Edward Abbey, 24 yaşında nasıl öleceğini yazdı; dostları sözünü tuttu
Edward Abbey yirmi beşine basmadan günlüğüne nasıl ölmek istediğini yazdı: "Yalnız, zarifçe, bir kayanın üstündeki kurt gibi." Utah çölünde iki mevsim bekçilik yaptı, ondan bir klasik çıkardı.
New Mexico Üniversitesi'nde felsefe okuyan yirmi dört yaşındaki bir öğrenci, defterini açıp hiç kimsenin o yaşta yazmayı akıl etmediği şeyi yazdı: nasıl ölmek istemediğini. Huzurevinin kanlı çarşaflarını, ark lambalarının kar beyazı ışığını, iğneyle uzatılan can çekişmeyi, bembeyaz bir manastır hücresi gibi steril odayı tek tek reddetti. Sonra tercihini yazdı.
"Yalnız, zarifçe, bir kayanın üstündeki kurt gibi; yaşlı, solgun ve kuru, kuru kemikleri deri torbada şıngırdayarak, gözleri parlayarak." Abbey bu hayali sonuna kadar kuruyor: güzellik ile hazzın sarsıntıları arasında sessizce, işe yaramaz hale gelmiş gövdeyi usulca boşluğa bırakıvermek; "düşerken, dönerken, akşamın mavi göğünü ve aşağıdaki ıssız kayaları bir kez daha görerek."
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
O öğrencinin adı Edward Abbey'di. Satırlar, ölümünden sonra David Petersen'ın derlediği günlük seçkisi Confessions of a Barbarian (1994) içinde yayımlandı; pasajı bu hafta Maria Popova, kültür-edebiyat sitesi The Marginalian'daki yazısında yeniden dolaşıma soktu. Abbey'yi ilginç kılan, gençlikte yazılan gösterişli bir ölüm fantezisi değil — bunlar ucuzdur. İlginç olan, aradan otuz yılı aşkın zaman geçtikten sonra dostlarının o tarifi neredeyse harfi harfine uygulamış olması.
Tek bir mevsimlik bekçilik, ömürlük bir kitap
Abbey 29 Ocak 1927'de Pennsylvania'nın Indiana kasabasında doğdu. New Mexico Üniversitesi'nden 1951'de felsefe ve İngiliz edebiyatı lisansı, 1956'da felsefe yüksek lisansı aldı. Otuzuna geldiğinde Utah'ın güneydoğusundaki Arches Ulusal Anıtı'na (bugünkü Arches Ulusal Parkı) mevsimlik park bekçisi olarak gitti. 1956 ve 1957 yazları. Elektriği olmayan bir karavan, kilometrelerce toprak yol, kırmızı kumtaşı kemerler ve hemen hemen hiç kimse.

O iki mevsimden Desert Solitaire çıktı (1968). Kitap ne tam bir anı, ne gezi yazısı, ne de doğa incelemesi; üçünün arasında duran huysuz ve şiirli bir metin. Abbey ilk cümlesinde "Burası yeryüzündeki en güzel yer" der, sonra kitabın geri kalanını o güzelliğin asfaltlanışına sövmekle geçirir. Amerikan doğa yazınında Desert Solitaire, Thoreau'nun Walden'ı ve Aldo Leopold'un Bir Kum Yöresi Almanağı ile aynı rafa kondu; Abbey'ye sık sık "Amerikan Batısı'nın Thoreau'su" dendi. 1975 tarihli romanı The Monkey Wrench Gang ona çok daha geniş bir okur kitlesi getirdi, ama Abbey'nin asıl düşünce merkezi o çöl kitabında durur.
Grandview Point'teki yabancı
Desert Solitaire'in en dikkat çekici bölümlerinden biri, Abbey'nin çölde ölü bulunan bir yabancıyı aramaya katılışını anlatır: "The Dead Man at Grandview Point." Adam yaşlı bir turisttir; sıcakta yürümüş, bir ardıç ağacının gölgesinde oturmuş ve orada ölmüştür. Manzara dipsizdir.
Abbey'nin oradaki cümlesi, yirmi dört yaşındaki günlük kaydının olgunlaşmış halidir: "Işığın, boşluğun, kayanın ve sessizliğin bu panoramasına bakarken, ölü adamı atlayış yerini iyi seçtiği için tebrik etmeye meyilliyim; zevkliymiş." Cümle soğuk görünür. Değildir. Abbey için ölüm bir arıza ya da yenilgi değil, manzaranın parçasıdır; kaya, ardıç ve akbaba kadar oraya aittir. Onun itirazı ölüme değil, ölümü görüş alanından çıkaran düzenekleredir — hastane odasına, tabuta, mumyalamaya, cilalı törene.
"Toprak için mücadele etmek yetmez"
Bu düşüncenin bir de ters yüzü var ve Abbey'nin en çok alıntılanan pasajı oradan gelir. 1976'da Montana'da doğa korumacılara yaptığı, High Country News'te "Joy, Shipmates, Joy!" başlığıyla yayımlanan konuşmada, dinleyicilerine kendilerini tüketmemelerini öğütler. Kendisini "gönülsüz bir hevesli, yarı zamanlı bir doğa savunucusu, yarım yürekli bir fanatik" diye tanımlar ve şunu ekler:
"Toprak için mücadele etmek yetmez; ondan keyif almak daha da önemlidir. Hâlâ mümkünken. O hâlâ oradayken." Ardından çok somut bir liste gelir: ormanları dolaşın, dağlara tırmanın, nehirlere girin, o berrak havayı derin derin soluyun, bir süre sessizce oturup o kıymetli durgunluğu seyredin. Konuşmanın kapanışı ise Abbey'nin en bilinen sözüdür: masa başına çakılmış, kalbini kasaya kilitlemiş, gözü hesap makinesine dikilmiş olanlara karşı size tek bir zafer vaat ediyorum, der — "onlardan daha uzun yaşayacaksınız."
Yani Abbey'de "nasıl ölmeli" ile "nasıl yaşamalı" ayrı iki soru değil, aynı sorunun iki yüzü. İyi ölüm, ertelenmemiş bir hayatın sonudur.
Mavi bir uyku tulumu ve "Yorum yok"
Abbey 14 Mart 1989'da, Tucson'daki evinde öldü; nedeni yemek borusu varislerinden kanamaydı. Yani kayanın üstündeki kurt değil — kendi reddettiği ölüm biçimine, yatakta ölmeye, tahmin ettiğinden daha yakın bir son. Tarifin gerçekleştiği yer, ölümün kendisi değil sonrasıydı.
Vasiyeti nettir: mumyalama yok, tabut yok, cenaze sektörü yok. Bedeni mavi bir uyku tulumuna konsun ve doğrudan toprağa gömülsün. Dostları bunu yaptı. Arizona'nın Cabeza Prieta çölünde, bugüne dek açıklanmamış bir noktaya gömdüler ve bir taşa şunu kazıdılar: "EDWARD PAUL ABBEY 1927–1989 — No Comment." Yorum yok.

Anma törenleri de vasiyete uygundu. Mart sonunda Arizona'da, Saguaro Ulusal Anıtı yakınında küçük bir uğurlama yapıldı; mayısta Arches yakınında çok daha kalabalık bir ikincisi düzenlendi. Abbey şarkı, dans, konuşma, bağırış çağırış ve kahkaha istemişti; gayda da istemişti. Hepsi oldu. Konuşanlar arasında Wendell Berry ve Terry Tempest Williams gibi Amerikan doğa yazınının önemli isimleri vardı.
Türkçede Abbey
Desert Solitaire Türkçeye epey geç geldi: Çölde Tek Başına: Yabanıl Doğada Bir Mevsim adıyla, Ufuk Özdağ ve Demet Sökzoğlu Çakır çevirisiyle BilgeSu Yayıncılık'tan Ocak 2019'da çıktı — 343 sayfa, orijinalinin ellinci yılında. Özdağ, Hacettepe Üniversitesi'nde Amerikan kültürü ve edebiyatı alanında çalışan, çevre edebiyatı üzerine yayınları olan bir akademisyen; kitabın Türkçeye ekolojik eleştiri damarından girmiş olması tesadüf değil.
Buna karşılık Abbey'nin günlükleri, denemeleri ve mektupları Türkçede hâlâ yok. Yukarıdaki "kayanın üstündeki kurt" pasajını Türkçe okumak isteyen birinin gidebileceği bir kitap bulunmuyor. Thoreau'nun neredeyse her cümlesinin Türkçede birkaç çevirisi dolaşırken, onun Batı'daki mirasçısı sayılan yazarın tek bir kitabıyla temsil edilmesi, Türkçedeki doğa yazını rafının ne kadar ince olduğunu gösteriyor.
Geriye kalan soru
Abbey'nin günlükleri bir seçki olarak yayımlandı: Petersen 1951-1989 arasındaki defterlerden bir bölümünü aldı, kalanı yayımlanmadı. Yani yirmi dört yaşındaki o kaydın etrafında ne yazdığını, fikrini sonradan değiştirip değiştirmediğini tam olarak bilmiyoruz; elimizdeki, bir editörün kadrajı.
Bilinmeyen bir şey daha var ve Abbey muhtemelen bundan memnun olurdu: mezarının yeri. Otuz yılı aşkın süredir açıklanmadı. Çölde bir yerde, işaretsiz. Kendi tarifine en sadık kalan ayrıntı da belki budur — ziyaret edilemeyen, fotoğrafı çekilemeyen, listeye eklenemeyen bir nokta. Abbey ömrü boyunca manzaraya park yeri yapılmasına karşı çıkmıştı; sonunda kendi mezarını da manzaradan ayırt edilemez hale getirdi.
Fotoğraf: Ymaup, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons