3.800 yıllık rahip Nekht vitrinden indi: Ölülerin rızası olmadan sergi olur mu?
Glasgow'daki Kelvingrove Müzesi, Mısırlı rahip Nekht'in kalıntılarını ve başka mumya parçalarını 'ölenin rızası yok' diyerek vitrinden çekti. Manchester'dan Sidney'e müzeler aynı soruyla uğraşıyor.
Glasgow'daki Kelvingrove Sanat Galerisi ve Müzesi'nin Eski Mısır bölümünde, ziyaretçilerin yıllardır önünde durduğu vitrinlerden bazıları artık yarı boş. Yerlerinde kısa bir not var: "Bu sergiden insan kalıntılarını saygımızın bir göstergesi olarak kaldırdık." Giden parçalar arasında yaklaşık 3.800 yıl önce yaşamış rahip Nekht'in boyalı tabutu ve kalıntıları, Luksor'daki Krallar Vadisi'nden çıkarılmış mumyalanmış bir sağ el, bir erkek başı ve bir sağ ayak bulunuyor.
Gerekçe alışılmadık bir kavrama dayanıyor: rıza. Müzeyi işleten kentin kültür kuruluşu Glasgow Life'ın taslak İnsan Kalıntıları Politikası'na göre kalıntılar ancak "ölen kişinin ya da uygun durumlarda onun soyundan gelenlerin belgelenmiş ve bilgilendirilmiş rızası" varsa sergilenecek. Binlerce yıl önce ölmüş biri için böyle bir belgenin bulunamayacağı ortada; yani kural, pratikte bu kalıntıların vitrine dönmemesi anlamına geliyor.
Karar tek başına bir İskoç tuhaflığı değil. Son birkaç yılda Oxford'dan Manchester'a, Sidney'e kadar pek çok müze aynı soruyla yüzleşti: Bir insan bedeni, ne kadar eski olursa olsun, ne zaman "eser" olmaktan çıkıp yeniden "kişi" sayılır?
Nekht kimdi, Glasgow'a nasıl geldi?
Ancient Origins'in Glasgow Müzeleri kataloğuna dayanarak aktardığına göre Nekht (katalogda Nakht diye geçiyor), Orta Krallık döneminde, 12. Hanedan zamanında yaşamış bir sem rahibiydi. Sem rahipleri cenaze törenlerinde önemli görev üstlenen din adamlarıydı; yani Nekht, ölümden sonraki yolculuğun ritüellerini bizzat yöneten biriydi.
Ancient Origins'in aktardığına göre tabut, Orta Mısır'daki Beni Hasan mezarlığında 130 numaralı mezardan çıkıyor; yaklaşık bir metre uzunluğunda ve hiyeroglif şeritlerle süslü. Aynı habere göre Beni Hasan'ı 1902-1904 yılları arasında Liverpool Üniversitesi adına İngiliz arkeolog John Garstang kazdı; tabut ise Mısır Araştırmaları Öğrenci Derneği'nin Glasgow kolu tarafından 1923'te kente bağışlandı. Ancient Origins, Glasgow Müzeleri kataloğunda tabutun konumunun artık "depoda" olarak göründüğünü de belirtiyor.

Kural neye dayanıyor?
Glasgow Life açıklamasında kararın "çağdaş müzecilik pratiğini" yansıttığını ve Eski Mısırlılara ait kalıntıları sergiden kaldırmanın ölen kişilere karşı daha saygılı olduğunu söyledi. STV'nin aktardığına göre kuruluş, Uluslararası Müzeler Konseyi'nin (ICOM) Haziran 2026'da yenilenen Etik Kuralları'na da atıf yapıyor. ICOM, 25 Haziran 2026'daki 41. Genel Kurulu'nda 2004'ten beri yürürlükte olan metnin yerine yenisini kabul etmişti. Glasgow Life'ın andığı ilkeye göre müzeler "insan kalıntılarının içkin onurunu korumalı ve taşıdıkları anlama saygıyı gözetmeli."
STV'ye göre uygulama Kelvingrove ile sınırlı kalmayacak; kalıntılar St Mungo Din Hayatı ve Sanatı Müzesi gibi kuruluşun başka mekânlarından ve galerilerinden de kaldırılıyor.
Herkes ikna olmuş değil. İskoç Parlamentosu üyesi Murdo Fraser kararı "gülünç" bulduğunu söyledi; LBC'ye göre Fraser'ın itirazı, insanların müzeye eski uygarlıkları öğrenmek için gittiği, tarihin gözden saklandığını görmek için değil.
Manchester'da 200 yıllık vitrin kapandı
Glasgow'un kararından yalnızca bir ay önce, Eylül 2026'da Manchester Müzesi de Asru adlı kadının mumyalanmış bedenini sergiden çekti. Smithsonian dergisinin aktardığına göre Asru, bugünkü Luksor olan Teb kentinde yaşamış, MÖ 650 dolaylarında yaklaşık 60 yaşında ölmüş seçkin bir kadındı. Bedeni 1825'te Manchester'da halkın önünde sargılarından çıkarılmış ve o tarihten beri bir biçimde sergilenmişti. Müze araştırmaları, Asru'yu kente getiren Garnett kardeşlerin bir köle tüccarının oğulları olduğunu da ortaya koydu.
