📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍
Sigmund Freud

Sigmund Freud

Psikanaliz biliminin kurucusu olan nörolog

Sigmund Freud veya doğum adıyla Sigismund Schlomo Freud, psikolojinin en önemli alt dallarından biri olan psikanaliz biliminin kurucusu olan Avusturya doğumlu Yahudi nörolog. Psikanaliz, hasta ile psikanalist arasında gerçekleşen diyalog yoluyla psikopatolojik vakaları tedavi etmekte kullanılan klinik yöntemidir. Hastaların zihinsel süreçlerinin bilinç dışı unsurlarla olan bağlantılarını ortaya çıkarmaya çalışır. Freud'a göre, bilinç dışına itimler yaşantıların kendileri değil, anıları üzerinde gerçekleşirler. Ancak söz konusu istekler gerçeğe dönüştürüldüğünde, daha doğrusu doyurulduğunda karşılaşılacak üzüntü ve pişmanlık duygusundan kaçınılmaktadır.

Sigmund Freud (6 Mayıs 1856 – 23 Eylül 1939), doğum adıyla Sigismund Schlomo Freud, Avusturya’nın Moravya bölgesindeki Freiberg kasabasında Aşkenaz Yahudisi bir ailede dünyaya geldi. 1881 yılında Viyana Üniversitesi’nden tıp doktoru olarak mezun olduktan sonra 1885’te habilitasyonunu tamamlayıp nöropatoloji doçenti oldu ve 1902’de profesörlüğe yükseldi. Hayatının büyük bir kısmını Viyana’da geçiren Freud, 1886’da burada klinik çalışmalarına başladı; 1938’de Nazi tehdidi nedeniyle Avusturya’yı terk edip İngiltere’ye göç etti ve 1939’da orada vefat etti.

Freud, psikoloji alanında psikanaliz adlı yöntemi kurarak, hasta ile terapist arasındaki diyalog sayesinde bilinç dışı süreçleri ortaya çıkarmayı amaçladı. Serbest çağrışım ve aktarım gibi tekniklerle, bireyin bastırılmış arzularını ve anılarını gün yüzüne çıkarmaya çalıştı. Çocukluk dönemine dair Oidipus kompleksi, id‑ego‑süperego yapısı ve libidonun tanımı gibi kavramlarla, insan zihninin dinamik bir yapı olduğunu savundu. Rüyaları ise, bastırılmış isteklerin tatmin bulduğu bir alan olarak değerlendirdi.

Freud’un teorileri, cinsellik, ölüm içgüdüsü, uygarlık, din ve kültür gibi geniş konularda da etkili oldu ve sonraki yıllarda psikoloji, psikiyatri ve psikoterapi alanlarında hâlâ tartışılan bir miras bıraktı. Çalışmaları, bilimsel çevrelerde hem övgü hem eleştiri toplarken, aynı zamanda feminist düşüncelere, Batı felsefesine ve popüler kültüre de derin izler bıraktı.

49 goruntulenme