1973'te tek başına dünya turu: Anne-France Dautheville'in yolu
1972'de Paris–İsfahan kervanındaki tek kadın sürücüydü; arkasından konuşulanlara öfkelenip 1973'te tek başına dünya turuna çıktı. Rotası iki kez Türkiye'den geçti.
31 Temmuz 1972 sabahı Champs-Élysées'den doksanı aşkın motosiklet birlikte aşağı indi. Paris'ten İsfahan'a uzanan bir "raid"in, yani yarıştan çok dayanıklılık sınavına benzeyen uzun bir kervan yolculuğunun başlangıcıydı. Kafiledeki tek kadın sürücü, birkaç ay öncesine kadar reklam ajanslarında bisküvi ve terlik sloganları yazan 28 yaşında bir metin yazarıydı: Anne-France Dautheville. Yol haritasındaki zorunlu kontrol noktalarından ikisi Türkiye'deydi — İstanbul ve Erzurum'a bağlı Aşkale.
Bir yıl sonra aynı kadın, bu kez tek başına ve 100 santimetreküplük küçük bir Japon motosikletiyle dünyanın çevresini dolanacak, motosikletle dünya turunu tamamlayan ilk kadın olarak kayda geçecekti. Hikâyenin asıl ilginç yanı, onu yola çıkaran şeyin bir keşif tutkusu değil, arkasından konuşulan birkaç cümle olması.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Grev günlerinde alınan bir mopet
Dautheville 22 Mart 1944'te Paris'te doğdu. Alsaslı bir anne ile Cévenneli bir babanın kızıydı; Protestan bir terbiyeyle, kendi deyişiyle "uslu, disiplinli, itaatkâr" yetiştirilmişti. Sorbonne'dan sonra Radio Luxembourg, J. Walter Thompson ve Havas gibi kurumların reklam bölümlerinde metin yazarı olarak çalıştı.
Dönüm noktası 1968 Mayıs'ında geldi. Paris'te grevler metroyu ve otobüsleri durdurunca Dautheville küçük bir Honda mopet aldı. Fotoğrafçı ve belgeselci David Goldman'ın The Motorcycle Portraits projesi için 1 Eylül 2023'te Paris'te yaptığı söyleşide o anı şöyle anlatıyor: "Üzerine oturduğum ilk dakika, hayatımın en büyük hatasını yaptım dedim; ikinci dakikada, 50'liğime kim dokunursa ölür diye düşündüm."
Ardından gelen yıllarda tatillerini motosikletle Fransa yollarında geçirdi ve bir hesap yaptı. Et j'ai suivi le vent adlı kitabının 2017 cep baskısına yazdığı önsözde bu hesabı açıkça anlatır: yılın on bir ayında "sadece idare eder" haldeydi, bir ayında ise tam anlamıyla mutlu. "Öldüğüm gün, varlığımın on iki bölü on birini, ay sonu çeklerindeki birkaç sıfıra feda etmiş olacaktım" diye yazar. 1971'de işinden ayrıldı.
Orion Raid: Paris'ten İsfahan'a, İstanbul ve Aşkale üzerinden
L'Express'te gördüğü küçük bir ilan her şeyi değiştirdi: Guilde Européenne du Raid ile Moto Revue dergisi, Paris–İsfahan arasında ilk kez düzenlenen Orion Raid için sürücü arıyordu. Başvuran tek kadındı; başvurusu önce reddedildi, sonra organizatörlerden biriyle tesadüfen konuşunca kabul edildi.
Etkinliğin arşivini tutan Fransız kulüp sitelerinin yayımladığı yol planına göre kafile 31 Temmuz'da Paris'ten ayrılıyor, 2 Ağustos'ta Belgrad, 4 Ağustos'ta İstanbul, 10 Ağustos'ta Aşkale ve 14 Ağustos'ta İsfahan kontrol noktalarına yetişmek zorundaydı. Aradaki güzergâhı herkes kendi seçiyordu; İtalya, Yugoslavya, Yunanistan, Bulgaristan, Türkiye ve İran üzerinden yaklaşık 7.000 kilometrelik bir yoldu bu. Adını, antik çağda kervanların geceleri yönlerini bulmak için baktığı Orion takımyıldızından alıyordu.
Dautheville'in bindiği makine, bir ithalatçının ödünç verdiği 750 santimetreküplük bir Moto Guzzi V7'ydi. Fransa–İtalya sınırındaki Mont Cenis geçidinde keskin bir virajda taş bir kilometre taşına çarptı; Guzzi'nin ön çatalları büküldü. Motosikleti destek kamyonuyla Belgrad'a taşıdı, orada tamir ettirdi ve yola devam etti. Yani Anadolu'yu boydan boya kendi sürerek geçti.

İsfahan'a varınca durmadı. Kendi anlatımıyla: "Doğu'ya doksan iki motosiklet gitti, korkuma rağmen onları izledim. Yetmiş dokuzu hedefe vardı, on biri Afganistan'a devam etti, ben de izledim; dördü Pakistan'a, ben de izledim." 13 Kasım 1972'de Fransa'ya döndü. (Etkinliğin arşivini tutan siteler kafile büyüklüğü için 105 ve 110 gibi farklı sayılar veriyor; buradaki rakamlar Dautheville'in kendi kitabından.)
Dedikodu bir dünya turunu başlattı
Paris'e döndüğünde ilk kitabı Une demoiselle sur une moto'yu yazmak için ailesinin köy evine çekildi. Geri geldiğinde motosiklet çevresinde kendisi hakkında dolaşan söylentileri öğrendi: Raid'i aslında destek kamyonunun kasasında tamamlamıştı, üstelik kadınlığına dair akla gelebilecek her şey söyleniyordu.
Öfkeyle Champion dergisinin yazı işlerine gitti ve yayın yönetmenine tek cümle söyledi: "Yeniden gidiyorum, tek başıma!" Kitabının önsözünde eklediği ayrıntı şu: Dünya turu yapacağını alenen duyurdu ve bunu bir huissier'ye, yani resmî tespit yapan yeminli bir memura belgeleteceğini ilan etti. Yıllar sonra o günü şu sözle anıyor: "Dedikodular olmasaydı dünya turu yapar mıydım? Bana ne zaman kötülük etmeye kalksalar, aklıma bile gelmeyecek muhteşem ufuklar açıldı."
Aynı önsözde 1972'ye dönüp bakarken, çevresindekilerin yola çıkmaması için sıraladığı felaket senaryolarını hatırlatıp ekliyor: "Ne olursa olsun yine de gidiyordum: Hayatım beni yavaşça, kaçınılmaz biçimde boğuyordu. Madem öleceğim, bari egzotik olsun!"
Montreal'den Anchorage'a, Tokyo'dan Delhi'ye
Tur Temmuz 1973'te Montreal'de başladı. Motosikleti yine ödünçtü — bu kez bir Kawasaki. Sponsor parası almak yerine ödünç almayı seçmesinin nedenini The Vintagent sitesinde 2021'de yayımlanan uzun söyleşisinde Arabella Anderson'a anlatmış: Böylece gerçekten "özgür" kalıyor, yol masraflarını Moto Revue gibi dergilere yazdığı yazılarla karşılıyor, arızaları da yol üstündeki bayilerde ücretsiz hallettiriyordu.
Montreal–Anchorage arası, o yıllarda büyük bölümü stabilize olan yaklaşık 6.400 kilometreydi. Yolun başında bir kamyonun çektiği römork savrulunca Dautheville motosikletiyle birlikte hendeğe yuvarlandı; ciddi bir yarası olmadı. Kanada'yı kamp yaparak geçti, yaklaşık bir ay sonra Alaska'ya vardı. Anchorage'dan motosikletiyle birlikte Tokyo uçağına bindi, Japonya'da üç hafta kaldı, oradan Hindistan'a geçti.
Hindistan'da motoru Tokyo'da yanlış parçayla yerine oturtulduğu için Surat'ta bozuldu; trenle Yeni Delhi'ye gitti ve Fransız büyükelçiliği doğru parçaları getirtene kadar iki hafta bekledi. Bu beklemeyi bile şikâyet konusu yapmıyor: "Her gün Noel günüydü" diyor Anderson'a.
Pakistan'da bir lokantada hesabı istediğinde, tanımadığı birinin ödediğini öğrendi; bu yol boyunca birkaç kez tekrarlandı. Yorumu şöyle: "Tek başına seyahat eden bir kadın mutlak anlamda kutsaldı." Yol kenarlarında kendisini alkışlayan kalabalıkları ise şu benzetmeyle anlatıyor: "Ben renkli televizyondum, herkes beni görmek istiyordu."
En sevdiği ülke Afganistan'dı. Manzaraları için "sanki Ay'daydınız" diyor, Hazaracat'taki Buda vadisini "kusursuz bir yer" diye tarif ediyor ve insanların konukseverliğini şuna bağlıyor: "Sizi ağırlıyorlardı, çünkü kendi ülkelerinin kralı onlardı."
Dönüş yolu yine Türkiye'den geçti
İran'ı geçtikten sonra rota Türkiye, Bulgaristan, Yugoslavya, Avusturya ve Almanya üzerinden Paris'e bağlandı. Kasım 1973'ün sonuna doğru eve vardığında üç kıtada yaklaşık 20.000 kilometre (12.500 mil) yol yapmıştı ve tek başına dünya turunu tamamlayan ilk kadın olmuştu.
Böylece Dautheville Türkiye'yi bir yıl arayla iki kez, iki ayrı yönde geçti: 1972'de Guzzi ile doğuya, 1973'te Kawasaki ile batıya. Bu geçişleri anlattığı sayfalar Et j'ai suivi le vent'te yer alıyor; kitap 1975'te Flammarion tarafından, 2017'de Payot tarafından yeniden basıldı. Türkçe bir çevirisi bulunmuyor.
