Böcek kalıntıları anlattı: Gran Canaria'daki mezar mağarası önce bir tahıl ambarıydı
Gran Canaria'daki Cruz de la Esquina mağarasında bulunan 8.000'i aşkın böcek kalıntısı, yerlilerin mezar olarak kullandığı yerin önce tahıl ambarı olduğunu ve ölülerin güneşte bekletilmeden gömüldüğünü gösteriyor.
Gran Canaria'nın dağlık iç kesimindeki Artenara'da, Acusa Seca bölgesinde bir mağara var: Cruz de la Esquina. Burada bin yılı aşkın süre önce adanın yerli halkı ölülerini bitki liflerinden ve hayvan derisinden örülmüş sargılar içinde bırakmış. Mağaranın kuru havası ahşabı, halatı ve deriyi bugüne kadar korumuş. Korunanlar yalnız bunlar değil: zeminde binlerce küçük böcek kabuğu, pupa kılıfı ve parça da duruyor.
Arkeologlar bu küçük kalıntıları tek tek ayıklayınca beklemedikleri bir hikâyeye ulaştı. Mağara, mezar olmadan önce bir kiler, daha doğrusu tahıl ambarıymış. Üstelik böcekler, ölülerin mağaraya ne zaman konduğuna dair yüzyıllardır tekrarlanan bir anlatıyı da sorgulatıyor.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Bulgular, arkeoloji dergisi Antiquity'de 16 Eylül 2026'da yayımlandı. Çalışmanın başyazarı Alcalá Üniversitesi'nden Pedro Henríquez-Valido, ortak yazarlardan biri Bordeaux Üniversitesi'nden Jean-Bernard Huchet.
Böcekler neden tanık olur
Adli bilimde böcekler eskiden beri bir saat gibi kullanılır. Bir beden açıkta kaldığında ona önce belirli sinek türleri gelir, zaman geçip doku kurudukça yerini başka türler, özellikle bazı kın kanatlılar alır. Hangi türün orada bulunduğuna bakarak ölümün üstünden ne kadar vakit geçtiği ve bedenin nerede beklediği hakkında fikir yürütülebilir.
Arkeoentomoloji, yani kazı alanlarındaki böcek kalıntılarını inceleyen dal, aynı mantığı geçmişe uygular. Bu alanın cenaze uygulamalarına yönelen koluna "funerary archaeoentomology" deniyor; Huchet de bu alanda uzun süredir çalışan bir böcek bilimci. Mantık basit ama iş zahmetli: toprağın içinden milimetrelik pupa kılıflarını, kanat kınlarını, göğüs plakalarını ayırmak ve her birini türe kadar tanımak gerekiyor.
Henríquez-Valido, Antiquity'nin duyurusunda amaçlarını şöyle anlatıyor: "Böcekler ölüm sonrası süreçleri yeniden kurmak için değerli kanıtlar sunabilir. Cruz de la Esquina'daki böcek kalıntılarının bedenlere uygulanan cenaze işlemini aydınlatıp aydınlatamayacağını görmek istedik."
Sekiz binden fazla kalıntı, iki ayrı hayat
Ekip mağarada 8.000'den fazla eklem bacaklı kalıntısı buldu. Bunlar farklı kullanımlara işaret eden çeşitli türlere ait. Kalıntıların önemli bir kısmı ise ölümle hiç ilgisi olmayan canlılardan, depolanmış tahıla dadanan zararlılardan geliyor.
Araştırmacıların akıl yürütmesi burada devreye giriyor. Ölülerin yanına mezar armağanı olarak bir miktar tahıl bırakılmış olabilir. Ama zararlıların sayısı, armağan olarak bırakılabilecek miktarı çok aşan bir tahıl birikimini gösteriyor. Ekibe göre bunun en makul açıklaması, mağaranın önce yiyecek deposu olarak kullanılması, sonra mezara dönüştürülmesi.
Henríquez-Valido bunu tek cümlede toplamış: "Arkeoentomolojik kalıntılar Cruz de la Esquina'nın gizli biyografisini ortaya çıkardı: bedenlerin ölümden kısa süre sonra bırakıldığı bir mezar mağarası olmadan önce, yiyeceğin saklandığı bir tahıl ambarıydı."
Bu şaşırtıcı gelebilir ama adanın geçmişine yabancı değil. Gran Canaria'nın yerlileri tahıllarını kayalara oyulmuş toplu ambarlarda saklıyordu. Bunların en tanınmışı Santa María de Guía'daki Cenobio de Valerón; yamaca açılmış yüzlerce gözden oluşan bu ambar bugün adanın simge arkeoloji alanlarından biri. Aynı araştırmacılar daha önce La Fortaleza ambarında da böcek kalıntılarından uzun süreli depolamanın izlerini sürmüştü (Journal of Archaeological Science, 2020).
Güneşte bekletme anlatısı sarsılıyor
Çalışmanın ikinci sonucu daha hassas bir konuya dokunuyor. İspanyol fethinden sonra yazılan bazı kaynaklar, adalıların ölülerini mağaraya koymadan önce belirsiz bir süre güneşte beklettiğini, bedenin bu yolla kurutulduğunu anlatır. Kanarya mumyalarıyla ilgili yaygın anlatının bir kısmı da bu fikre dayanır.
Cruz de la Esquina'daki böcek topluluğu ise başka bir tablo çiziyor. Araştırmacılara göre bedenler açıkta bekletilmeden, ölümden kısa süre sonra mağaraya bırakılmış. Başka bir deyişle, mağaradaki böcekler dışarıda uzun süre bekleyen bir bedenin değil, doğrudan kapalı alana konmuş bir bedenin izlerini taşıyor.
Karanlıkta bir yıl süren deney
Bu yorumun arka planında aynı ekibin bu yıl başında yayımladığı bir deney var. Forensic Science International: Synergy dergisinde çıkan çalışmada Henríquez-Valido, Las Palmas de Gran Canaria Üniversitesi'nden Aitor Brito-Mayor ve Huchet'nin de aralarında olduğu araştırmacılar, adanın doğusundaki Valsequillo'da, deniz seviyesinden yaklaşık 600 metre yükseklikteki volkanik tüften bir mağaraya bir domuz kadavrası yerleştirdi.
Kadavra, yerli halkın tekniklerine uygun biçimde hasır otu ve Kanarya hurması yapraklarından elle örülmüş bir sargıya sarıldı. Sargıyı Las Palmas Üniversitesi tarih bölümü öğrencileri hazırladı. Mart 2023'ten Mart 2024'e kadar bir yıl boyunca, iki lümeni geçmeyen bir ışıkta, hangi böceğin ne zaman geldiği kayda geçirildi.
Kanarya yayın kuruluşu RTVC'nin aktardığına göre deneyin sonunda 55.000'den fazla kalıntı ve 22 farklı böcek taksonu toplandı. En dikkat çekici sonuç Chrysomya albiceps adlı leş sineğiyle ilgili. Bu türün de ait olduğu leş sinekleri ailesinin (Calliphoridae) larvalarının gelişmek için ışığa ihtiyaç duyduğu uzun süredir kabul görüyordu. Deneyde ise sinek neredeyse tam karanlıkta bütün yaşam döngüsünü tamamladı. Makaleye göre bu tür, Kanarya mezar mağaralarındaki böcek kayıtlarında çoğu zaman en bol bulunan tür; daha önce Mısır mumyalarında da belgelenmişti.
Deneyin yazarları, bulgunun adadaki cenaze mağaralarında bu sineklerin sık görülmesine makul bir açıklama getirdiğini ve bedenlerin kasıtlı kurutulduğu fikrini sorguladığını yazıyor. RTVC'nin haberinde de sonuçların mağaralardaki mumyalaşmanın, insan eliyle kurutmaya gerek kalmadan doğal yolla gerçekleştiği görüşünü güçlendirdiği belirtiliyor.
Guanche mi, Kanaryalı mı?
Kanarya Adaları'nın eski halkı için Türkçede de çoğu zaman "Guanche" adı kullanılır. Ancak bu ad aslında Tenerife'nin yerlilerini anlatır; her adanın kendi toplulukları vardı. Deney makalesinin yazarlarına göre bu topluluklar adalarda aşağı yukarı MS 1. yüzyıldan 15. yüzyıldaki İspanyol fethine kadar yaşadı. Fetih ve sonrasındaki sömürge döneminde kültürlerinin büyük bölümü silindiği için bugün cenaze törenleri gibi konularda elde çok az yazılı bilgi var; olanın bir kısmı da fatihlerin kaleminden çıkma.
Böcek kalıntıları tam da bu yüzden değerli. Yazılı kaynaktan bağımsız, doğrudan mağaranın kendi toprağından gelen bir tanıklık sunuyorlar.
Bulgunun sınırları
- Tek mağara: Sonuçlar yalnız Cruz de la Esquina'ya ait. Araştırmacıların kendisi de bunun adada yaygın bir örüntü mü yoksa tek başına bir istisna mı olduğunu henüz bilmediğini söylüyor.
- Dönem: Mağara MS 7. ile 9. yüzyıllar arasına tarihleniyor. Fethe kadar geçen altı yüzyılda uygulamaların değişip değişmediği bu buluntudan çıkarılamaz.
- Dolaylı kanıt: Ambar yorumu tahıl zararlılarının bolluğuna dayanıyor. Bu güçlü bir işaret ama tahılın kendisinin ne kadar ve ne türden olduğunu tek başına söylemez.
- Tarihî kaynaklarla çelişki: Güneşte bekletme anlatısı başka adalarda ya da başka dönemlerde geçerli olmuş olabilir; böcekler bu mağara için bunun aksini gösteriyor.
Sırada ne var
Ekip aynı yöntemi Gran Canaria'daki başka mağaralara uygulamayı planlıyor. Böylece ambarların mezara dönüştürülmesinin adada yerleşik bir gelenek mi yoksa tek seferlik bir tercih mi olduğu anlaşılabilir.
Açık kalan soru belki de en ilginci: Bir topluluk neden yiyeceğini sakladığı yeri ölülerine ayırır? Ambarın boşalması mı, mağaranın kuru ve korunaklı yapısı mı, yoksa ölülerle bereket arasında kurulan bir bağ mı? Ortak yazar Huchet'nin sözleriyle bu araştırma, arkeoentomolojinin "cenaze ortamlarına dair anlayışımızı inceltme ve arkeolojik birikintilerin dönüşümüne yeni bakış açıları getirme" gücünü gösteriyor. Cevabın bir kısmı, büyük olasılıkla yine milimetrelik böcek kabuklarında saklı.
Fotoğraf: Martin Falbisoner, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons