Batık Japon gemilerinden sızan 80 yıllık yakıtta kalabalık bir bakteri topluluğu yaşıyor
Chuuk Lagünü'ndeki iki Japon batığından alınan yakıtta 42 bakteri şubesi bulundu; aralarında petrolü parçalayabilen gruplar var. Bulgu, sızıntıları mikroplarla temizleme fikrine kapı aralıyor.
Mikronezya'daki Chuuk Lagünü'nde, 40 metreye yakın derinlikte dik oturan bir tankerin içinden yüzeye hâlâ yağ kabarcıkları süzülüyor. Seksen yılı aşkın süredir orada duran bu yakıt, bir canlı için olabilecek en kötü yerlerden biri gibi görünüyor: koyu, yapışkan, zehirli bileşiklerle dolu. Yeni bir çalışma ise bu yakıtın boş olmadığını, içinde kalabalık bir bakteri topluluğunun yaşadığını gösteriyor.
Fiji'deki Güney Pasifik Üniversitesi'nden mikrobiyolog Awei Bainivalu'nun yürüttüğü araştırma Marine Pollution Bulletin dergisinde yayımlandı. Ekip, iki Japon batığından alınan yakıt örneklerinin DNA'sını okudu ve tür düzeyinde yaklaşık 1.505 ayrı sınıflandırma, 42 ayrı bakteri şubesi buldu. Bunların arasında petrolü besin olarak kullanabildiği bilinen gruplar da vardı.
Bunun önemi şu: Pasifik'in dibinde, 1940'lardan kalma yüzlerce gemi yavaş yavaş paslanıyor ve içlerindeki yakıtı denize bırakıyor. Batığın içinde zaten yaşayan ve petrolü parçalayabilen bakteriler, ileride bu sızıntıları kimyasal kullanmadan temizlemenin anahtarı olabilir.
Tropik bir lagünde batık bir donanma
Chuuk, eski adıyla Truk, İkinci Dünya Harbi sırasında Japon donanmasının Güney Pasifik'teki ana üssüydü. ABD uçak gemilerinden kalkan uçaklar 17 Şubat 1944'te başlayan Hailstone Harekâtı'nda lagündeki gemileri ağır bombardımana tuttu; onlarca gemi dibe gitti. ScienceAlert'in aktardığına göre bugün lagünde yaklaşık 200 bin tonluk batık enkazı bulunuyor ve bu enkaz on yıllardır suya yağ sızdırarak balıkçılığı ve deniz yaşam alanlarını etkiliyor. Aynı habere göre Pasifik'in dibinde yalnızca akaryakıt ikmal gemisi ve tanker olarak yaklaşık 330 gemi yatıyor.

Lagün bugün dünyanın en tanınmış batık dalış noktalarından biri. Gemilerin gövdeleri mercan ve süngerle kaplanmış durumda; ama içlerindeki yakıt yerinde duruyor. Japonya Mayın Temizleme Servisi (JMAS) adlı Tokyo merkezli bir ekip, Japonya Dışişleri'nin desteğiyle 2017'den beri batıklardan yakıt çekiyor. Nippon.com'un 2025'teki haberine göre dalgıçlar, patlama tehlikesi yüzünden elektrikli alet yerine dalış tüpündeki basınçlı havayla çalışan diyaframlı pompalar kullanıyor.
İncelenen iki gemi
Araştırmacılar iki batığa odaklandı. İkisi de Nippon.com'un aktardığı bilgilere göre lagünün dalgıçlarca iyi bilinen gemileri:
| Gemi | Türü | Derinlik | Sızan yakıt |
|---|---|---|---|
| Shinkoku Maru | 10.020 tonluk tanker | Yaklaşık 40 metre | Orta yoğunlukta fuel oil |
| Kiyosumi Maru | 8.614 tonluk yolcu-yük gemisi, askerî kullanıma dönüştürülmüş | Yaklaşık 30 metre | Daha ağır fuel oil |
Derinlik ve tonaj bilgisi Nippon.com'dan, yakıt türleri ise ScienceAlert'in çalışmaya dayanan aktarımından. Nippon.com'a göre Shinkoku Maru'da kâğıt üzerinde yakıt kalmamış olması gerekiyor, ancak bir yerden sızıntı sürüyor; Kiyosumi Maru'nun ise tek başına 60 bin litreden fazla yakıt taşıdığı tahmin ediliyor.
Yakıt örnekleri, Avustralya merkezli Major Projects Foundation gönüllülerinin Mikronezya'da sızıntı yapan batıkları taradığı çalışmalar sırasında toplandı. Vakfın sitesine göre Bainivalu bu örneklerdeki bakterileri doktora çalışmasının parçası olarak Avustralya'daki Newcastle Üniversitesi'nde inceliyor.
Yakıtın içinde kim yaşıyor?
Ekip, örneklerdeki DNA'yı dizileyerek hangi bakterilerin bulunduğunu çıkardı. Liste uzun ve çeşitli. Öne çıkan adlar arasında Ralstonia, Sphingomonas ve Corynebacterium cinsleri var. Bu üç grubun ortak özelliği, petrolün yapı taşı olan hidrokarbonları, yani yalnızca karbon ve hidrojenden oluşan zincir ve halka biçimli molekülleri parçalayabilen türler barındırması.
İki geminin yakıtı da kimyasal olarak birbirinden farklı çıktı. Daha hafif olan tanker yakıtında buharlaşmaya yatkın aromatik bileşikler (benzen halkası taşıyan moleküller) daha fazlaydı. Ağır yakıt ise doğada uzun süre bozulmadan kalabilen dirençli hidrokarbonlar bakımından zengindi. Bu fark önemli; çünkü bir bakteri topluluğunun hangi molekülleri parçalayabileceği, yaşadığı yakıtın bileşimiyle yakından ilgili olabilir.
Araştırmacılar sonuçlarını şöyle özetliyor: Bulgular, İkinci Dünya Harbi batıklarındaki yakıtların hidrokarbon parçalayan bakteriler için doğal birer depo olduğu görüşünü destekliyor ve biyolojik temizleme uygulamalarına yönelik gelecekteki araştırmalar için temel bir başlangıç noktası sunuyor.
Biyolojik temizleme ne demek?
Biyolojik temizleme (biyoremediasyon), kirliliği canlıların kendi metabolizmasıyla ortadan kaldırma fikri. Petrol söz konusu olduğunda mantık basit: Bazı bakteriler hidrokarbonları besin ve enerji kaynağı olarak kullanır, onları daha zararsız ürünlere çevirir. Yakıtın içinde onlarca yıl hayatta kalmış bir topluluk, tam da bu ortama uyum sağlamış türleri barındırıyor olabilir. Laboratuvarda üretilip sızıntı noktasına verilebilecek ya da yerinde desteklenebilecek adaylar arasında bunlar ilk sırada sayılabilir.
Major Projects Foundation da yaklaşımı aynı çerçevede anlatıyor. Vakıf, araştırmanın başarılı olması hâlinde tehlikeli petrolü yönetmede batıklardan sanayi tesislerindeki sızıntılara kadar geniş bir alanda yeni yöntemlere yol açabileceğini yazıyor. Vakfın YouTube kanalında yayımladığı aşağıdaki görüntü, Bainivalu'nun çalışmasından bir ara durum aktarımı:
Bulgunun sınırı
Çalışma bir envanter, bir deney değil. ScienceAlert'in vurguladığı gibi araştırmacılar bakterilerin yakıtta bulunduğunu gösterdi, ama bu mikropların hidrokarbonları gerçekten aktif olarak parçalayıp parçalamadığını incelemedi. DNA dizilemesi bir canlının orada olduğunu söyler; canlı mı, uyku hâlinde mi, ölü hücre kalıntısı mı olduğunu ve ne iş yaptığını tek başına söylemez.
Örnekler de yalnızca iki gemiden geliyor. Pasifik'teki yüzlerce batığın her birinde yakıtın türü, yaşı, suyla teması ve sıcaklığı farklı; başka gemilerde bambaşka topluluklar çıkabilir.
Sırada ne var?
Bir sonraki adım, bu bakterilerin laboratuvarda üretilip gerçekten petrol tüketip tüketmediğinin ölçülmesi. Hangi türün hangi bileşiği ne hızla parçaladığı bilinmeden temizleme planı yapmak mümkün değil. Bir de zaman baskısı var: Gövdeler her yıl biraz daha inceliyor ve pompalarla yakıt çekme işi yavaş ilerliyor. Batıkların içindeki bakterilerin bu yarışta işe yarayıp yaramayacağı, laboratuvar ölçümleriyle ortaya çıkacak.
Fotoğraf: montereydiver, CC BY 2.0, Wikimedia Commons