🔞 Yudum’da neden 18 yaş sınırı var?🛡️ Sohbete neden bağlanamıyorum?

Plüton'un kalbinde sıvı azot izleri: New Horizons görüntüleri 11 yıl sonra ne anlatıyor

New Horizons'ın 2015 görüntülerindeki koyu çizgiler, Plüton'un azot buzulunun altından yüzeye kesik kesik sızan sıvı azotun izi olabilir. Hipotez güçlü, ama sıvının kendisi henüz görülmedi.

Plüton'un kalbinde sıvı azot izleri: New Horizons görüntüleri 11 yıl sonra ne anlatıyor
Teknoloji 17 Eylül 2026 8 dk okuma 4 okunma

Plüton'un ünlü "kalp" biçimli beyaz bölgesinin sol yarısında, kuzey kıyısına yakın bir yerde buz, şehir büyüklüğünde çokgenlere bölünmüş gibi durur. Çokgenlerin arasındaki ince çizgiler koyudur; bazılarının çevresine de silik, gölgemsi lekeler yayılır. New Horizons uzay aracı bu manzarayı Temmuz 2015'teki yakın geçişinde fotoğrafladı. Aradan on bir yıl geçtikten sonra bir araştırma ekibi, o koyu çizgilerin buzun altından yüzeye sızan sıvı azotun bıraktığı izler olabileceğini öne sürüyor.

İddia iddialı, çünkü Plüton'un yüzeyi Güneş'ten çok uzakta, sıfırın altında 230 dereceyi aşan bir soğukta duruyor. Orada sıvı herhangi bir şey görmeyi kimse beklemiyordu. Çalışma doğruysa Plüton yalnızca geçmişte "canlı" olmuş, sonra donup kalmış bir cüce gezegen değil; yüzeyini hâlâ, belki birkaç saatlik ya da birkaç günlük olaylarla değiştiren bir dünya. New Horizons'ın baş araştırmacısı ve çalışmanın ilk yazarı Alan Stern, Southwest Research Institute (SwRI) bülteninde bunu "Plüton bizi şaşırtmaktan hiç vazgeçmiyor" diye özetliyor ve bulgunun Plüton'da zamanla değişen yeni türde bir yüzey özelliğine işaret ettiğini ekliyor.

Makale, 31 Temmuz 2026'da hakemli The Planetary Science Journal dergisinde "Evidence for Possible N2 Basal Flow beneath Pluto's Northern Sputnik Planitia" başlığıyla yayımlandı. Başlıktaki "possible" (olası) kelimesi süs değil: yazarlar bir gözlem değil, gözlemi en iyi açıklayan bir hipotez sunuyor.

Kalbin sol yarısı: dev bir azot buzulu

Sputnik Planitia, Plüton'un kalp biçimli bölgesinin batı yarısını dolduran, ağırlıklı olarak donmuş azottan oluşan geniş bir havza. Makaleye göre yüzölçümü bir milyon kilometrekareyi aşıyor; NASA'nın deyişiyle ABD'nin Teksas ve Oklahoma eyaletlerinin toplamından büyük. Bu buz tabakası yerinde durmuyor: aşağıdan ısınan buz, tencerede ağır ağır kaynayan koyu bir çorba gibi yavaşça yükselip alçalıyor. Bilim insanları buna katı hâl konveksiyonu diyor. Yüzeydeki çokgenler bu devinimin hücreleri; makalenin aktardığı ölçümlere göre çapları tipik olarak 20 ile 35 kilometre arasında.

Bölgede hiç krater görülmemesi de yüzeyin sürekli yenilendiğini gösteriyor. Çalışmanın ortak yazarlarından SwRI'dan Kelsi Singer bültende, modellere göre Sputnik Planitia yüzeyinin "oldukça genç, muhtemelen bir milyon yıldan daha genç" olduğunu, dolayısıyla incelenen izlerin de bu süre içinde oluşmuş olması gerektiğini söylüyor.

Koyu çizgiler neden dikkat çekti?

Ekip kuzey Sputnik Planitia'da iki tür iz tanımlıyor: hücre sınırlarını izleyen keskin, dar ve koyu çizgiler ile bunların çevresine yayılan daha silik, daha az koyu önlükler. Asıl mesele bu izlerin neden bu kadar keskin olduğu.

Burada ekibin karması işe yarıyor. Yazarların arasında gezegen bilimcilerin yanında Colorado Üniversitesi'nden buzul uzmanları da var ve karşılaştırmayı Dünya'dan yapıyorlar: Grönland buz örtüsü. NASA'nın Landsat 9 uydusunun görüntülerinde Grönland'daki eriyik su kanalları ve göletleri buzun üzerinde koyu şeritler olarak seçiliyor. Makale bunun iki sebebini açıklıyor. Birincisi, su görünür ışığın kırmızı ucunu mavi ucuna göre çok daha fazla soğuruyor. İkincisi, sıvıyla temas eden buzun taneleri büyüyor; iri taneli buz daha az ışık yansıtıyor ve su donduktan sonra bile kanal koyu kalıyor.

Plüton'daki koyu izlerin başka açıklamaları da olabilirdi; yazarlar bunları tek tek tartıyor. Buz taneleri Güneş ısısıyla da büyüyebilir, ama Plüton'a ulaşan güneş ısısı bunun için yetersiz. İç ısı kaynakları tane büyümesini tetikleyebilir, ama geniş alana yayılan bir ısı keskin sınırlar değil bulanık lekeler üretir. Plüton atmosferindeki pusun yere çöken koyu organik parçacıkları buzu karartabilir; yazarlar grafit benzeri karbonun milyonda birkaç kısımlık miktarlarda bile yüzeyi belirgin biçimde koyulaştırabileceğini hesaplıyor. Ancak süblimleşmeyle (buzun doğrudan gaza dönüşmesiyle) biriken kir de yine yayvan izler bırakır ve daha çok hücrelerin yüksek merkezlerinde toplanması beklenir; gözlenen desen ise çukurları izliyor. Makalenin vardığı sonuç şu: incelenen mekanizmalar arasında gözlenen deseni üretebilecek görünenler yalnızca sıvı içerenler; sıvı olmadan izlerin "çok fazla yayvan" olması beklenir.

Sıvı azot nerede ve nasıl oluşabilir?

Azotun sıvı kalabilmesi için belli bir basınç gerekiyor. Makalenin dayandığı ölçümlere göre azotun üçlü noktası, yani katı, sıvı ve gazın bir arada bulunabildiği koşul, 63,151 kelvin (yaklaşık eksi 210 santigrat derece) ve 12,523 kilopaskal. Bu basınç, Dünya'da deniz seviyesindeki hava basıncının kabaca sekizde biri. Plüton'un yüzeyi bu koşulun çok uzağında; makale yüzey sıcaklığı için 37 kelvini, yani yaklaşık eksi 236 dereceyi esas alıyor. SwRI ve NASA bu yüzden sıvı azotun Plüton'a yağış olarak düşmesinin fiziksel olarak imkânsız olduğunu vurguluyor.

Ama buzun içine inildikçe tablo değişiyor. Plüton'un düşük yerçekiminde bile üstteki buzun ağırlığı, yaklaşık 20 metre derinlikte üçlü nokta basıncına ulaşabiliyor. Yeterince derinde ve yeterince sıcak bir katmanda azot erime noktasını geçebilir. O ısı da Plüton'un içinden geliyor: yazarların aktardığı iç yapı modellerine göre Sputnik Planitia'nın altındaki ısı akısı metrekare başına 4 ile 18 miliwatt arasında olabilir; bu da erime sıcaklığına 0,3 ile 1,4 kilometre derinlikte ulaşılması anlamına geliyor. Üst uçtaki değer, Plüton'un buz kabuğunun altında varsayılan okyanusun bu havzanın altında yüzeye 60 kilometreye kadar yaklaşmış olabileceği ihtimalini hesaba katıyor.

Kâğıt üzerindeki bir engel var: hücreler hâlinde dönen buz, tabanını etkili biçimde soğutur. Yazarlar bunu aşmak için birkaç yol tartışıyor ve en makul bulduklarını şöyle anlatıyor: Plüton'un eksen eğikliğindeki milyonlarca yıllık döngüler boyunca azot gezegenin bir yerinden süblimleşip başka bir yerinde birikiyor ve önceki modellere göre kuzey Sputnik Planitia'dan yaklaşık bir kilometre buz eksiliyor. İncelen buz tabakasında konveksiyon zayıflayıp durabilir; tabakayı karıştıran "kaşık" durunca taban ısınır ve erime başlayabilir. Yazarlar bu fikri "söndürülmüş konveksiyon" diye adlandırıyor ve nicel değerlendirmesini ileriki çalışmalara bırakıyor.

Buzun içinde bir tür volkanizma

Sıvı azot katı azottan hafif. Makalenin tablosuna göre katı azotun yoğunluğu metreküp başına 995, sıvınınki 867 kilogram. Tıpkı yer kabuğunda yükselen magma gibi, sıvı da bir yol bulduğunda yukarı çıkmak ister. Yazarlar yeryüzünden iki benzetme kullanıyor: buzul yüzeyindeki suyu buzun içine taşıyan dikey kuyular (moulin) ve magmanın kayaç içinde açtığı ince yarıklar (dayk).

Modelin söylediği ilginç bir şey var: yarık ne kadar geniş olursa olsun, sıvının yükselirken donup yolu tıkamaması için saniyede yaklaşık 25 metreküplük bir akış gerekiyor. Buna karşın tabanda sürekli üretilebilecek eriyik miktarı saniyede bir metreküpün altında kalıyor. Yazarlara göre bu açık, sıvının derinde haznelerde birikip basınç artınca buzu çatlatarak kesik kesik yüzeye çıktığını düşündürüyor. İzlanda'daki yarık püskürmelerine, hatta kalkan volkanların yamaç püskürmelerine benzetiyorlar.

Azotun üçlü noktası63,151 K ve 12,523 kPa
Model için esas alınan yüzey sıcaklığı37 K
Eriyiğin sürekli yükselebilmesi için yarık genişliğiSaf sıvı azotta yaklaşık 15 cm, koyu azot çamurunda yaklaşık 1 m
Donmadan yükselmek için gereken asgari akışSaniyede yaklaşık 25 m³
1-2 km'lik buzdan geçiş süresiDakikalardan birkaç saate
Yüzeyde donana kadar akış süresiYaklaşık 0,02 ile 200 saat arası
New Horizons'ın en iyi çözünürlüğüPiksel başına 70 m

Tablodaki değerler makalenin kendi hesaplarından ve dayandığı ölçümlerden derlendi. Yüzeye çıkan sıvının kaderi, ne kadar akışkan olduğuna bağlı. Yazarlara göre en ağır akışkan senaryoda, bir kilometreden uzağa akabilmek için saniyede yaklaşık 7 metreküplük bir kaynak yeterli; böyle bir akış yaklaşık 20 saat sonra durur ve bu sürede 100 bin ile 1 milyon metreküp sıvı dökülür. Sıvı, hücrelerin kenarlarındaki çukurlara doğru akıp orada donuyor ve geride koyu bir iz bırakıyor.

Bulgunun sınırları

Çalışmanın zayıf yanları, yazarların kendisi tarafından açıkça sayılıyor ve haberin en az bulgu kadar önemli kısmı bu:

  • Kimse sıvıyı görmedi. Hesaplara göre sıvının çıktığı noktalar ve yarıklar bir ila onlarca metre ölçeğinde. New Horizons'ın en keskin görüntüsü ise piksel başına 70 metre. Yani öne sürülen kaynaklar mevcut verilerde doğrudan seçilemiyor; ortada yalnızca izler ve onları açıklayan bir model var.
  • Temel sayılar belirsiz. Buz tanelerinin boyutu bilinmiyor, iç ısı akısı "ciddi belirsizlik" taşıyor, çamur gibi karışık bir azot eriyiğinin akışkanlığı ise varsayımlarla yüz milyon katlık bir aralıkta alınmış.
  • Erime mekanizması henüz bir öneri. En makul görülen "söndürülmüş konveksiyon" fikri, azotun gezegen çapındaki dolaşımına dair önceki bir modelin tahminlerine yaslanıyor ve yazarlar ayrıntılı sınamasını sonraya bırakıyor.
  • Tek bir bölge. Plüton'un iyi haritalanmış kısmında benzer bir iz başka yerde görülmedi. Ama New Horizons bir yakın geçiş yaptı; gezegenin yarısından fazlası yüksek çözünürlükte hâlâ haritalanmamış durumda.

Modellere liderlik eden SETI Enstitüsü'nden Orkan Umurhan da bültende laboratuvar eksikliğine dikkat çekiyor: gerilme ve deformasyon altındaki katı azotun erimesine yol açabilecek süreçlerin "laboratuvarda hiç gerçekten ayrıntılı incelenmediğini" söylüyor ve bulguların çok düşük sıcaklıklarda katı azot fiziğini araştırmak için güçlü bir gerekçe olduğunu ekliyor.

Sırada Triton ve Eris var mı?

Yazarlar mekanizmanın yalnız Plüton'a özgü olmayabileceğini düşünüyor. Voyager 2'nin geçişi sırasında Neptün'ün uydusu Triton'da gözlediği gayzerlerin bir kısmının da benzer bir süreçle ilişkili olabileceğini "spekülasyon" olarak kaydediyorlar. Kuiper Kuşağı'ndaki cüce gezegen Eris ise yüzeyinin her yerde çok parlak olması ve belirgin azot buzu izleri taşıması nedeniyle, makaleye göre tabandan erime ya da sıvı akışı arayanlar için iyi bir aday.

Bunların hiçbirini yakın zamanda sınayacak bir araç yolda değil. New Horizons Plüton'u geride bırakalı yıllar oldu; Triton'a Voyager 2'den beri kimse yakından bakmadı, Eris'e hiç gidilmedi. Yani bu koyu çizgilerin gerçekten sıvı azotun izi olup olmadığı sorusu, en azından bir sonraki araç Kuiper Kuşağı'na ulaşana kadar, Dünya'daki laboratuvarlarda ve bilgisayar modellerinde tartışılmaya devam edecek.

Fotoğraf: NASA / Johns Hopkins University Applied Physics Laboratory / Southwest Research Institute, Public domain, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Teknoloji Masası

Bu içerik, Yudum Teknoloji Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

2233
haber
5976
kimdir
836
tarif
382
rüya tabiri
32
test
184
üye