Matisse'in makasla kestiği kâğıtlar Tate Modern'de giysiye dönüştü
Tate Modern'in yeraltı tanklarında dansçılar kecenin altından pileli giysiler çıkardı ve Matisse'in 1953 tarihli The Snail eserini yeniden kurdu. Arkasında iki ayrı teknik tarihi var.
16 Eylül 2026 akşamı Tate Modern'in yeraltındaki beton yakıt tanklarından birine giren izleyiciler, sahne yerine açık renkli keçeyle kaplı yuvarlak bir zemin buldu. Zeminin ortasında tek bir giysi duruyordu: pileli, keskin kenarlı, bir giysiden çok kesilmiş bir kâğıt parçasına benzeyen bir form. Seyirciler yerleşirken tek bir dansçı keçenin köşelerini kaldırmaya başladı, altından başka giysiler çıktı. Gösteri sonunda o giysiler zeminde bir araya gelip Henri Matisse'in 1953 tarihli The Snail eserinin tam ölçekli bir yorumunu oluşturdu.
Etkinliğin adı OPEN STUDIO: HOMME PLISSÉ ISSEY MIYAKE'nin aynı adlı gösteri dizisinin ikinci durağı. Markanın kendi duyurusuna göre performans Tate Modern'in South Tank bölümünde yapıldı, sanat yönetmenliğini Dresden Frankfurt Dance Company'nin başındaki Yunan koreograf Ioannis Mandafounis üstlendi ve gösteriye Tate ile birlikte üretilen küçük bir kapsül koleksiyon eşlik etti. designboom'un aktardığına göre ekibin çıkış noktası tek cümleyle özetlenebiliyor: her kâğıt kesmeyi bir giysiye çevirip hareket ettirmek.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Bir moda etkinliğini burada anlatmaya değdiren şey koleksiyon değil, arkasındaki iki teknik tarihi: bir ressamın hasta yatağından geliştirdiği çalışma biçimi ile bir tasarımcının dans için bulduğu pileleme yöntemi. İkisi de aynı soruyu soruyor — bir yüzey ne zaman hacim olur?
Matisse neden makasa geçti
Matisse'in kesme kâğıt dönemi bir üslup tercihi olarak başlamadı. Tate'in anlatımına göre sanatçı hastalığı nedeniyle yatağa bağlandıktan sonra asistanlarına kâğıtları guaj boyayla boyattı, sonra bu renkli yüzeyleri kesti. Böylece resmin iki ayrı aşaması — önce çizgi, sonra renk — tek harekette birleşti. Matisse bu yöntemi "doğrudan rengin içine çizmek" diye tanımladı.
Tate Etc dergisinde dönemi değerlendiren küratör Nicholas Cullinan, kesmelerin 1943 ile 1954 arasında, yani sanatçının son on beş yılında üretildiğini yazıyor. Cullinan'ın aktardığı önemli bir ayrıntı, bu işlerin sabit nesneler olmadığı: Matisse'in asistanı Lydia Delectorskaya'nın çektiği atölye fotoğrafları, kesilen formların duvara iğnelendiğini, sonra tekrar tekrar yerinin değiştirildiğini, yeniden kesildiğini ve başka işlerle birleştirildiğini gösteriyor. Duvar, bitmiş bir yapıtın asıldığı yer değil, sürekli yeniden dizilen bir çalışma alanıydı.
Büyük ölçekli işlerde her zaman makasla ilerlemediğini de ekliyor Cullinan: Matisse kâğıdı zaman zaman doğrudan yırtıyordu. The Snail Tate koleksiyonunda; künyesine göre guaj boyalı kâğıtların kesilip kâğıt üzerine yapıştırılması ve tuvale montajıyla yapılmış, yaklaşık 286 x 287 santimetre ölçülerinde ve Tate'e 1962'de alınmış.
Eserin adı izleyiciyi yanlış yöne de çekebiliyor, çünkü yapıtta salyangoz yok. Matisse'in kendi anlatımı bunu açıklıyor: önce salyangozu elinde tutarak doğadan çizdiğini, bir açılıp kıvrılma duygusu fark ettiğini, zihninde kabuktan arınmış bir imge oluştuğunu, ancak ondan sonra makasa uzandığını söylüyor. Ortada kabuğun resmi değil, kabuğun hareketinden geriye kalan şey var: merkezden dışa doğru dönen renkli dikdörtgenler.
Yukarıdaki görüntü Tate'in kendi kanalında yayımladığı Matisse: The Cut Outs videosu; müzenin 2014'teki kesme kâğıt sergisinin kurulumunu gösteriyor.