Peki motosiklet tam olarak hangisiydi?
Burada kaynaklar birbirini tutmuyor ve bunu olduğu gibi yazmak gerekiyor. Kitabın Fransız yayıncısı Payot'nun arka kapak metni "kırılgan bir 100 cc Kawasaki" diyor; Fransızca Vikipedi de 100 santimetreküp yazıyor. Buna karşılık The Vintagent'taki söyleşide ve İngilizce Vikipedi'de 125 geçiyor, aynı sitedeki bir fotoğraf altyazısında ise 175 yazılı. Elimizdeki en birinci el kaynak, yani kitabın kendi metni, yalnızca "Kawa" diyor ve markanın "dört ay boyunca bana direnecek kadar sağlam" bir motosiklet yaptığını söylüyor. Kısacası makinenin 100–175 santimetreküp aralığında küçük bir Kawasaki olduğu kesin, tam model kodu ise kesin değil.

| Doğum | 22 Mart 1944, Paris |
|---|---|
| Önceki işi | Reklam metin yazarlığı; 1971'de ayrıldı |
| 1972 Orion Raid | 31 Temmuz – 13 Kasım; Moto Guzzi V7 750 (ödünç) |
| Türkiye kontrol noktaları (1972) | İstanbul (4 Ağustos), Aşkale (10 Ağustos) |
| Dünya turu | Temmuz – Kasım 1973; Montreal çıkışlı |
| Turdaki motosiklet | Küçük bir Kawasaki (kaynaklarda 100/125/175 cc) |
| Mesafe | Yaklaşık 20.000 km, üç kıta |
| Sonraki uzun yolculuklar | 1975 Avustralya (BMW 750), 1981 Latin Amerika (Honda 250) |
Yolun bitişi ve kırk yıl sonraki geri dönüş
Dautheville 1975'te BMW 750 ile Avustralya'nın çevresini dolandı, 1978'de aynı kıtaya döndü, 1981'de Honda 250 ile Latin Amerika'yı geçti. Son uzun yolculuğunu bitiren şey, kendi anlatımına göre romantik değil, idari bir engeldi: 1981'de getirilen döviz sınırlaması yurt dışına çıkarılabilen parayı yılda beş bin frankla sınırladı. "Motosikletimi kaldırdım" diyor önsözünde; serbest gazetecilik yapmaya ve roman yazmaya başladı. Sonraki on yıllarda bitki ve bahçe kitapları yazdı — yayımladığı otuza yakın kitabın önemli bir bölümü bunlar.
Adı 2016'da beklenmedik bir yerden geri döndü. Moda evi Chloé'nin tasarımcısı Clare Waight Keller, sonbahar-kış koleksiyonunu Dautheville'den esinlenerek hazırladı. Waight Keller, Fransız Vanity Fair'e verdiği demeçte anlatıyor: "Koleksiyon için motokros araştırırken keşfettim onu. Bir sürü erkek motosikletçi görüntüsünün arasında, deri tulumla uzun eteği dönüşümlü giyen bu şık biker dikkatimi çekti."
Dautheville o sürprizi önsözünde biraz alaycı biçimde anlatıyor: Hayatı boyunca en uzak durduğu dünyanın moda dünyası olduğunu söylüyor, ama Waight Keller'la aynı işi yaptıkları sonucuna varıyor — "Kolektif bilinçaltında bir hayal seziyoruz ve ona bir biçim veriyoruz. O bir giysi çiziyor, ben bir kitap yazıyorum."
TEDx Talks kanalında yayımlanan TEDxChampsElyseesWomen konuşmasında Dautheville yolculuklarını kendi ağzından anlatıyor:
Geriye kalan soru
Dautheville 2012'den sonra motosiklet sürmeyi bıraktı; 2023'te Goldman'a "Artık yaşlı bir kadınım, seksene geliyorum ve inanılmaz bir hayatım oldu" diyordu. Anderson'ın sorusuna verdiği cevap ise yolculuğun özeti gibi: "Bu yolculuk bana iki şey öğretti: Tek başıma seyahat etmek için yaratılmışım ve tek başıma kaldırabileceğim bir motosikletim olmalı."
Asıl açık soru rekorda değil, haritada. 1973'te Montreal'den çıkıp Alaska, Japonya, Hindistan, Pakistan, Afganistan, İran, Türkiye ve Balkanlar üzerinden Paris'e dönen o çizgiyi bugün aynı sırayla çizmek mümkün değil; güzergâhın orta bölümü onlarca yıldır kapalı. Dautheville'in kitabı bu yüzden bir gezi anlatısı olmaktan çıkıp bir tarih belgesine dönüşüyor: Bir kadının tek başına, sınırda tanımadığı birinin kucağına bebek verdiği bir dünyada nasıl yol aldığının kaydı. O kitabın Türkçesinin hâlâ olmaması, İstanbul ve Aşkale'nin yol defterinde iki kez geçtiği düşünülürse, tuhaf bir eksiklik.
Fotoğraf: Otto Von Viani, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons