🔞 Yudum’da neden 18 yaş sınırı var?🛡️ Sohbete neden bağlanamıyorum?

Anlaşmazlığı yasaklayan teorem: Aumann'ın kuralı kuantumun ötesinde de geçerli

Robert Aumann 1976'da kanıtladı: ortak varsayımlardan başlayan iki akılcı kişi, birbirinin kanaatini biliyorsa anlaşmazlıkta kalamaz. Yeni bir çalışma kuralı kuantumun ötesine taşıyor — ama sınırı da belli.

Anlaşmazlığı yasaklayan teorem: Aumann'ın kuralı kuantumun ötesinde de geçerli
Kültür 20 Eylül 2026 7 dk okuma 3 okunma

1976 yılında The Annals of Statistics dergisinde üç sayfalık bir makale çıktı. Başlığı sıradan bir deyimdi: "Agreeing to Disagree" — yani "anlaşamadığımız konusunda anlaşmak". İçindeki ispat yarım sayfa bile tutmuyordu. Ama vardığı sonuç, o gün bugündür bir felsefe dikeni gibi orada duruyor: aynı başlangıç varsayımlarından yola çıkan iki akılcı kişi, birbirinin kanaatini eksiksiz biliyorsa, farklı kanaatte kalmayı sürdüremez. Anlaşmazlık bir zevk farkı değil, matematiksel bir imkânsızlık haline gelir.

Makalenin yazarı Robert Aumann'dı. 1930 Frankfurt doğumlu, Kudüs İbrani Üniversitesi'ndeki Rasyonellik Araştırmaları Merkezi'nde çalışan matematikçi, 2005'te çatışma ve iş birliğini oyun kuramıyla anlamamıza yaptığı katkı gerekçesiyle iktisat alanındaki Nobel Anma Ödülü'nü Thomas Schelling ile paylaştı. Anlaşma teoremi onun en çok tartışılan, en çok yanlış anlaşılan sonucu.

18 Eylül 2026'da Quantum dergisinde yayımlanan bir çalışma bu 50 yıllık teoremi beklenmedik bir yöne çekti: kural yalnızca klasik olasılıkta değil, kuantum kuramında ve hatta kuantumun ötesindeki hayali fizik kuramlarında da geçerli. Yani anlaşmazlığın yasaklanması, evrenin nasıl işlediğiyle değil, bilgiyi nasıl güncellediğimizle ilgili olabilir.

Teorem tam olarak ne diyor?

Aumann'ın sonucu iki teknik varsayıma dayanıyor ve ikisi de günlük dilde söylendiğinden çok daha katı.

Ortak önsel (common prior). İki kişi, hiçbir veri görmeden önce dünyanın olası hallerine aynı olasılıkları veriyor olmalı. Aynı "boş sayfa"dan başlıyorlar. Sonra biri bir şey görüyor, öbürü başka bir şey; bilgileri farklılaşıyor, ama kökleri ortak.

Ortak bilgi (common knowledge). Bu, "ikimiz de biliyoruz" demek değil. Ben biliyorum; senin bildiğini biliyorum; senin, benim bildiğimi bildiğini biliyorum — ve bu merdiven sonsuza kadar gidiyor. Aumann 1976 makalesinde bu kavramın küme kuramsal tanımını da ilk kez yazmıştı; teoremden çok belki bu tanım kaldı geriye.

Bu ikisi sağlanıyorsa ve iki kişi de yeni bilgiyi Bayes kuralıyla işliyorsa, sonuç şu: bir olaya verdikleri son olasılıklar ortak bilgi haline geldiği anda, o olasılıklar zorunlu olarak eşit olur. "Ben yüzde 70 diyorum, sen yüzde 30 diyorsun, ikimiz de bunu biliyoruz, ikimiz de dürüstüz" cümlesi tutarsızdır.

Sezgiye aykırı görünen kısım şu: karşındakinin rakamını öğrenmek, tek başına bir kanıttır. Yüzde 30 demesi, senin görmediğin bir şey gördüğünü söyler. Onu da hesaba katarsın, o da seni hesaba katar, ve süreç ancak iki taraf aynı sayıda buluştuğunda durur.

"Ortak bilgi" sıradan bilmek değildir

Bilgisayar bilimci Scott Aaronson, kendi blogu Shtetl-Optimized'da bu farkı meşhur "çamurlu çocuklar" bilmecesiyle anlatıyor: bir daire halinde oturan 100 çocuğun alnı çamurlu; herkes ötekilerin alnını görüyor, kendininkini göremiyor. Öğretmen yüksek sesle "içinizden en az birinin alnı çamurlu" diyor. Herkes bunu zaten biliyordu — herkes 99 çamurlu alın görüyordu. Ama duyuru, bilinen bir şeyi ortak bilgi haline getiriyor ve 100. turda bütün çocuklar aynı anda ayağa kalkıyor.

Aaronson'a göre asıl mesele burada: "Herkes kralın çıplak olduğunu bilse bile; hatta herkes, herkesin bunu bildiğini bilse bile, bu ortak bilgi değilse, kralın çıplak olduğunu söyleyen kişi büyük bir bireysel riski bile bile üstleniyor demektir."

Robert Aumann, 2009'daki 39. St. Gallen Sempozyumu'nda; anlaşma teoremini 1976'da kanıtlamıştı
Robert Aumann, 2009'daki 39. St. Gallen Sempozyumu'nda; anlaşma teoremini 1976'da kanıtlamıştı — St. Gallen Symposium, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons)

Yeni çalışma ne ekliyor?

Chapman Üniversitesi'ndeki Kuantum Çalışmaları Enstitüsü'nden Matthew Leifer ile aynı üniversitede ve Brezilya'daki Bahia ve Juiz de Fora federal üniversitelerinde çalışan Cristhiano Duarte, "Generalising Aumann's Agreement Theorem" başlıklı makalelerinde ilginç bir yöntem izledi: Aumann'ın bilgi modelini olduğu gibi bıraktılar.

Yani kişilerin dünyayı ayırt etme biçimini gösteren klasik küme bölüntüleri yerinde duruyor. Değiştirdikleri şey, kişilerin kanaatlerini yazdıkları matematiksel nesne. Olasılık fonksiyonu yerine, olaylara sayı değil kuantum durumu (yoğunluk işlemcisi) atayan bir ölçü kullandılar. Yeni bilgi geldiğinde koşullama, bu durumun kısıtlanıp yeniden normalize edilmesiyle yapılıyor.

Sonuç iki adımda geliyor. Önce kuantum kuramında: bütün tarafların koşullu kuantum durumları ortak bilgi haline geldiğinde bu durumlar özdeş olmak zorunda. Sonra çok daha geniş bir sınıfta — genelleştirilmiş olasılık kuramlarında (GPT), yani "kuantum da klasik de özel birer hali olan" soyut kuram ailesinde. Ortak bir durum ve tanımlı bir koşullama işlemi olan her kuramda anlaşmazlık yasak.

Yazarların makale özetindeki kendi cümlesi, işin felsefi ağırlığını taşıyor: "Buradan çıkan sonuç şu: olasılıkçı biçimiyle anlaşma teoremi, yeni bilgi edindiğimizde koşullamayı nasıl yapmayı tercih ettiğimizin doğrudan bir sonucudur."

Bu, teoremin statüsünü düşüren bir cümle aslında. Aumann'ın sonucu, akılcılığın derin bir yasası değil; olasılığı güncellerken kullandığımız defter tutma kuralının kaçınılmaz bir yan ürünü. Kuralı değiştirmedikçe, altındaki fizik ne olursa olsun sonuç aynı çıkıyor.

Anlaşmazlık üzerine bir anlaşmazlık

İşin tuhaf tarafı, bu bulgunun kendisinin bir tartışmanın içine düşmesi. 2021'de Nature Communications dergisinde Patricia Contreras-Tejada, Giannicola Scarpa, Aleksander M. Kubicki, Adam Brandenburger ve Pierfrancesco La Mura'nın yayımladığı çalışma tam ters bir yöne işaret ediyordu. O ekip de kuantum gözlemciler için bir anlaşma teoremi kurdu; ama kuantumun ötesindeki, sinyalleşmeyen "PR kutusu" denen kuramsal nesnelerde gözlemcilerin anlaşmazlıkta kalabildiğini gösteren örnekler inşa etti. Makalenin özetindeki ifadeyle: "Bu sonuçlar, gözlemciler arasındaki anlaşmanın bir fizik ilkesi olabileceğini makul kılıyor." Yani anlaşma, dünyanın neden kuantum olduğunu açıklayan bir eleme ölçütü olabilirdi.

Leifer ve Duarte bunu görmezden gelmiyor, makalelerinde ayrıca ele alıyorlar. Onlara göre fark yöntemden geliyor: 2021 çalışması Aumann'ın çerçevesini Bell senaryolarına uyarlamış ve tarafların deney sonuçlarını standart olasılık kuramıyla betimlediğini varsaymıştı. Leifer ile Duarte ise klasik bilgi modelini sabit tutup koşullamayı genelleştirdi. İki ekip aynı soruyu sormuyor; dolayısıyla farklı cevaplar veriyorlar. Anlaşma teoremi üzerine iki grubun anlaşmazlıkta kalması, teoremin kendi varsayımlarının gerçek hayatta ne kadar zor kurulduğunun iyi bir örneği.

Asıl mesele: bu teorem insan tartışmalarını açıklamıyor

Teoremin popüler anlatımı çoğu zaman şuraya varır: "Demek ki hâlâ tartışıyorsak biri akılcı değil." Bu, hem Aumann'ın hem yeni çalışmanın söylemediği bir şey. Varsayımlara tek tek bakınca neden olduğu görülüyor.

VarsayımNe demekGerçekte
Ortak önselİkimiz de aynı boş sayfadan başladıkFarklı hayat, farklı eğitim, farklı veri; başlangıç kanaatleri aynı değil
Ortak bilgiSonsuz basamaklı "biliyorum ki biliyorsun"Aaronson'a göre insanlar bu merdivende üç dört basamaktan fazlasını yürütemiyor
Bayesçi güncellemeYeni kanıt kuralına göre işleniyorKimlik, maliyet ve inat hesaba katılıyor; kanıt seçilerek okunuyor
DürüstlükHerkes gerçek kanaatini söylüyorSöylenen kanaat çoğu zaman bir konum bildirimi
Statik modelKanaatler bir anda, konuşma olmadan ele alınıyorGerçek tartışma bir süreç; model bu süreci kapsamıyor

Aaronson aynı yazıda listeyi kendi üslubuyla özetliyor: "gerçek insanlar, bilgi hiyerarşisinde üç dört basamağın ötesinde güvenilir biçimde akıl yürütemiyor" ve daha acımasız hali, "neredeyse bütün insanlar akıldışı ahmaklar ya da yalancılar (ya da en azından, öyle olmadıkları ortak bilgi değil)."

Leifer ve Duarte da kendi modellerinin sınırını açıkça yazıyor: "Burada ele aldığımız model statiktir ve taraflar arasındaki herhangi bir iletişim biçimini hesaba katmaz." Yani teorem, iki kişinin konuşarak birbirini ikna etme sürecini hiç modellemiyor; kanaatlerin ortak bilgi olduğu anki fotoğrafı inceliyor. Üstelik çerçevenin temsil edemediği durumlar da var: Markov özelliği taşımayan çok adımlı süreçler, ölçüm öncesi ve sonrası süzme yapılan senaryolar, karışık nedensel kurgular. Yazarlar bunları gelecek çalışma başlığı altında sayıyor.

Makalede insan tartışmalarına dair tek bir cümle var, o da geçerken söylenmiş: "Bu, insanların çevrim içi tartışmalarda hiçbir anlaşma emaresi görünmeden neden dönüp durduğunu açıklayabilir." Bu bir bulgu değil, bir kenar notu. Teoremin verdiği asıl ders tersi yönde: insanlar anlaşamıyorsa, bunun en olası açıklaması birinin akıl yürütememesi değil, teoremin varsayımlarının hiç kurulmamış olmasıdır.

Matematik literatüründe bu yöndeki itirazların uzun bir geçmişi var. Leifer ile Duarte'nin kaynakçasında yer alan, Harvey Lederman'ın 2015 tarihli makalesinin başlığı bile bir karşı çıkış: "Ortak Önsele Sahip İnsanlar Anlaşmazlıkta Kalabilir". Aumann teoremi üzerine sonraki literatürde Dov Monderer ile Dov Samet, ortak bilgi yerine daha gevşek bir "ortak p-inanç" varsayımıyla sınırlı miktarda anlaşmazlığın mümkün olduğunu; Ziv Hellman, önseller birbirine yakınsa sonsalların da yalnızca yakın olacağını; Joseph Halpern ile Willemien Kets ise belirsizlik varsa ortak önsele rağmen anlaşmazlığın sürebileceğini gösterdi. Teoremin keskin kenarı, varsayımlar azıcık gevşetildiğinde körelmeye başlıyor.

Sırada ne var

Leifer ile Duarte bir sonraki adım olarak, iletişimi ve kanaat değişimini doğrudan modelleyen dinamik epistemik mantık çerçevelerini, ayrıca ortak bilginin nesnel gerçeklikle ilişkisini — kuantum Darwinizmi ve cihazdan bağımsız formülasyonlar üzerinden — araştırmayı öneriyor.

Ama asıl açık soru daha temelde duruyor. Contreras-Tejada ekibinin umudu, anlaşmanın dünyanın fiziksel bir ilkesi olmasıydı: mümkün kuramlar arasından kuantum kuramını ayıklayan bir kural. Leifer ile Duarte'nin sonucu doğruysa, anlaşma öyle bir kural değil; olasılıkla defter tutmanın kaçınılmaz bir muhasebe sonucu. Hangisi doğru, iki ekibin farklı soru sorduğunu kabul edip ortak bir çerçevede buluşabilmelerine bağlı.

Aumann'ın 1976'daki yarım sayfalık ispatı, elli yıl sonra hâlâ aynı rahatsızlığı üretiyor: eğer anlaşmazlık matematiksel olarak imkânsızsa, her gün gördüğümüz o anlaşmazlıklar tam olarak nedir?

Fotoğraf: David Orban, CC BY 2.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

2433
haber
5982
kimdir
836
tarif
383
rüya tabiri
33
test
203
üye