🔞 Yudum’da neden 18 yaş sınırı var?🛡️ Sohbete neden bağlanamıyorum?

Kuş gözlemciliğinin çoğu aslında dinlemek: sesle tanıyanlar

Görme engelli gözlemciler kuşları sesinden tanıyor. Asıl ilginç olan şu: gören gözlemciler de sahada kuşların çoğunu önce duyuyor. Yöntem, bilişsel arka plan, erişilebilirlik araçları ve Türkçe kuş adlarının ses kökeni.

Kuş gözlemciliğinin çoğu aslında dinlemek: sesle tanıyanlar
Yaşam 18 Eylül 2026 7 dk okuma 2 okunma

Uruguaylı bir çocuk babasıyla nehir kıyısında taş atıyor. Her taş suya düştüğünde çıkan sesin hangi nota olduğunu söylüyor, tek tek, şaşmadan. Juan Pablo Culasso mutlak kulağa, yani bir sesi referanssız olarak nota karşılığıyla tanıma yetisine sahip olduğunu o gün fark etti. Associated Press'e verdiği röportajda o anı anlatırken, "İşte o zaman kuşları seslerinden ezberleyebileceğimi anladım" dedi. Culasso doğuştan görmüyor; hayatında hiçbir kuşu gözüyle görmedi. AP'nin 2016 tarihli haberine göre 3.000'den fazla kuş sesini ayırt ediyor, 720'den fazla türü yalnızca sesinden ayırıyor.

Bu, ilk bakışta "engeline rağmen" hikâyesi gibi duruyor. Değil. Kuş gözlemciliği dışarıdan bakıldığında bir göz uğraşı gibi görünür: dürbün, arazi rehberi, uzun uzun bakmak. Oysa sahada işin büyük kısmı kulakla yapılır. Bir kuşu yaprakların arasında görmek zordur; ötüşünü duymak çoğu zaman çok daha kolaydır. Görme engelli gözlemciler bu gerçeği yeniden görünür kılıyor, üstelik yöntemleri de gören gözlemcilerin yöntemiyle aynı.

Sahadaki işin çoğu kulakla yapılıyor

Çocukluğundan beri yasal olarak görme engelli olan ve kuşları yalnızca kulağıyla tanıyan Trevor Attenberg, Audubon dergisi için yazdığı yazıda bir kuşu görmenizin çoğu zaman duymanızdan daha düşük ihtimal olduğunu söylüyor. Attenberg aynı yazıda, Connecticut'ta büyüdüğü evin yarım mil yakınında 30'dan fazla türü saptadığını, New York'taki Central Park'ta ise bunun en az yedi katı türün kayda geçtiğini yazıyor.

Bu, meraklıların iddiası değil, sayım yönteminin kendisine işlemiş bir olgu. Kuş nüfusu tahminlerinde kullanılan "nokta sayımı" yönteminde gözlemci belirli bir noktada durur ve belirli bir sürede saptadığı kuşları not eder; saptamaların önemli bölümü işitsel olur. T. R. Simons ve arkadaşları 2007'de The Auk dergisinde yayımlanan çalışmada bu işitsel algılamayı hoparlörlerle kurdukları düzenekle test etti. Sonuç, kulağın ne kadar kırılgan bir ölçüm aracı olduğunu gösteriyor: hafif rüzgârlı koşullarda duyulan kuş oranı yaklaşık yüzde 28, arka planda başka kuşların ötmesi durumunda yüzde 41, ortama 10 desibel beyaz gürültü eklendiğinde yüzde 42 düştü. Çalışmanın sınırı da açık: bu, gerçek bir ormanda değil, denetimli bir düzenekte ölçülmüş bir performanstı.

Yöntem: sesi parçalarına ayırmak

Kulakla kuş tanımak bir yetenek sorusundan çok bir eğitim sorusu. Culasso'nun anlattığı öğrenme yolu bunu iyi gösteriyor: iş çocuklukta babasının ansiklopedi okurken çaldığı kuş sesi kayıtlarıyla bir oyun olarak başlamış, ardından piyano eğitimi gelmiş; notalar, gamlar, akorlar ve arpejler kulağını ayrıştırma yapmaya alıştırmış. Discover Magazine'e verdiği röportajda yetisini doğuştan gelen bir armağandan çok pratiğe, sıkı çalışmaya ve düzenli etüde bağlıyor; binlerce kuş kaydından oluşan arşivini hâlâ idman için dinlediğini söylüyor. Aynı röportajda işini şöyle tanımlıyor: "Doğanın sesini kaydetmek benim tutkum ve ömürlük işim."

Attenberg'in yolu daha alışıldık: kuş sesi kayıtları içeren bir başvuru CD-ROM'unu tekrar tekrar dinleyip türlerin ötüşlerini ezberlemek. Audubon'daki yazısında ilk büyük anını, duyduğu çağrıyı anında tanıdığı anı anlatıyor: "Çağrıyı hemen tanıdım: bir Louisiana waterthrush; pek de yaygın sayılacak bir kuş değil." İşin mekaniği, bir melodiyi tanımaktan çok bir aksanı tanımaya benziyor: perde, ritim, tekrar sayısı, tınının pürüzü ve sesin cümle yapısı birlikte değerlendiriliyor.

Yukarıdaki video, Great Big Story kanalının Culasso'yla çektiği "Blind Birdwatcher Sees With Sound" başlıklı kısa belgesel.

Mutlak kulak şart mı?

Erken yaşta görme yitiminin işitmeyi keskinleştirdiğine dair laboratuvar bulguları var. Frédéric Gougoux ve arkadaşlarının 2004'te Nature dergisinde yayımladığı çalışmaya göre erken kör bireyler, iki ses arasındaki perde değişiminin yönünü ayırt etmede gören katılımcılardan daha başarılı; üstelik değişim, gören katılımcıların ayırt edebildiğinden on kat hızlı olduğunda bile. Çalışmada körlüğün başlama yaşı ne kadar erkense performans o kadar yüksek çıkmış, ki bu da beyin esnekliğinin erken yıllarda en yüksek olduğu bilgisiyle uyumlu.

Mutlak kulak tarafında da benzer bir eğilim bildirilmiş. R. H. Hamilton, Alvaro Pascual-Leone ve Gottfried Schlaug'un 2004'te NeuroReport'ta yayımladığı çalışmada 46 erken kör kişi tarandı; bunların 21'i müzik eğitimi almıştı ve 21 kişinin 12'si, yani yüzde 57'si mutlak kulağa sahip olduğunu bildirdi. Gören müzisyenlerde bu oran tipik olarak yüzde 20'nin altında. Sınırları da not etmek gerek: örneklem küçük ve mutlak kulak beyana dayalı olarak saptanmış.

Ama buradan "kulakla kuş tanımak için mutlak kulak gerekir" sonucu çıkmıyor. Attenberg böyle bir yeti iddiasında bulunmuyor; anlattığı yöntem düpedüz ezber ve tekrar. Kuş sesi öğrenmenin en yaygın araçlarından biri de bu yüzden sözel bellek hilesi: sesin ritmini bir cümleye benzetip aklında tutmak.

Ekran okuyucudan kuş yürüyüşüne: erişilebilirlik tarafı

Kuş gözlemciliğini erişilebilir kılmak için kurulan ABD merkezli Birdability, kör ve az gören gözlemciler için ayrı bir kaynak listesi tutuyor. Listeye göre Cornell Üniversitesi Ornitoloji Laboratuvarı'nın Merlin Bird ID ve BirdNET uygulamaları, Audubon Bird Guide ve kuş sesi öğreten Larkwire, VoiceOver ve TalkBack gibi ekran okuyucularla çalışıyor; ancak BirdNET'te ses kaydetme ekranının erişilebilir olmadığı notu düşülmüş. Aynı sayfada kör gözlemci Jerry Berrier'in Merlin için hazırladığı VoiceOver ipuçları belgesi ve Donna Posont'un kör çocuklara kulakla kuş tanımayı öğreten programı da anılıyor.

Listenin en çok şey anlatan kısmı ise eksikler: Birdability'nin bilgisine göre büyük puntolu tek arazi rehberi 1999 tarihli bir Peterson baskısı. Yani dijital tarafta hatırı sayılır bir yol alınmışken basılı tarafta neredeyse hiçbir şey yok.

Culasso'nun kendi tarafında da erişilebilirlik işi var. Kendi sitesindeki tanıtıma göre Güney Amerika'nın görme engelliler için ilk kuş turizmi rotasını kurdu, bu işle Colombia Riqueza Natural ödülünü aldı ve Explorers Club'ın "dünyayı değiştiren elli kişi" listesinin 2024 sınıfına seçildi. Discover Magazine'in aktardığına göre Cornell'in Macaulay Kütüphanesi'ne 240'tan fazla kayıt bağışladı ve Nisan 2021'de Uruguay ekosistemlerinin ses haritasını yayımladı; bunun için iki ay boyunca ülkeyi dolaşıp çocukluk hatıralarına göre seçtiği noktalarda kayıt yaptı.

Makine kulağı nereye kadar?

