süperiletkenlik iki ayrı şey demek

Süperiletken bir malzemede iki olgu birden görülür. Birincisi sıfır elektrik direnci: akım, kayıp vermeden dolaşır. İkincisi Meissner etkisi: malzeme soğutulduğunda manyetik alanı içinden dışarı atar, bu yüzden üstüne konan bir mıknatıs havada durur. İkisi de tek bir şeyin sonucudur — milyarlarca elektron çifti aynı kuantum durumuna çöker ve tek bir dalga gibi davranmaya başlar.

Elektronlar normalde bunu yapamaz. Kuantum kuralları, fermiyon denen parçacık sınıfının iki üyesinin aynı duruma girmesini yasaklar. 1957'de yine Illinois'te çalışan John Bardeen, Leon Cooper ve Robert Schrieffer bu tıkanıklığın nasıl aşıldığını açıkladı: elektronlar kristal örgü aracılığıyla ikişer ikişer bağlanır. Oluşan Cooper çifti artık fermiyon değil bozondur ve bozonlar aynı durumu paylaşabilir. BCS teorisi olarak bilinen bu model, bilinen bütün süperiletkenleri açıkladı — 1986'da yapısı BCS varsayımlarına uymayan "geleneksel olmayan" süperiletkenler bulunana kadar.

BCS süperiletkenlerinde Cooper çiftlenmesi etkileşiminin şematik gösterimi
BCS süperiletkenlerinde Cooper çiftlenmesi etkileşiminin şematik gösterimi — Tem5psu, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons)

Çiftlenme bir şey, tutarlılık başka şey

Buradan sonrası, konunun kırk yıllık düğümü. Süperiletkenliğin ortaya çıkması için iki koşul gerekir: çiftlerin oluşması (çiftlenme) ve bütün çiftlerin aynı ritme girmesi (faz tutarlılığı). Bir benzetmeyle: bir korodaki herkesin notayı bilmesi bir şeydir, hep birlikte aynı anda söylemesi başka şeydir. Klasik BCS resminde ikisi aynı sıcaklıkta birden olur — nota da o anda öğrenilir, koro da o anda başlar.

Kupratlarda, yani 1986'dan beri incelenen bakır oksit temelli yüksek sıcaklık süperiletkenlerinde ise kritik sıcaklığın üstünde garip bir bölge gözlenir: elektron durumlarında, süperiletkenlikteki enerji aralığına benzeyen ama tam olmayan bir boşluk. Literatürde "pseudogap" (yalancı aralık) adıyla geçer. Kırk yıllık tartışma tam bu noktada: bu yalancı aralık, çiftlerin çoktan oluştuğu ama henüz koro hâlinde söylemediği bir hal mi (önceden oluşmuş çiftler), yoksa süperiletkenlikle ilgisi olmayan bambaşka bir düzen mi? Soru akademik değil: eğer çiftler çok daha yüksek sıcaklıklarda zaten oluşuyorsa, oda sıcaklığı süperiletkenliği arayışının hedefi "çifti kurmak" değil "koroyu düzene sokmak" olur.

Çift yoğunluk dalgası: 2007'de uçlarda bir öneri

Sıradan bir süperiletkende Cooper çiftleri malzemeye düzgün yayılır. 2007'de Eduardo Fradkin ve meslektaşları, çiftlerin bunun yerine uzamda tekrar eden bir desen kurabileceğini öne sürdü: çift yoğunluk dalgası (pair density wave, PDW). Yani çiftlerin yoğunluğu yer yer artıp azalır, ortada bir "çizgili" süperiletken hal doğar. Teorinin en keskin öngörüsü de buydu: böyle bir desen, malzeme süperiletken olmasa bile ayakta kalabilir.

Fradkin, üniversitenin 9 Eylül 2026 tarihli bültenine verdiği değerlendirmede öneriyi geriye dönüp şöyle anlatıyor: "İlk ortaya attığımızda dalın ucundaydık. Çok tuhaf bir hal ve deneysel ipuçları olsa da fazın varlığının doğrudan doğrulaması yoktu." Aynı bültende kullandığı benzetme çalışmanın da başlığı oldu: "Çift yoğunluk dalgaları, süperiletkenliğin Cheshire Kedisi'nin sırıtışıdır. Fazın kendisi kaybolduktan sonra geriye kalan kalıntıdır."

Çalışmanın teorik analizini yürüten, o dönem Illinois'te doktora öğrencisi olan Julian May-Mann sorunu şöyle özetliyor: "Çift yoğunluk dalgalarını gerçek malzemelerde çözümlemek zordur, çünkü bazı deneylerde sıradan süperiletken gibi, bazılarında yük yoğunluk dalgası gibi davranırlar."

Neden uranyum ditellürit

UTe2, 2019'a kadar sıradan bir metal sayılıyordu; o yıl 2 kelvinin altında süperiletken olduğu görüldü. Üzerinde çalışıldıkça fizikçiler bunun ender bir tür olduğunu düşünmeye başladı: spin-üçlü (triplet) çiftlenme. BCS süperiletkenlerindeki çiftlerin aksine üçlü çiftlerin manyetik momenti vardır — yani çift, manyetik alanı "hisseder". Bu türün kesin olarak doğrulanmış tek örneği, Illinois'te uzun yıllar çalışan ve bu işle Nobel alan Anthony Leggett'in incelediği süperakışkan helyum-3'tür.

Fradkin bu konuda temkinli: "Süperakışkan helyum-3'e benzer özellikler taşıyan üçlü çift süperiletkenlerinin var olduğu varsayılıyor ve birkaç süperiletkenin böyle olduğuna inanılıyor. Sorunun tamamen kapandığını söylemem, ama uranyum ditellürit konusunda ortak kanı bunun bir üçlü çift süperiletkeni olduğu."

Vidya Madhavan'ın deney grubu bu malzemede daha önce yük yoğunluk dalgaları bulmuştu ve bir tuhaflık fark etmişti: desen manyetik alanla yok edilebiliyordu. Madhavan'ın üniversite bülteninde anlattığına göre bu beklenmez bir davranış: "Yük yoğunluk dalgası uzamda modüle olmuş kolektif bir elektronik haldir, manyetik alana tepki vermesi için bir neden yok, bırakın alan tarafından yok edilmesini." Grup verileri Fradkin'e götürmüş; teorik tarafın yanıtı, sistemde bir çift yoğunluk dalgası da varsa bunun olabileceği olmuş.

Londra Nanoteknoloji Merkezi laboratuvarındaki büyük bir taramalı tünelleme mikroskobu
Londra Nanoteknoloji Merkezi laboratuvarındaki büyük bir taramalı tünelleme mikroskobu — O. Usher (UCL MAPS), CC BY 3.0 (Wikimedia Commons)

Ölçüm: yönü değişebilen manyetik alan

İki şey gerekti. Birincisi daha temiz kristal: çift yoğunluk dalgaları kırılgandır, ancak çok düzenli kristallerde oluşur. Ekip, erimiş akı yöntemiyle büyütülmüş yeni nesil örneklere yöneldi; bunların kritik sıcaklığı da daha yüksek, yaklaşık 2,1 kelvin. Madhavan eski verilerin neden yetmediğini şöyle anlatıyor: "Daha önceki verilerimizde çift yoğunluk dalgalarını göremiyorduk, çünkü malzemedeki safsızlıklar veriyi gizliyordu. Sis bulutunun içinde bir ışık aramaya benziyordu."

İkincisi alet: yalnız şiddeti değil yönü de değiştirilebilen bir vektör manyetik alanlı taramalı tünelleme mikroskobu. Deneyleri yürüten doktora sonrası araştırmacı Zhen Zhu'nun bültende belirttiğine göre bu özellik malzemenin yapısı yüzünden belirleyiciydi: UTe2'nin üst kritik alanı yöne göre çok farklıdır, dolayısıyla kristale birçok yönden bakmak gerekiyordu.

Aşağıdaki tablo, makaledeki ve onun açık erişimli ön baskısındaki ölçüm koşullarını topluyor.

MalzemeUTe2 (uranyum ditellürit), spin-üçlü süperiletken
Kritik sıcaklık (Tc)Yeni kristallerde yaklaşık 2,1 K; eski kristallerde yaklaşık 1,6 K
Çift yoğunluk dalgası için varsayılan geçiş sıcaklığıYaklaşık 5 K (q deseninin ortaya çıktığı sıcaklık)
Ölçüm sıcaklıklarıAğırlıklı olarak 300 mK; ayrıca 1,6 K, 2,5 K ve 4,2 K
YöntemVektör manyetik alanlı taramalı tünelleme mikroskobu
4,2 K'de q desenini bastıran alanb* ekseni 4,0–8,0 tesla · a ekseni 0,4–0,8 tesla · c* ekseni 1,5–3,0 tesla
Alanla doğan p2 deseni300 mK'de b* boyunca yaklaşık 5 teslada görünür, 8 teslaya dek sürer; 2,5 K'de hiç yok
Üst kritik alanın yön sıralamasıb* ekseni > c* ekseni > a ekseni

Ölçümün mantığı şu: ekip iki ayrı desen ailesi buldu. p desenleri (p1, p2, p3) kritik sıcaklık yakınında kayboluyor — yani düzgün süperiletkenliğe bağlı. q desenleri (q1, q2, q3) ise kritik sıcaklığın çok üstünde, yaklaşık 5 kelvine kadar yaşıyor; buna karşılık manyetik alanla bastırılıyorlar ve bastırıldıkları alan şiddetinin yönlere göre sıralaması, süperiletkenliğin üst kritik alanının yön sıralamasıyla aynı. Süperiletkenlik 4,2 kelvinde tamamen yokken bile bu uyumun sürmesi, makalenin temel kanıtı. Madhavan bülteninde bunu "modların, süperiletkenliğin kaybolduğu sıcaklığın üstünde de yaşadığını gösterdik; bu, daha önce inandırıcı biçimde gözlenmemiş kuramsal bir öngörüydü" diye özetliyor.

May-Mann'ın bültendeki değerlendirmesi, yorumun neden tek başına yük yoğunluk dalgası olamayacağını anlatıyor: "Yoğun madde fiziğinde, sıcaklık değiştirildiğinde ya da manyetik alan uygulandığında farklı fazların nasıl görünüp kaybolabileceğini kısıtlayan temel ilkeler var. Deneysel veriyi yalnız bir yük yoğunluk dalgasına dayandıran her açıklama bu ilkelerle çelişiyor."

Bulgunun sınırı: yüzey mi, kristalin içi mi

Bu kısmı atlamamak gerekiyor, çünkü makalenin kendisi de atlamıyor. Taramalı tünelleme mikroskobu bir yüzey aletidir; ucu kristalin en üst atom katmanını okur. Dolayısıyla ölçülen desenin kristalin içinde de olduğuna dair doğrudan bir kanıt yok.

Üstelik aksi yönde bir ölçüm var. 2024'te Nature Communications'ta yayımlanan ve aralarında Los Alamos, Illinois, Paul Scherrer Enstitüsü, DESY ve Zürih Üniversitesi'nden araştırmacıların bulunduğu bir çalışma (DOI 10.1038/s41467-024-53739-8), rezonant esnek X-ışını saçılmasıyla aynı yük düzenini kristalin içinde aradı ve bulamadı. Makalenin ifadesiyle, taramalı tünelleme mikroskobunun gördüğü yük düzeninin yapı çarpanı, yöntemin duyarlılığı içinde kristalin hacminde yok; sinyal, yapısal Bragg tepelerinden en az beş ila sekiz büyüklük mertebesi zayıf.

PNAS makalesinin yazarları bu sonucu kendi çerçevelerine açıkça yazıyor: senaryo, çift yoğunluk dalgasının kritik sıcaklığın üstünde oluştuğu güçlü varsayımına dayanıyor; hacimde böyle bir hale dair kanıt olmadığına göre bu düzen örneğin yüzeyinde yerleşik olmak zorunda. Yüzeyin enerji dengesi kristalin içinden farklı olabildiği için bu ilkesel olarak mümkün, ama gerçekten böyle olup olmadığını gösterecek mikroskobik bir teori henüz yok. Fradkin bültende temkinli duruyor: "Bir malzemenin içinin yüzeyden farklı davranması mümkündür, ama bu deneysel sonuçlar içeride ne olduğuna dair bize yine de çok güçlü bir ipucu veriyor."

İkinci sınır, yorumun kendisi. Aynı dalga boylarındaki sinyalleri başka gruplar da gördü, ama farklı okudular: bazı çalışmalar bu tepeleri süperiletken enerji aralığının içindeki durumlardan kaynaklanan kuaziparçacık girişimine bağladı, bazıları ise ilkel yük yoğunluk bileşenleri saydı. PNAS makalesi, tepelerin enerjiyle değişmediğini göstererek girişim açıklamasını eliyor; ama makalenin giriş bölümünün kabul ettiği gibi, verinin yorumu toplulukta hâlâ ayrışıyor. Bulgu şu an tek malzemeye ve tek deney düzeneğine dayanıyor; başka bir grubun bağımsız tekrarı henüz yok.

Sırada ne var

Makalenin kendi içinden çıkan en somut sınama bir yan öngörü: eğer çift yoğunluk dalgasının yönelimi düzgün süperiletkenliğin yönelimine sıfır alanda dik duruyorsa, aynı yerde bir spin yoğunluk düzeni de olmalı. Bunu görmek için spin'e duyarlı bir mikroskop, yani spin-polarize taramalı tünelleme mikroskobu gerekiyor. Yazarlar bu düzenin de yüzeyde yerleşik olacağını belirtiyor.

Asıl açık soru ise daha büyük: desen gerçekten yalnız yüzeyde mi yaşıyor, yoksa kristalin içinde X-ışını yönteminin göremeyeceği kadar zayıf bir hâlde mi var? Birinci yanıt doğruysa bulgu, yüzey fiziğinin ilginç bir vakası olarak kalır. İkincisi doğruysa, yüksek sıcaklık süperiletkenlerinde kritik sıcaklığın üstündeki o tuhaf bölgeyi okuma biçimi değişir — ve "süperiletkenliği nasıl ısıtırız" sorusu, çifti kurmaktan çiftleri aynı ritme sokmaya kayar.

Fotoğraf: Julien Bobroff (user:Jubobroff), Frederic Bouquet (user:Fbouquet), LPS, Orsay, France, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Teknoloji Masası

Bu içerik, Yudum Teknoloji Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.