Ferîdüddin Attâr (yaklaşık 1142/1145, Nişabur – 1221, Nişabur), İran tasavvuf edebiyatının önde gelen şairlerinden biridir. En çok, kuşların hakikat arayışını anlatan Mantıku't-tayr adlı mesnevisi ve sûfîlerin hayatlarını derleyen Tezkiretü'l-evliyâ ile tanınır.
Büyük Selçuklu döneminin sonlarında Horasan'ın Nişabur şehrinde doğdu. Hekimlik ve eczacılıkla uğraştığı için "attâr" lakabıyla anıldı. Dini ilimlerin yanı sıra tıp gibi alanlarda da bilgi edindi. Rivayetlere göre Irak, Suriye, Mısır ve Hindistan gibi bölgelere yolculuk yaptıktan sonra Nişabur'a döndü ve inzivaya çekildi. 1221'de Moğolların Nişabur'u ele geçirmesi sırasında öldürüldü.
Eserleri ve etkisi
Attâr, özellikle mesnevi ve gazel türlerinde eser verdi; sade ve akıcı bir Horasan üslubu kullandı. 1187'de tamamladığı Mantıku't-tayr, iç içe hikâyelerden oluşan bir çerçeve anlatıdır: hüdhüdün rehberliğinde yola çıkan kuşlar, padişahları Simurg'u bulmak için yedi vadiyi aşar. Yolun sonuna yalnız otuz kuş ulaşır ve aradıkları Simurg'un kendileri olduğunu anlar. Farsçada "sî murg" otuz kuş anlamına gelir; eser bu söz oyunu üzerine kuruludur.
Diğer başlıca eserleri İlâhînâme, Esrârnâme, Musîbetnâme ve Dîvân'dır. Tek mensur eseri Tezkiretü'l-evliyâ, Fars edebiyatında evliya hayatlarını toplayan ilk büyük tezkire kabul edilir. Bazı eserlerin ona aidiyeti ise tartışmalıdır.
Attâr, Mevlânâ başta olmak üzere sonraki mutasavvıf şairleri derinden etkiledi. Mantıku't-tayr, Türk edebiyatında da ilgi gördü; 14. yüzyılda Gülşehrî tarafından Türkçeye uyarlandı. Eserleri bugün de tasavvuf edebiyatının temel metinleri arasında okunmaktadır.