Kulakla tanıma işini son beş yılda köklü biçimde değiştiren şey, telefonun dinleyip tür adı önermesi oldu. Merlin'in Sound ID özelliği, gelen sesi önce spektrograma, yani frekansların zamana göre dizildiği bir görüntüye çeviriyor; sonra bu görüntüyü derin evrişimli bir sinir ağına, yani görüntü tanımak için eğitilmiş bir yapay sinir ağına veriyor. Macaulay Kütüphanesi'nin Haziran 2021'deki tanıtım yazısında Benjamin Hoffman ve Grant Van Horn, modelin 140 saatlik kuş sesi ile 126 saatlik kuş dışı arka plan sesiyle eğitildiğini ve asıl farkın, kayıtlarda her kuşun tam olarak hangi saniyede öttüğünün elle işaretlenmiş olması olduğunu yazıyor. Özellik 458 türle açıldı; eBird yardım sayfasına göre bugün 2.000'den fazla türü tanıyor, kapsamı ABD, Kanada ve Avrupa ağırlıklı. Aynı sayfa bir türün modele girebilmesi için en az 150 kayıt gerektiğini söylüyor, ki bu da nadir türlerin neden geride kaldığını açıklıyor.

Peki bu kulak, insan kulağının yerine geçiyor mu? Brooke D. Goodman ve arkadaşlarının 2025'te Ornithological Applications dergisinde yayımladığı çalışma tam da bunu ölçtü. Schoodic Institute'ta 2023'te yapılan 144 eşleştirilmiş nokta sayımında insan gözlemciler 382, Merlin 222 saptama yaptı. Kesinlik oranları yakındı: insanlarda yüzde 92, Merlin'de yüzde 86. Merlin 12 türde yanlış pozitif verdi. Çalışmanın en can sıkıcı bulgusu ise tutarlılıkla ilgili: aynı anda iki ayrı cihazda çalıştırıldığında sayımların yüzde 57'sinde farklı tür listeleri çıktı. Öte yandan dört türü Merlin doğru bilip insanlar kaçırdı. Yani uygulama kulağın yerine geçmiyor; kulağa ikinci bir görüş sunuyor ve o görüşün de doğrulanması gerekiyor.

Türkçede kuşun adı çoğu zaman sesidir

Bu kulak meselesinin Türkçede epey somut bir izi var. Gizem Korkut'un 2020'de SUTAD dergisinin 50. sayısında yayımlanan çalışması, Türk Dil Kurumu'nun 2019 tarihli Türkçe Sözlük baskısındaki 214 kuş adını tarayıp adlandırma ölçütlerine göre sınıflandırıyor. Sonuca göre en yaygın ölçüt kuşun yaşam alanı, ikincisi fiziksel özellikleri; kuşun ötüşüne göre verilmiş 14 ad ve çağrılma biçimine göre verilmiş 1 ad var, yani işitsel ölçüt yaklaşık yüzde 8'lik bir pay tutuyor.

O yüzde 8'in içindeki adlar tanıdık: guguk adını kuşun "gu guk" diye duyulan ötüşünden alıyor; puhu "pu hu" ötüşünden; keklik'in kek/kak yansıma kökünden türediği belirtiliyor; cırlayık ince ve tiz sesi anlatan cır kökünden; gülük ise hindinin "gulu gulu" sesinden geliyor. Bülbülü karşılayan ötleğen doğrudan öt- eyleminden kurulmuş, sığırcık ise "çığırmak, ötmek" anlamındaki eski sıkır- fiilinden.

Dalda duran guguk kuşu
Dalda duran guguk kuşu — gilgit2, CC BY-SA 2.0 (Wikimedia Commons)

Başka bir deyişle, Türkçe konuşan biri kuş adlarını sayarken farkında olmadan küçük bir ses kataloğunu tekrarlıyor. Kulakla kuş tanıma kültürü burada dilin içine gömülü; eksik olan şey bilgi değil, o bilgiyi sistemli bir gözlem yöntemine çeviren araçlar.

Açıkta kalan sorular

Türkiye'de görme engelliler için düzenli, kulakla kuş tanımaya dayalı bir gözlem programı bulamadım; bu, böyle bir çalışma olmadığı anlamına gelmiyor, yalnızca kamuya açık kaynaklarda izine rastlamadım. Merlin'in Avrupa kapsamının Türkiye'nin tür listesini ne ölçüde karşıladığı da açık bir soru; Cornell'in yayımladığı bilgide Türkiye ayrı bir başlık olarak geçmiyor.

Asıl soru belki de daha genel: arazi rehberleri ve uygulamalar sonuçta hâlâ ekrana bakmayı gerektiriyorken, saptamaların çoğunu yapan organ kulakken, bu uğraşın araçları neden bu kadar görsel kalmayı sürdürüyor? Ve bir kuşu tanıma işini telefona devrettiğimizde, Culasso'nun yıllarca idman ettirdiği o kulak bizde ne kadar eğitimli kalır?

Fotoğraf: Dan Dugan, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Yaşam Masası

Bu içerik, Yudum Yaşam Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

2362
haber
5978
kimdir
836
tarif
383
rüya tabiri
33
test
192
üye