Sylvia Plath ile Ted Hughes'un ters çevrilmiş kadehi: Pan adlı ruh ve doğan şiirler

Sylvia Plath ile Ted Hughes, ev yapımı bir Ouija tahtasında Pan adını verdikleri bir "ruh"a soru sordu. Masada çıkan sözcükler şiirlere girdi. Plath'ın kendisi ise kuşkuluydu.

Sylvia Plath ile Ted Hughes'un ters çevrilmiş kadehi: Pan adlı ruh ve doğan şiirler
Kültür 24 Ekim 2026 6 dk okuma 5 okunma

Masada alfabenin harfleri bir halka biçiminde dizilidir. Halkanın ortasında ağzı aşağı çevrilmiş bir konyak kadehi durur. İki genç şair parmaklarını kadehin tabanına koyar, bir soru sorar ve bekler. Kadeh kaymaya başlar, harften harfe gider. Sylvia Plath 4 Temmuz 1958 tarihli günlüğüne bunu kısacık bir cümleyle not eder: Dün gece Ted'le Amerika'da ilk kez "PAN" yaptık.

"Pan", Plath ile eşi Ted Hughes'un ev yapımı Ouija tahtasından konuşan "ruh"un adıydı. Cümledeki "Amerika'da ilk kez" ifadesi, bu oturumların İngiltere'de, evliliğin ilk aylarında başladığını da ele veriyor.

Bu küçük ev ritüeli, iki büyük şairin hayatında bir salon eğlencesinden fazlasıydı. Masada çıkan sözcükler şiir konusu oldu, bir şiir kitabının adına kadar uzandı. Plath bu oturumlardan en az iki şiir çıkardı. Hughes da konuya kırk yıl sonra, evliliklerini anlattığı son kitabında döndü. Üstelik Plath'ın kadehi kimin ittiğine dair kuşkusu, bugünkü bilişsel bilim araştırmalarının sorduğu soruyla neredeyse aynı.

Ev yapımı tahta: harfler, düz bir masa ve bir kadeh

Ouija tahtası, 19. yüzyılın sonunda ABD'de ticari bir ürün olarak yayıldı. Baltimore'daki Kennard Novelty Company'nin 1890'lar dolaylarında ürettiği tahtalarda harfler, rakamlar, "evet" ve "hayır" basılıydı. Katılımcılar "planşet" denen küçük bir göstergeye parmaklarını koyar, göstergenin harfleri tek tek göstererek mesaj yazdığına inanılırdı.

Plath ile Hughes'un tahtası çok daha basitti. Hughes, Plath'ın toplu şiirlerine yazdığı notlarda bunu şöyle anlatır: Plath ara sıra, bir iki kişiyle birlikte, düz bir masaya halka biçiminde dizilmiş harflerin ortasında ters çevrilmiş bir bardağa parmağını koyup "ruhları" sorguya çekerek eğlenirdi. Plath ise planşet yerine geçen "ters çevrilmiş konyak kadehi"nin "takdire değer biçimde, tuhaf biçimde, çoğu zaman sevimli bir mizahla" karşılık verdiğini yazmıştı.

Norman Rockwell'in Ouija tahtası başındaki bir çifti gösteren tablosu, The Saturday Evening Post dergisinin 1 Mayıs 1920 sayısının kapağında yer aldı
Norman Rockwell'in Ouija tahtası başındaki bir çifti gösteren tablosu, The Saturday Evening Post dergisinin 1 Mayıs 1920 sayısının kapağında yer aldı — Norman Rockwell, Public domain (Wikimedia Commons)

Pan neler söyledi?

