Yazılı sohbetAna sohbet odası — üye olmadan da gir Sesli ve görüntülüKonuşarak sohbet et, istersen kameranı aç Canlı yayınlarYayındakileri izle

Prize bağlanan turşu neden ışıyor? 37 yıl sonra gelen yanıt

Portland State'li iki mühendis 100'den fazla turşuyu yakıp hızlı kamerayla izledi. Işığı veren şey ısı değil, elektrolizle çıkan hidrojeni tutuşturan kıvılcım çıktı. Rengin kaynağı ise sodyum.

Prize bağlanan turşu neden ışıyor? 37 yıl sonra gelen yanıt
Teknoloji 6 Ekim 2026 7 dk okuma 5 okunma

Florida'nın Cocoa Beach kasabasında, 16 Haziran 2026 akşamı, Amerika Elektrostatik Derneği'nin yıllık toplantısında "Kırılma, gaz boşalmaları ve plazmalar" başlıklı oturum sürüyordu. Lazerle tetiklenen elektrostatik boşalmalar ve kıvılcım kanallarında enerji paylaşımı üzerine konuşmaların ardından sıra günün son sunumuna geldi. Resmî programda yazan başlık şuydu: Shining Light on Glowing Pickles — ışıyan turşulara ışık tutmak. Konuşmacılar Portland State Üniversitesi'nden Joshua Méndez Harper ve Benjamin Crall'dı.

Anlattıkları gösteri, fizik ve kimya derslerinin en bilinenlerinden biri: bir salatalık turşusuna iki metal çatal saplayıp şebeke gerilimine bağladığınızda turşunun bir ucu turuncu ışımaya başlar. Gösteri onlarca yıldır yapılıyor, ama ışığı tam olarak neyin ürettiği hiçbir zaman oturmamıştı. Portland State'in haber bülteninin aktardığına göre Méndez Harper'ın ekibi bu soruyu kapatmak için 100'den fazla turşu yaktı.

Soru ilk bakışta önemsiz görünüyor. Oysa içinde iyonik iletim, elektrolizle gaz üretimi, buhar örtüsünün devreyi kesmesi, ark boşalması ve atomik tayf var; ortaokuldan üniversiteye kadar anlatılan beş ayrı konu aynı salatalığın içinde üst üste biniyor. Bir de şu yanı var: açıkta duran şebeke gerilimi ve kapalı bir hacimde biriken hidrojen bir arada bulunuyor. Gösteriyi anlatan kaynakların hepsi aynı uyarıyı tekrarlıyor — bu, evde denenecek bir şey değil.

Bir şakanın içine gizlenmiş gerçek ölçümler

Konunun kayda geçmiş en eski teknik incelemesi beklenmedik bir yerden geliyor: bilgisayar mimarisi araştıran bir laboratuvardan. Digital Equipment Corporation'ın Palo Alto'daki Western Research Laboratory'si, 1 Nisan 1989 tarihli TN-13 numaralı teknik notunu Characterization of Organic Illumination Systems (Organik Aydınlatma Sistemlerinin Karakterizasyonu) adıyla yayımladı. Altında yedi imza var: Bill Hamburgen, Jeff Mogul, Brian Reid, Alan Eustace, Richard Swan, Mary Jo Doherty ve Joel Bartlett. Raporun girişinde ekibin konuyla 1988 Aralık'ında, Bill Bidermann'ın turşularda elektrolüminesans üzerine çalışması kendilerine aktarıldığında tanıştığı yazıyor.

Tarih 1 Nisan, dil baştan sona şakacı. Rapor turşuyu ciddi ciddi "akkor lamba" sınıfına sokuyor, kaynakçasına Beatrix Potter'ın bir çocuk kitabını ve Arlo Guthrie'nin bir şarkısını koyuyor, turşunun ticari kullanımını "uzun deniz yolculukları için tercih edilir, çünkü yendiği gibi aydınlatma da sağlar" diye savunuyor. Ama ölçümler gerçek. Ekip, uçları 60 derecelik koniye taşlanmış bakır elektrotlara bağlı sigortalı bir şebeke kablosu kurdu, akımı YEW Model 2509 dijital wattmetreyle izledi, elektrot dibine K tipi bir termoçift soktu ve hat gerilimini 113 volt (alternatif akım, etkin değer) olarak ölçtü. Beş numune denediler.

NumuneArkBaşlama5. sn akım5. sn sıcaklık
Dereotlu turşuçok iyi~10 sn5,9 A128 °C
Kosher turşubüyük~15 sn4,24 A110 °C
Kornişonküçük~20 sn0,35 A110 °C
Bok choy (soteli)düzensiz~20 sn0,63 A19 °C
Mandalina dilimihiç ışımadı—0,23 A25 °C

Tablodaki değerler TN-13'ün kendi ölçüm çizelgelerinden derlendi.

Raporun kurduğu model şu: turşu tuzlu suyla dolu olduğu için başta güçlü iletiyor, direnç kaybı elektrot çevresini ısıtıyor, sıcaklık 100 santigrat dereceye gelince orada kaynama başlıyor. Oluşan su buharı iyonik değil, yani iletmiyor; elektrodun o noktasını örtüp akımı kesiyor. Akım kesilince ısınma da duruyor, bölge soğuyor, buhar örtüsü çöküyor ve sıvı elektroda geri geliyor. Geçiş anında bir ark oluşuyor ve ışık çıkıyor. Ölçümler bu modeli destekliyordu: güçlü ark görülen bütün denemelerde ark başlar başlamaz akım belirgin biçimde düştü. Dereotlu turşuda 5. saniyede 5,9 amper olan akım, 20. saniyede 0,87 ampere iniyor.

Tuzun payı da aynı raporda görünüyor. Salamurada hazırlanmayan tek numune, mandalina dilimi, hiç ışımadı; resmî denemelerin dışında kalan tatlı turşular ise "hayal kırıklığı yaratan" bir ark verdi, üstelik elektrotlardan düşme eğilimindeydi. Raporun iki yan bulgusu da kayda geçmiş: ark veren turşu fena kokuyor, ama elektrotların ortasından alınan dilim olaydan sonra "hâlâ büyük ölçüde turşu gibi" tadıyor.

Raporun sonundaki ödev listesi

TN-13'ün bugüne ulaşan değeri burada. "İleri çalışma" bölümü, yanıtlanmayan soruları tek tek sıralıyor: doğru akımla deneme yapılsa, gerilim periyodik olarak sıfıra düşmediğinde kararlı bir arkın sürüp sürmediği ve arkın artı mı eksi elektrotta mı oluştuğu anlaşılırdı. Tayf ölçümü, ışığı hangi plazma türlerinin verdiğini söylerdi. Ve yüksek hızlı fotoğraf, ışığın iletken duruma geçişte mi yoksa o durumdan çıkışta mı üretildiğini çözerdi. Rapor son cümlesinde, başka araştırmacıların "elektrik çarpmasından kaçınmaya gereken özeni göstererek" meşaleyi devralmasını diliyordu.

2026'daki sunum tam bu listenin üzerinden geçiyor.

Hızlı kamera, hidrojen algılayıcı ve iki tür akım

Science News'in 6 Temmuz 2026'da Emily Conover imzasıyla yayımladığı habere göre Méndez Harper ve ekibi, elektrotları sapladıkları turşunun yanına yüksek hızlı bir kamera ve bir hidrojen algılayıcı kurdu; sonra numuneye kâh alternatif, kâh doğru akım verdi. Sonuç ayırt ediciydi: hidrojen iki durumda da çıktı — yani elektroliz her hâlükârda oluyordu — ama turşu yalnızca alternatif akımla ışıdı.

Méndez Harper'ın Science News'e verdiği açıklamaya göre alternatif akımın salınımlı yapısı buhar cebini açık tutmaya yardım ediyor, bu da hidrojenle oksijeni tutuşturan kıvılcımların oluşmasına izin veriyor. Doğru akımda buhar cebi kararsız kalıyor; hidrojen üretiliyor, kıvılcım çıkmıyor, dolayısıyla tutuşma ve ışıma da olmuyor.

Portland State'in 30 Eylül 2026 tarihli bülteninde Méndez'in cümlesi şöyle: "Hidrojen işin içinde, ama onu tutuşturan şey ısı değil — kıvılcım." ScienceAlert'e aktardığı benzetme de aynı yöne bakıyor: benzin istasyonunda sigara yakılmamasının nedeni neyse, turşuda ışığı başlatan şey de odur — gazı tutuşturan bir kıvılcım. Aynı bültene göre hidrojen, elektrolizle eksi elektrotta açığa çıkıyor.

Böylece eski bir ayrıntı da yerine oturuyor: neden hep tek uç ışıyor? Science News'in aktardığına göre dikey duran bir turşu her zaman alt ucundan ışıyor, çünkü tuzlu su orada toplanıyor.

Turuncu neden turuncu — ve yaygın bir yanlış

Rengin kaynağı tartışmalı değil: sodyum. Salamuradaki sodyum, 589 nanometre dolayında birbirine çok yakın iki çizgide ışıyor; bunlara sodyum D çizgileri deniyor. Aynı çizgiler, eski sokak lambalarının o bildiğimiz sarı-turuncu rengini de veriyor. Konunun kimya eğitimi yazınına girişi de bu çizgiler üzerinden oldu: Jeffrey R. Appling, Fredrick J. Yonke, Richard A. Edgington ve Steve Jacobs, 1993'te Journal of Chemical Education dergisinde "Turşulardan sodyum D çizgisi ışıması" başlıklı kısa bir yazı yayımladı.

Alev testinde sodyum, 589 nanometre dolayındaki D çizgileri yüzünden parlak sarı ışır
Alev testinde sodyum, 589 nanometre dolayındaki D çizgileri yüzünden parlak sarı ışır — Søren Wedel Nielsen, CC BY-SA 3.0 (Wikimedia Commons)

Burada haber metinlerinin sık kaydığı bir ayrıntı var. Méndez Harper'ın kendi ifadesi "sodyum iyonlarını uyarıyorsunuz" biçiminde ve gündelik dilde kusursuz; ama spektroskopi açısından ışığı veren şey çözeltideki iyon değil, nötr sodyum atomunun uyarılmış hâli. Michael A. Duncan, 2025'te aynı dergide alev testleri üzerine yazdığı değerlendirmede tam bu yanlışı ele alıyor: eğitim malzemelerinde ışımanın çözeltideki iyonlardan geldiği yazılıyor, oysa gözlenen ışıma nötr atomların uyarılmış hâllerinden çıkıyor. İyon önce çözücüsünden ayrılıyor, sonra gaz fazında elektron alıp nötrleşiyor. Turşuda da zincir aynı.

Spektroskopla çekilmiş sodyum D çizgileri, tayfın sarı bölgesinde 589 nanometre civarında duruyor
Spektroskopla çekilmiş sodyum D çizgileri, tayfın sarı bölgesinde 589 nanometre civarında duruyor — Tfaub, Public domain (Wikimedia Commons)

Bunun pratik sonucunu Méndez Harper ScienceAlert'e şöyle anlatıyor: "Bir şeyi başka bir tuzla turşu yapsaydınız, o elementlere özgü bir renk alırdınız." Havai fişeklerin renk kimyası da aynı ilkeye dayanıyor.

Turşunun kimya dergilerindeki 30 yıllık izi

Gösteri 1993'ten sonra da ders malzemesi olarak elden ele dolaştı ve her seferinde biraz daha ölçüldü. Peter M. Weimer ve Rubin Battino, 1996'da yine Journal of Chemical Education'da "İnanılmaz ışıyan turşu, soğan, patates ve..." başlığıyla gösterinin başka sebzelerle de yürüdüğünü gösterdi. Michelle M. Rizzo ve arkadaşları 2005'te aynı dergide gösteriyi yeniden ele aldı. M. Vollmer ile K.-P. Möllmann ise Physics Education dergisinde "Işık yayan turşular" başlıklı on sayfalık bir inceleme yayımladı. Yani 2026'nın sunumu boşluğa düşmedi; otuz yılı aşan bir ders gösterisi literatürünün üstüne bindi.

Aynı toplantıda iki Türk imza

Ayrıntı meraklıları için: ışıyan turşu sunumunun yapıldığı toplantının açılış gününde, eğitim oturumlarından birini "Elektrostatiğin kimyası: yüzey tepkimelerinden yük üretimine ve sönümlenmesine" başlığıyla Bilge Baytekin verdi. Bir gün sonra, 15 Haziran'da, H. Tarık Baytekin (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) polimerlerde temas-ayrılma ve kayma kipinde triboelektriklenmenin tribokimyasal yönlerini anlattı. İkisi de resmî programda bu şekilde geçiyor.

Ne gösterildi, ne gösterilmedi

Sınırı açık söylemek gerekiyor: 2026 bulgusu şu an bir konferans sunumu. Ne ScienceAlert ne Portland State bülteni, hakem denetiminden geçmiş bir dergi makalesi künyesi veriyor. Hidrojenin hangi derişimde ölçüldüğü, kameranın kaç kare hızında çalıştığı, tayfın sayısal olarak alınıp alınmadığı yayımlanan haberlerde yok. "Kıvılcım hidrojeni tutuşturuyor" cümlesi, aynı laboratuvarın kendi ölçümlerine dayanan güçlü bir gerekçeye sahip; ama bağımsız bir grubun aynı sonucu alması henüz gündemde değil.

Bir de 1989 raporunun ödev listesinde kapanmamış bir kalem duruyor. Aynı not, turşunun renk aralığının çok dar olmasını ciddi bir kusur sayıyor ve salamurada hazırlanan siyah zeytinlerin erişilebilir renk tayfını genişletebileceğini, üstelik turşudan daha küçük bir armatür vereceğini öneriyordu; zeytinin saydamlığı ile daha ufak duy ölçülerinin araştırılması gerektiğini de yazmışlar. Otuz yedi yıl sonra o deneyi yapan çıkmadı.

Fotoğraf: Elfi von Fliegenpilz Link to license: https://creativecommons.org/licenses/by/3.0/, CC BY 3.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Teknoloji Masası

Bu içerik, Yudum Teknoloji Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.