Caracalla
Lucius Septimius Bassianus, 4 Nisan 186 tarihinde bugünkü Lyon’da dünyaya geldi. Annesi Julia Domna ile birlikte imparatorluk ailesinin bir parçası olarak yetiştirilirken, yedi yaşında Marcus Aurelius Antoninus adını aldı. Bu değişiklik, hem annesinin hem de babası Septimius Severus’un imparatorluk hanedanına bağlılık göstermek için yapılmıştı. "Caracalla" lakabıysa, Galyalılar arasında moda olan ve kendisinin sürekli giydiği başlıklı tunikten geliyordu. Roma tarihçileri genellikle onu, hem kanlı eylemleriyle hem de taht mücadeleleriyle tanınan sert bir hükümdar olarak tasvir ederler. İmparatorluğu devraldığında henüz gençti ama karanlık bir saltanatın temellerini atmaya başladı.
Caracalla’nın tahta çıkışı, babası Severus’un 211 yılında Eboracum’da (bugünkü York) aniden öldüğü sırada başladı. Ölümünden sonra Caracalla, kardeşi Geta ile birlikte imparatorluk yetkisini paylaşmaya başladıysa da asıl amacı tek başına yönetmekti. Kısa süre içinde Geta’yı ve Potansiyel rakiplerini ortadan kaldıran Caracalla, kardeşine karşı "Damnatio Memoriae" emri verdi—yani Geta’nın adı ve imajının tüm kamusal alandan silinmesi. Bu karardan hoşlanmayan İskenderiye halkı, Caracalla’nın iddialarını alaya alarak tepki gösterdi. İmparatorun öfkesiyse 215 yılında patlak verdi; Caracalla, İskenderiye’ye yaptığı ziyarette, hiçbir şeyden şüphelenmeyen kent ileri gelenlerini katletti ve askerlerine üç gün boyunca şehri yağmalama izni verdi. Cassius Dio’nun aktardığına göre bu olayda 20 binden fazla insan hayatını kaybetti. Ordunun sadakatini sağlamak içinse lejyon askerlerine ödenen maaşı 675 denarius’a yükseltti ve onları sürekli hediyelerle ödüllendirdi—ancak sivil halkı büyük ölçüde görmezden geldi.
Saltanatı boyunca Caracalla’nın en dikkat çekici kararlarından biri, 212 yılında yayınlanan Constitutio Antoniniana ile Roma İmparatorluğu’nun tüm özgür erkeklerine vatandaşlık hakkı tanımaktı. Bu karar, vergi gelirlerini artırmaya yönelikti ancak aynı zamanda imparatorluk sınırları içindeki toplulukları daha sıkı bir şekilde merkezi yönetime bağladı. Askeri harcamaları karşılamak içinse Roma sikkelerindeki gümüş oranını %25 düşürdü, bu da enflasyona yol açtı. Diğer yandan, bugün hâlâ ayakta duran ve adını taşıyan Caracalla Hamamları’nı inşa ettirerek kentin imajını değiştirdi. Bu devasa thermae kompleksi, hem toplumsal yaşamın merkezi hem de imparatorun gücünün simgesi oldu.
Askeri diktatörlüğe doğru evrilen saltanatı, nihayetinde kendi sonunu da hazırladı. 217 yılında, Pers topraklarına doğru yaptığı bir sefer sırasında yol kenarında mola verdiği sırada, Julius Martialis adlı bir imparatorluk muhafızı tarafından suikaste uğradı. Suikastın gerekçesi tam olarak bilinmese de, Martialis’in kardeşinin daha önce Caracalla tarafından öldürüldüğü ya da kendisinin terfi beklerken hayal kırıklığına uğradığı yönünde farklı rivayetler var. Ölümü anında attan kaçmaya çalışan Caracalla, bir muhafız okçusu tarafından vuruldu. Ölümünden sonra, tahta Praetorian muhafızlarının lideri Macrinus geçti—ve Caracalla’nın karşı karşıya kaldığı komplonun içinde Macrinus’un da parmağı olduğu neredeyse kesindi.