SİPER Blok-2, Uçuş Sırasında Hedef Değiştirerek Savunma Kabiliyetini Kanıtladı: Türkiye'nin Hava Savunmasında Yeni Dönem
Türkiye'nin uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi SİPER Blok-2, 25 Ekim 2026'da gerçekleştirilen atış testinde, ateşlendikten sonra uçuş sırasında hedef değiştirerek yeni hedefini başarıyla imha etti. Bu kritik yetenek, Türkiye'nin hava savunma kapasitesinde önemli bir ilerlemeyi simgeliyor.
Türkiye'nin stratejik hava ve füze savunma projelerinden SİPER Blok-2, 25 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen bir atış testinde, sahip olduğu ileri teknoloji ve çevikliği gözler önüne serdi. Testte, ilk hedefine angaje olup ateşlenen füze, uçuş sırasında güncellenen hedef bilgisiyle rotasını değiştirerek ikinci bir hedefi başarıyla imha etti. Bu gelişme, Türkiye'nin hava savunma sistemlerinin değişen tehdit senaryolarına karşı adaptasyon yeteneğini bir üst seviyeye taşıyor.
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, testin ardından yaptığı açıklamada, SİPER Blok-2'nin uçuş sırasında hedef değiştirme kabiliyetini başarıyla sergilediğini vurguladı. Görgün, bu başarının, Türkiye'nin uzun menzilli hava savunma kapasitesini güçlendirme hedefi doğrultusunda SİPER programında ulaşılan yeni bir kilometre taşı olduğunu belirtti. Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, "Millî hava ve füze savunmamızın etkinliğini artıracak kritik yetkinlikleri kazanmaya devam ediyoruz. SİPER Ürün-2, belirli bir hedefe doğru ateşlendikten sonra havadayken güncellenen yeni hedefini imha ederek çevikliğini ve etkinliğini bir kez daha başarıyla sergiledi. Gök Vatan’ın savunmasında Çelik Kubbe’nin uzun menzilli katmanını güçlendiriyor, değişken tehditlere karşı reaksiyon kapasitemizi artırıyoruz." ifadeleriyle gelişmenin önemine dikkat çekti.
Testin en dikkat çekici unsuru, füzenin ateşlenmesinin ardından hedef bilgisinin güncellenebilmesiydi. İlk hedefle angajman tamamlandıktan sonra, füzenin yeni hedef bilgisi doğrultusunda yönlendirilmesi, sistemin ara safha güdüm ve terminal safha güdüm yeteneklerinin ne kadar gelişmiş olduğunu gösterdi. Ara safha güdüm, füzenin hedefe yaklaşma sürecindeki hassas yönlendirmesini sağlarken, terminal safha güdüm ise hedefe son angajman ve önleme aşamasında kritik rol oynuyor. Hedef bilgisinin uçuş sırasında güncellenebilmesi, hava savunma sistemlerinin dinamik ve karmaşık tehdit ortamlarında operasyonel esnekliğini artırıyor. Bu kabiliyet, angajman sırasında hedef önceliğinin değişmesi veya yeni bir tehdidin belirmesi gibi durumlarda füzenin anında yeni hedefe yönlendirilmesini mümkün kılıyor.
Atış testinde ayrıca, denize yakın seyreden hedeflere karşı angajman kabiliyetleri de değerlendirildi. Deniz seviyesine yakın uçan hedeflerin tespiti ve takibi, radar görüş hattı kısıtlamaları ve çevresel faktörler nedeniyle hava savunma sistemleri için önemli zorluklar teşkil edebiliyor. SİPER Blok-2'nin bu tür zorlu koşullarda dahi hedef bilgisini güncelleyerek başarılı bir önleme gerçekleştirmesi, sistemin güdüm ve angajman yeteneklerinin geniş bir operasyonel yelpazede test edildiğini gösteriyor. Ancak, bu testin sonuçlarının sistemin tüm hedef türlerine ve operasyonel koşullara karşı performansını tek başına belirlemediği de belirtildi.
SİPER projesi, Türkiye'nin katmanlı hava ve füze savunma mimarisi olan Çelik Kubbe'nin uzun menzilli bileşenlerinden birini oluşturuyor. Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda ASELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle yürütülen proje, geniş bir teknoloji geliştirme ekosistemini de kapsıyor. SİPER ailesinin farklı sürümleri, hava soluyan hedeflere ve balistik füze tehditlerine karşı uzun menzilli savunma sağlamak üzere geliştiriliyor. Blok-2 konfigürasyonunun, önceki sürümlere kıyasla daha uzun menzil ve daha yüksek irtifada görev yapması hedefleniyor. Bu testle kanıtlanan uçuş sırasında hedef değiştirme kabiliyeti, sistemin sadece menzil ve irtifa performansıyla değil, aynı zamanda değişen angajman koşullarına uyum sağlama yeteneğiyle de önemli ölçüde geliştirildiğini ortaya koyuyor. Savunma Sanayii Başkanı Görgün, SİPER projesinde yaklaşık 1.000 alt yüklenici firmanın görev aldığını belirterek, bu geniş ekosistemin projenin başarısındaki kritik rolünü vurguladı. ASELSAN radar ve sistem entegrasyonu, ROKETSAN füze sistemleri ve TÜBİTAK SAGE ise savunma teknolojileri alanındaki uzmanlıklarıyla projeye önemli katkılar sağlıyor.