Mental Floss'un Plath'ın günlükleri ve mektuplarına dayanarak derlediğine göre, Pan çiftin sorularına hem edebî hem kişisel cevaplar verdi:

  • En sevdiği şiirler: Hughes'tan "Pike" (Turna Balığı), Plath'tan "Mussel-Hunter". İkincisi, Plath'ın "Mussel Hunter at Rock Harbor" adlı şiiri.
  • Bir konu önerisi: Plath'a, Ren Nehri efsanesindeki şarkıcı su perileri Lorelei'ler hakkında yazmasını söyledi, çünkü onlar "kendi akrabaları"ydı. Plath "Lorelei" adlı bir şiir yazdı. Şiir ilk kitabına girdi.
  • Yayınevi: Plath'ın şiir kitabını Knopf'un yayımlayacağını söyledi. Bu tuttu. Plath'ın sağlığında yayımlanan tek şiir kitabı The Colossus, 1960'ta Londra'da Heinemann'dan, 1962'de ABD'de Knopf'tan çıktı.
  • Çocuklar: Çiftin önce iki oğlu (adları Owen ya da Gawen), sonra Rosalie adında bir kızı olacağını söyledi. Bu tutmadı: İlk çocukları, 1 Nisan 1960'ta doğan kızları Frieda oldu.

Kitabın adı da masadan çıkmış olabilir. Plath'ın günlüklerine göre Pan'ın tanrısının adı "Kolossus"tu. Gazeteci Erica Wagner, Birthday Letters üzerine yazdığı Ariel's Gift kitabında, "ruhların" Plath'a "Prens Otto" adına talimat getirdiğini aktarır. Plath daha kişisel bir temas için ısrar ettiğinde Prens Otto'nun onunla doğrudan konuşamayacağı, çünkü Kolossus'un emri altında olduğu söylenirdi. Otto, Plath'ın sekiz yaşındayken kaybettiği babasının adıydı. Kitaba adını veren "The Colossus" şiiri de genellikle babaya seslenen bir şiir olarak okunur.

İnanan Hughes, kuşkucu Plath

İki şair masaya aynı inançla oturmuyordu. Hughes okült konulara ciddi biçimde bağlıydı ve hayatı boyunca yıldız haritası çıkardı. Mental Floss'un aktardığına göre British Library'de Hughes'un Sigmund Freud, W. B. Yeats, T. S. Eliot ve Plath için hazırladığı astroloji haritaları bulunuyor. Hughes, Mayıs 1956'da kız kardeşine yazdığı mektupta Plath'ın Mars'ının tam da kendi Güneş'inin üstüne düştüğünü, bunun "çok yerinde" olduğunu memnuniyetle yazmıştı.

Poets.org'un aktardığına göre Plath araştırmacısı Kathleen Connors, Ouija'yı başlatanın Hughes olduğunu söylüyor. Connors'a göre Hughes, şiir ve öykü konusu bulmak için meditasyon tekniklerine, hipnoza ve bu tahtaya düzenli olarak başvuruyordu. Plath ona ayak uydurmaya çalıştı. Günlüklerine astroloji ve tarot öğrenmeye dair kararlar yazdı, sonradan bunları bıraktığını kabul etti.

Kadehin hareketine de mesafeyle baktı. Aynı 1958 günlüğünde, kadehi kendi "sıcak bilinçaltımız" itse bile (kadeh, sorulduğunda "bizim gibi" olduğunu söylüyormuş) "bir filmden daha çok eğlendik" diye yazdı. Plath, cevaplarda sezginin, rastlantının ve belki de "babamın ruhu"nun payının ne olduğunu da sorguluyordu.

Masadan şiire

Plath, Ağustos 1957'de uzun bir diyalog şiiri tasladı: "Dialogue Over a Ouija Board" (Ouija Tahtası Başında Diyalog). Annesine yazdığı mektupta şiiri, kulağa sıradan bir konuşma gibi gelmesi istenen ama ababcbc düzeninde kafiyeli, katı yedi dizelik kıtalarla yazılmış bir diyalog diye anlattı. Konunun "hem dramatik hem felsefi" olduğunu da ekledi. Şiirde Sibyl ve Leroy adlı bir çift, tahtanın başında, cevapları kimin yazdırdığını tartışır. Cunning Folk dergisindeki yazıya göre Hughes, bu iki karakterin kendisiyle Plath'ın hafifçe gizlenmiş hâlleri olduğunu söylemişti.

Şiir Plath'ın sağlığında yayımlanmadı. Okur onu ilk kez 1981'de, Hughes'un derlediği The Collected Poems (Toplu Şiirler) ile gördü. Bu kitap 1982'de Plath'a ölümünden sonra Pulitzer Şiir Ödülü getirdi. Daha kısa olan "Ouija" şiiri ise The Colossus'ta yer aldı. Plath bu şiirde masaya gelen varlığı soğuk bir tanrı, "gölgelerin tanrısı" olarak anar.

Kırk yıl sonra Hughes'un "Ouija"sı

Hughes, Plath'ın 1963'teki erken ölümünden sonra evliliklerini on yıllarca yazdı ama bu şiirleri saklı tuttu. 1998'de Faber and Faber'dan çıkan Birthday Letters, 88 şiirle bu sessizliği bozdu. Kitap Forward, T. S. Eliot ve Whitbread ödüllerini aldı. Şiirlerden birinin adı yine "Ouija".

Hughes bu şiirde masadaki "ruh"a Plath'a dönük bir kehanet söyletir: Şöhret gelecek, kaçınılmaz olacak, ama bedeli mutluluğu, kocası ve hayatı olacak. MEL Magazine'de yazan Miles Klee, bu dizeleri "acı bir kehanet" diye niteliyor. Burada bir sınırı belirtmek gerek: Bu, 1950'lerdeki bir oturumun kaydı değil. Olayları bilen bir şairin geriye dönüp kurduğu bir şiir. Kehanet masadan değil, Hughes'un sonradan bildiklerinden geliyor.

Kadehi kim itiyordu?

Plath'ın "sıcak bilinçaltı" tahmini, psikolojinin bugün verdiği cevaba epey yakın. "İdeomotor etki" denen olguda insanlar farkına varmadan küçük kas hareketleri yapar ve göstergeyi kendileri ittiklerini hissetmezler.

Marc Andersen ve ekibinin Phenomenology and the Cognitive Sciences dergisinde 2019'da yayımlanan çalışması bu soruyu sahada sınadı. Araştırmacılar paranormal konulu bir konferansta Ouija meraklılarına göz izleme cihazı taktı. Bulgulara göre katılımcılar, normal bir oturumda sıradaki harfi gözleriyle önceden kestirmekte, kelimeyi bilerek yazdıkları duruma göre belirgin biçimde zorlandı. Tahtaya inananlar, hareketi kendilerinin yaptığı duygusunu kuşkuculardan daha zayıf bildirdi. Cevap ilerledikçe katılımcıların sıradaki harfi kestirmesi giderek kolaylaştı. Anlamlı cevaplar ise ancak birlikte oynayan ikilinin etkileşimine bakılınca açıklanabiliyordu. Araştırmacılara göre anlam, rastgele başlayan hareketlere giderek düzen veren, birbirini kestiren iki zihnin ortak ürünü olabilir.

Bu bulgu Plath ile Hughes'un masasına doğrudan uygulanamaz. Deney başka insanlarla, başka bir ortamda yapıldı. Yine de çarpıcı bir uyum var: Kadehin başında sözcüklerle uğraşmayı meslek edinmiş iki şair oturuyordu. Pan'ın birinin en sevdiği şiir diye "Pike"ı, ötekininki diye "Mussel-Hunter"ı seçmesi bu açıdan şaşırtıcı değil.

Türkçede Plath

Plath'ın tek romanı Sırça Fanus, Kırmızı Kedi Yayınları'ndan Türkçe okunabiliyor. Şair ve akademisyen Yusuf Eradam, 1997'de hem Ariel'i Türkçeye çevirdi hem de Ben'den Önce Tufan: Sylvia Plath ve Şiiri adlı incelemesini yayımladı. Okült dönemin şiirleri ise en çok The Colossus ile toplu şiirlerde duruyor.

Açık kalan soru şu: Pan'ın sözleri, Plath'ın günlüklerinde ve mektuplarında dağınık parçalar hâlinde duruyor. Bu notlar tek tek, oturum oturum bir araya getirilirse, hangi şiir konusunun masadan hangi gece çıktığı daha net görülebilir. Bunu kadehi kimin ittiği sorusundan bağımsız olarak sormak mümkün.

Fotoğraf: Elijah Bond (1847–1921) and Charles Kennard (1856–1925), Public domain, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.