Pileyi kumaşa değil, giysiye yapmak
Gösterinin ikinci teknik hattı Japonya'da başlıyor. Issey Miyake'nin resmî kurumsal sitesinin anlattığına göre tasarımcının geliştirdiği yöntem geleneksel pilelemenin tersine çalışıyor: kumaş önce pilelenip sonra kesilmiyor; giysi hedeflenen bedenin birkaç katı büyüklükte kesilip dikiliyor, kâğıt tabakaların arasına yerleştiriliyor ve ısı presinden geçiriliyor. Pres hem giysiyi kendi ölçüsüne indiriyor hem de pileyi kalıcı hale getiriyor. Sektörde bu yaklaşım "garment pleating", yani kumaşa değil giysiye pile yapma adıyla anılıyor.
Sonucu gündelik hayatta tanınır: katlandığında neredeyse yer kaplamayan, yıkanıp asıldığında formunu geri alan, ütü istemeyen giysiler. PLEATS PLEASE ISSEY MIYAKE çizgisi 1993'te bu teknikle tanıtıldı. Aynı sitenin kronolojisine göre erkek giyimine uyarlanmış hâli olan HOMME PLISSÉ ise 2013'te, Aomori Üniversitesi erkek ritmik cimnastik takımı için yapılan kostümlerden yola çıkılarak kuruldu.

Neden Frankfurt kökenli bir topluluk
Tate'teki gösteriyi hangi topluluğun sahnelediği de rastlantı gibi durmuyor. Issey Miyake'nin kurumsal sitesi, tasarımcının 1991'de William Forsythe'ın The Loss of Small Detail yapıtı için kostüm tasarladığını ve dansçılara hareket özgürlüğü bırakan giysinin kendi "herkes için tasarım" fikriyle örtüştüğünü fark ettiğini yazıyor. Pileli kumaşı Miyake önce dans stüdyosunda denedi; PLEATS PLEASE'in 1993'teki çıkışı bu denemelerden sonra geldi.
Topluluğun kendi tanıtımına göre bugünkü Dresden Frankfurt Dance Company doğrudan Ballett Frankfurt'tan doğdu, Forsythe'ın yönetiminde The Forsythe Company adını taşıdı ve 2015'te bugünkü adını aldı. Ioannis Mandafounis ise 2023/2024 sezonundan itibaren sanat yönetmeni. Yani Tate'in tanklarında Matisse'i giyen dansçılar, Miyake'nin pileyi ilk kez sahneye taşıdığı soy ağacının devamı.
One One One: seyirciyi tek tek içine almak
Gösterinin biçimi Mandafounis'in çalışma yönteminden geliyor. Topluluğun tanımına göre bu yöntem dansçıların koreografiyi sahnede canlı olarak kurmasına dayanıyor; her performansta beden, hareket ve eylem yeniden kullanılıyor. Markanın duyurusunda "One One One" diye adlandırılan bölüm ise bir dansçı ile tek bir seyirci arasında, göz temasıyla sürdürülen doğaçlama bir karşılaşma. Duyurunun ifadesiyle amaç, "icra eden ile izleyen arasındaki yerleşik ilişkiyi sorgulamak". Seyirci salonda değil, olayın içinde oturuyor.
designboom'un aktardığına göre gösteri boyunca imge iki durum arasında gidip geldi: formlar bir süre dansçıların bedenlerinde taşındı, finalde ise giysiler zemine yatırılarak kompozisyon bütün hâlinde kuruldu. Matisse'in atölye duvarında sürekli yer değiştiren kâğıtlarıyla zemine dizilen giysiler arasındaki benzerlik, gösterinin asıl fikri gibi duruyor.
Açık kalan soru
Buradaki çevrim tek yönlü değil: bir ressam hareket edemediği için resmi kâğıt kesmeye indirgedi, bir tasarımcı pileyi dans için geliştirdi, şimdi dansçılar o pileyi kullanarak ressamın hareketsiz kompozisyonunu yeniden hareketlendirdi. Bunun bir sergi mi, bir gösteri mi, yoksa bir vitrin mi olduğu tartışmaya açık; ortada Tate ile birlikte satışa çıkan bir kapsül koleksiyon da var. Marka ürünlerin 17 Eylül 2026'dan itibaren Tate mağazalarında, Ocak 2027'den itibaren de Tokyo, Osaka ve Londra mağazalarında olacağını duyurdu.
Gösteri tek seferlikti ve kaydının yayımlanıp yayımlanmayacağı belirsiz. Geriye daha kalıcı bir soru kalıyor: bir müzede duran iki boyutlu bir yapıtı anlatmanın yolu onu bedene giydirmekse, o yapıtı görmek ile giymek arasındaki fark nedir?
Fotoğraf: ellenm1, CC BY 2.0, Wikimedia Commons