NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu’nun 2022 yılında evrenin derinliklerinde tespit ettiği 'küçük kırmızı noktalar' (LRD’ler), astronomların yıllardır çözmeye çalıştığı gizemli bir olguydu. Bu kompakt, son derece uzak ve yoğun kırmızı kaynaklar, evrenin ilk dönemlerinde yaygın olarak görülse de doğaları hakkında çok az şey biliniyordu. Şimdiyse, bir grup araştırmacı, bu gizemli nesnelerin aslında 'Saguaro' adı verilen sıradışı bir spiral galaksinin merkezinde saklı olduğunu öne sürüyor. Bulgular, evrenin genişlemesiyle birlikte bu noktaların nasıl evrim geçirdiğine dair önemli ipuçları sunuyor.
Uluslararası bir araştırma ekibi tarafından yürütülen ve 29 Temmuz 2026 tarihinde The Astrophysical Journal dergisinde yayımlanan çalışma, küçük kırmızı noktaların aslında ayrı bir galaksi popülasyonu olmadığını, aksine gözlemsel önyargı nedeniyle bu şekilde algılandığını savunuyor. Ekip, liderliğini Arizona Üniversitesi Steward Gözlemevi’nden Pierluigi Rinaldi’nin yaptığı araştırmada, 'Saguaro' adı verilen galaksiyi inceledi. Galaksinin adını, ABD’nin Güneybatı bölgesinde yetişen dev kaktüse benzeyen spiral kolları nedeniyle aldı. WISEA J123635.56+621424.2 katalog numarasına sahip olan Saguaro, yaklaşık 3,3 milyar yıl önceki haliyle, yani evrenin oluşumundan yaklaşık 10 milyar yıl sonraki bir dönemde gözlemleniyor. Galaksinin merkezindeki kompakt kırmızı kaynak, küçük kırmızı noktaların özelliklerini taşıyor ve hatta çöl kaktüsünün kırmızı meyvesine benzetiliyor.
Araştırmacılar, Saguaro’nun merkezindeki bu parlak kırmızı çekirdeğin, evrenin erken dönemlerinde görülen küçük kırmızı noktaların bir prototipi olduğunu belirtiyor. Ekibin bir üyesi olan Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden Fabio Pacucci, 'Saguaro, düşük kırmızıya kayma değerine sahip az sayıdaki küçük kırmızı nokta örneğinden biri. Bu galaksi, bu cisimlerin kozmik zaman boyunca nasıl evrim geçirdiğini anlamak için kritik bir araç sunuyor' diye açıklıyor. James Webb ve Hubble teleskoplarının arşiv verilerini birleştiren araştırmacılar, Saguaro’nun hem morötesi hem de kızılötesi dalga boylarında parlak bir çekirdeğe sahip olduğunu tespit etti. Bu özellik, küçük kırmızı noktaların uzak evrende de gözlemlenen karakteristiklerinden biri.
Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, Saguaro’nun merkezindeki çekirdeğin zayıf da olsa X-ışını yaymasıydı. NASA’nın Chandra X-ışını Gözlemevi tarafından tespit edilen bu emisyon, galaksinin merkezinde son derece örtülü bir aktif galaktik çekirdek (AGN) olduğunu gösteriyor. Güney Afrika’daki Cape Town Üniversitesi’nden yüksek lisans öğrencisi Carys Gilbert, 'X-ışını gözlemleri, bu galaksinin aktif bir galaktik çekirdeğe sahip olduğunu ve bu çekirdeğin oldukça örtülü olduğunu ortaya koyuyor' diyor. Bu bulgu, küçük kırmızı noktaların aslında süper kütleli kara delikler tarafından beslenen AGN’ler olduğunu destekliyor. Ancak, bu nesnelerin yakın evrende gözlemlenen AGN’lerden farklı davranışlar sergilediği de belirtiliyor.
Araştırmacılar, evrenin genişlemesiyle birlikte küçük kırmızı noktaların sayısının azaldığını, ancak aslında bu cisimlerin galaksilerin içine gömülü kaldığını ve zamanla daha büyük galaksilerin parçası haline geldiğini öne sürüyor. Arizona Üniversitesi’nden George Rieke, 'Erken evrende oluşan her şey, çevremizdeki nesnelere evrimleşmek zorunda. Küçük kırmızı noktaların akıbetine dair çok az fikrimiz vardı, ancak bu sonuçlar nihayet onların soyunu bulmamızı sağlıyor' diyor. James Webb’in spektroskopik verileri ve Hubble’ın morötesi görüntüleri, Saguaro’nun merkezindeki çekirdeğin, evrenin erken dönemlerinde görülen küçük kırmızı noktalarla benzerlik gösterdiğini doğruluyor. Bu bulgular, gelecekteki araştırmalar için de önemli bir temel oluşturuyor.
James Webb Uzay Teleskobu’nun 2022 yılında keşfettiği küçük kırmızı noktalar, evrenin erken dönemlerine dair anlayışımızı kökten değiştirecek nitelikte. Bu gizemli cisimlerin aslında galaksilerin içine gömülü aktif galaktik çekirdekler olduğu ortaya çıkarken, evrenin evrim süreci hakkında da yeni kapılar açıyor. Araştırmacılar, Saguaro gibi galaksilerin incelenmesinin, kozmik zaman boyunca galaksilerin nasıl şekillendiğini anlamak için kritik olduğunu vurguluyor. Bu bulgular, gelecekte yapılacak gözlemlerle daha da derinleştirilecek ve evrenin sırlarını aydınlatmaya devam edecek.