Manchester'ın gerekçesi Glasgow'unkinden biraz farklı ve belki daha ilginç: Müze, kararın "Asru'nun kendi isteği hakkında bildiklerimizle en iyi örtüştüğünü" açıkladı. Blooloop'un aktardığı açıklamaya göre onun dönemindeki seçkin Mısırlılar, mumyalanmış bedenlerinin tabutlarında sarılı ve yaşayanların gözünden uzak kalmasını bekliyordu. Asru şimdi kapağı kapalı dış tabutunun içinde, müzenin deposunda duruyor. Karardan önce müze Mısırlı meslektaşlarıyla, Mısır kökenli topluluklarla ve ziyaretçilerle görüştü; 2025 yazında galeriye "geleceği hakkında bir konuşma başlatmak" isteyen bir pano asmıştı.
York Üniversitesi'nden Marwa Elhosary, Museums Association'ın dergisine verdiği demeçte bunu "anıtsal bir dönüşüm" diye niteledi ve ekledi: "Bu adım tarihi silmek ya da saklamak anlamına gelmiyor. Aslında tarihi onurla nasıl sunacağımızı yeniden düşünmek demek."
Oxford'dan Sidney'e benzer kararlar
- Pitt Rivers Müzesi, Oxford (2020): Üç yıllık bir etik incelemenin ardından, aralarında Ekvador'daki Shuar halkına ait küçültülmüş başların (tsantsa) da bulunduğu 120 insan kalıntısını sergi salonlarından kaldırdı. Müze müdürü Laura Van Broekhoven, ziyaretçi araştırmalarının bu sergilerin başka kültürleri "vahşi" ya da "ilkel" gösterdiğini ortaya koyduğunu, vitrinlerin anlayışı derinleştirmek yerine ırkçı ve basmakalıp düşünceyi pekiştirdiğini söyledi. Aynı müze 2026'da 39 Naga atasının kalıntılarını Hindistan'ın kuzeydoğusundaki Nagaland'a iade etme kararı aldı.
- Chau Chak Wing Müzesi, Sidney (2024): Sidney Üniversitesi'nin müzesi, sargısı açılmış mumya parçalarını Mısır galerilerinden kaldırdı. Karar, Sidney, Melbourne ve Adelaide'den 17 Mısır kökenli Avustralyalıyla yapılan odak grubu görüşmelerine dayanıyordu. Müze küratörü Melanie Pitkin, "Yüzlerce yıl boyunca müze koleksiyonlarındaki beden parçalarına nesne muamelesi yapıldı" dedi. Müze, sömürge döneminden kalma bir terim saydığı "mumya" sözcüğünü de bırakmayı düşünüyor.
İngiltere'de de kurallar yeniden yazılıyor. Kültür, medya ve spor işlerinden sorumlu hükümet birimi DCMS, 2005'ten beri yürürlükte olan müzelerde insan kalıntılarının bakımı rehberini gözden geçirmeye 16 Eylül 2026'da başladı. Çalışma grubunun başında adli antropolog Sue Black var; yeni metnin 2027 sonbaharında çıkması bekleniyor. Ancak bu rehber yalnız İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda'yı kapsıyor; İskoçya kendi yolunu çiziyor.
Mısır'ın kendi tercihi başka
Tartışmanın en çetrefil yanı burada. Avrupa müzeleri Mısırlıların ölülerini vitrinden çekerken Mısır'ın kendisi mumyalarını büyük bir törenle sergiliyor. 3 Nisan 2021'de Kahire'de "Firavunların Altın Geçidi" adıyla düzenlenen törende 22 kral ve kraliçe mumyası Tahrir Meydanı'ndaki Mısır Müzesi'nden yaklaşık 5 kilometre ötedeki Ulusal Mısır Uygarlığı Müzesi'ne taşındı; bugün oradaki özel salonda ziyaretçileri karşılıyorlar.
Bu da "rıza" ölçütünü ilginç bir yere taşıyor. Belgelenmiş rıza arayan bir kural, binlerce yıllık bir beden için ölen kişinin sesine en yakın şeyi, yani dönemin inançlarını ölçü alıyor. Manchester'ın yaklaşımı tam olarak bu: Asru ne isterdi? Öte yandan bugünkü Mısır'ın tercihi, "soyundan gelenler" kavramının kimi kapsadığı sorusunu açık bırakıyor.
Sırada ne var?
Yakın gelecekte cevap bekleyen iki soru var. Birincisi pratik: Bedeni vitrinden çekilen müzeler, Eski Mısır'ın ölüm ve ölümsüzlük anlayışını ziyaretçiye nasıl anlatacak? Sidney, mumya parçalarının yerine tabut kapaklarından ve maskelerden yüzler koyarak bir yol denedi. İkincisi ilkeye dair: Rıza ölçütü yalnız Mısır kalıntılarına mı uygulanacak, yoksa İskoçya'nın kendi tarih öncesi mezarlarından çıkan iskeletlere de mi? Glasgow Life'ın kesinleşmiş politikası yayımlandığında bu sorunun cevabı da belli olacak.
Fotoğraf: Suicasmo, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons