Bayeux Halısındaki 33 Yapı, 11. Yüzyıl Mimarisi Hakkında Ne Anlatıyor?
Bayeux Halısı'nda saraydan tepe kalesine 33 yapı var. Leiden'li sanat tarihçisi Elizabeth den Hartog, bu çizimlerin gerçek binaları değil, 11. yüzyıl izleyicisinin zihnindeki yapıları gösterdiğini anlatıyor.
Edward adlı kral tahtında oturuyor; çevresindeki salonun köşelerinde küçük kuleler yükseliyor. Ama salonun dış duvarı yok. Nakışı işleyen el, içeriyi gösterebilmek için duvarı kaldırmış; salonun solundaki görkemli giriş sundurmasını ise çeyrek tur çevirip önden görünür hale getirmiş. Bayeux Halısı'nın ilk sahnesi, daha ilk karede, bize bir mimari çizim değil bir anlatım dili sunduğunu söylüyor.
Halı denince akla genellikle Normanların bindirme tahtalı gemileri, şahlanan atlar ve 1066'da Hastings'te Kral Harold'ın gözüne saplanan ok gelir. Leiden Üniversitesi'nden sanat tarihçisi Elizabeth den Hartog ise The Conversation'da yayımlanan yazısında başka bir ayrıntıya bakıyor: halıdaki 33 yapıya. Saraylar, kiliseler, iki katlı evler ve basit barınaklar, 11. yüzyılda Manş Denizi'nin iki yakasında, yani Normandiya ile İngiltere'de, yapılı çevrenin nasıl göründüğüne dair bir fikir veriyor.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Bu, ilk bakışta ortaçağ mimarisi için eşsiz bir görsel arşiv gibi görünüyor. Ancak den Hartog'un vardığı sonuç, "işte 11. yüzyıl binaları" coşkusunu frenleyen türden. Halıdaki yapılar kalıplaşmış, genel izlenimler; dönemin alışılmış çizim biçimi de buydu.
Önce bir düzeltme: halı değil, nakış
Adına "halı" ya da "duvar halısı" denen bu eser teknik olarak dokuma değil. Wikipedia'daki derlemeye göre kaba bir keten zemin üzerine yün iplikle işlenmiş, yaklaşık 70 metre uzunluğunda ve 50 santim yüksekliğinde bir nakış. Den Hartog da yazısında onu yer yer "Bayeux nakışı" diye anıyor. Bugün Fransa'nın Bayeux kentindeki müzede sergileniyor.
Eseri kimlerin işlediği bilinmiyor. Den Hartog'un aktardığına göre bazı araştırmacılar, ustaca işçiliğin 11. yüzyıl İngiliz nakışlarına benzemesinden yola çıkarak halının İngiltere'de, Barking Manastırı'nın rahibeleri tarafından yapılmış olabileceğini düşünüyor. Den Hartog bu konuda bilinenlerin "tamamen tahmin" olduğunu vurguluyor.
Tasarımcı yazı odasını ve taş ustalarını tanıyordu
Yapıların çiziliş biçimi, tasarımcının belirli manastırların yazı odalarında, yani el yazması kitapların kopyalanıp süslendiği atölyelerde yapılan işlere aşina olduğunu gösteriyor. Den Hartog, bu atölyelerin her birinin kendine özgü bir üslubu olduğunu hatırlatıyor. Halının kenar şeritlerindeki kuş ve hayvan figürleri de Ely Katedrali'nin Romanesk taş süslemeleriyle benzerlik taşıyor.
Hem yazı odasının hem de taş ustalarının dünyasına bu yakınlık, den Hartog'a göre şunu ima ediyor: desenleri eğitimli bir sanatçı çizdi, nakışçılar da bu çizimleri işledi. Yani halıda iki ayrı el var; biri kurgulayan, öteki uygulayan.
Gerçekçilik değil, işaret dili
Hikâyeyi anlatmak ve sahnenin bir sarayda geçtiğini belirtmek için büyük bir giriş ile geniş bir salon göstermek yetiyordu. Mont-Saint-Michel manastırı da aynı mantıkla bir kayanın tepesine oturtulmuş bir yapı olarak çizilmiş. Bu, manastırın konumunu doğru yansıtıyor; ama den Hartog'a göre bu küçük sahne 11. yüzyıl manastırını yeniden kurmak için hiçbir şekilde kullanılamaz. Dönemin görsel alışkanlıkları doğalcılık yerine soyutlamayı yeğliyordu.
Bunu bugünkü trafik levhalarına benzetebiliriz: levhadaki okul çocuğu figürü belli bir çocuğun portresi değildir, ama herkes ne anlatıldığını anlar. Halıdaki salon da "burası saray" demenin kısaltmasıdır.
Halının en büyük yapısı: Westminster Manastırı
Den Hartog'a göre halıdaki yapıların çoğu, gerçekte olduğu gibi ahşaptı. Taş mimari o dönemde hâlâ büyük ölçüde kiliselere ayrılmıştı. Bunların başında, halıdaki açık ara en büyük yapı olan Westminster Manastırı geliyor. İnşaatı Edward döneminde görkemli Norman üslubuyla başlamış, kutsama töreni 28 Aralık 1065'te yapılmış olsa da 1066'nın ilk günlerinde yapı henüz tamamlanmamıştı.
Halıda Edward'ın cenaze alayı kiliseye sağ taraftan yaklaşıyor. Kilise üç bölümden oluşuyor:
- Ana nef: içeriden görülen beş kemerli bir sıra ve üstünde sekiz pencere, dışarıdan görülen kiremit kaplı çatı.
- Büyük kule: köşelerinde kare biçimli küçük kuleler, daha alçakta merdiven kuleleri.
- Koro bölümü: küçük ve yüksek pencereleriyle duvarlar masif görünüyor; den Hartog bunun taş tonozu, yani taştan örülmüş kemerli tavanı ima ediyor olabileceğini söylüyor.
Kilisenin solunda ayrı duran bir kule daha var. Buradan koro çatısına bir merdiven dayanmış, bir işçi kilisenin tepesine rüzgârgülü horozu yerleştiriyor. Den Hartog, bu ayrıntının manastırın 1065'teki kutsanmasıyla ilgili olabileceğini düşünüyor.
Genel hatlarıyla bu, büyük bir kilisenin halkın gözünde nasıl göründüğünü yansıtıyor: yüksek kuleli, iki katlı cepheli, kiremit çatılı bir taş yapı.
Bosham: kulesi olan kilise, kulesiz çizilmiş
Ölçek farkı, Westminster ile Bosham kilisesini yan yana koyunca belirginleşiyor. Harold, Fransa'ya yelken açmadan önce bu kilisede dua etmişti. Bosham önemli bir Anglosakson kilisesiydi, ama halıda Westminster'a kıyasla mütevazı boyutta. Den Hartog'a göre bu, günümüze ulaşan Anglosakson yapılarının çoğu için de geçerli bir durum.
Asıl ilginç ayrıntı başka: Bosham kilisesinden bugün yalnızca kulesi ayakta. Halıdaki çizimde ise hiç kule yok. Den Hartog bunu, halıdaki yapının mimari açıdan doğru bir görüntü olmadığının bir başka kanıtı sayıyor.
Kaleler ise güncel
Halıdaki yapı kalıplarının eski el yazmalarından alındığı zaman zaman ileri sürülür. Den Hartog'a göre kaleler bu genellemenin dışında kalıyor: kale tasvirleri döneme göre günceldi ve hazır kalıp görüntülere başvurulmamıştı. O yıllarda ele geçirilmiş toprakları sağlamlaştırmak için taş kaleler yeni yeni yaygınlaşıyordu.
Sefer sırasında ise hızla kurulabilen bir tip tercih ediliyordu: İngilizcede "motte-and-bailey" denen, tepe ve avlu düzenli kale. Bunun temeli insan eliyle yığılmış bir toprak tepe; tepenin üstünde bir kule ve ahşap bir çit, çevresinde de bir hendek bulunuyor. Den Hartog'un aktardığına göre 12. yüzyılda Normanların tarihini manzum olarak yazan Wace, Roman de Rou adlı eserinde Fatih William'ın ordusunun bu kalelerin ahşap parçalarını önceden hazırlanmış halde yanında getirdiğini bile anlatıyor. Bir tür sökülüp takılan kale, yani.
Halıda bu tipten beş kale var:
| Kale | Yaka |
|---|---|
| Dol | Fransa |
| Rennes | Fransa |
| Dinan | Fransa |
| Bayeux | Fransa |
| Hastings | İngiltere (halıda yapım aşamasında) |
Tablodaki liste den Hartog'un yazısından derlendi. Hastings kalesi, halıda henüz inşa edilirken gösteriliyor. Elinde sancak tutan bir Norman şövalyesi bir gruba talimat veriyor; den Hartog'a göre bunlar büyük olasılıkla hendeği kazmaya ve toprak tepeyi yükseltmeye zorlanan Anglosakson köylüleri.
Bu yapılardan ne öğrenebiliriz, ne öğrenemeyiz?
Den Hartog'un hükmü net: halıdaki binalar yeniden yapılandırma amacıyla kullanılamaz. Onun benzetmesiyle, bu yapılar dönemin gerçek binalarına ancak halıdaki Harold ve William figürlerinin bu iki adamın gerçek portreleri olduğu kadar benziyor.
Yine de halı boş bir süsleme değil. Den Hartog'a göre bu çizimler, 11. yüzyıl izleyicisinin büyük bir kiliseyi, geniş bir salonu, bir tepe kalesini ya da bir Anglosakson çiftçisinin mütevazı evini gözünde canlandırmak için var olan mimariden hangi öğeleri seçtiğini gösteriyor. Başka bir deyişle halı, binaların kendisini değil, binaların zihinlerdeki karşılığını kaydediyor.
Geriye açık sorular kalıyor. Desenleri çizen eğitimli sanatçı hangi yazı odasında yetişti? Kaleleri neden yepyeni, kiliseleri ise kalıplarla çizdi? Nakışçıların kim olduğu sorusu ise den Hartog'un deyişiyle hâlâ tahmin alanında. Bir de şu var: halıya bakarken biz de, 11. yüzyıl izleyicisi gibi, eksik duvarları ve çevrilmiş sundurmaları kendi zihnimizde tamamlıyoruz.
Fotoğraf: Université de Caen Normandie · CNRS · ENSICAEN d'après la campagne photographique 2017 de la Fabrique de patrimoines en Normandie., Public domain, Wikimedia Commons