Galen
Yunan doktor, bilim insanı ve filozof (129–216)
Klaudios Galenos (Yunanca: Κλαύδιος Γαληνός; Latince: Claudius Galenus; Arapça: جالينوس), Bergamalı Galen ya da Aelius Galenus olarak da bilinir, MS 129‑216 yılları arasında yaşamış bir Romalı‑Yunan hekim, cerrah ve filozoftur.
Antik dünyanın en yetkin tıp araştırmacılarından biri olarak kabul edilen Galen, anatomi, fizyoloji, patoloji, farmakoloji, nöroloji gibi alanların yanı sıra felsefe ve mantık gibi disiplinlerin de gelişimine katkı sağlamıştır. Zengin bir Yunan ailesinin oğlu olan Galen, babası Aelius Nikon’un geniş bilimsel ilgisi sayesinde kapsamlı bir eğitim almış, Pergamon (günümüzde Bergama)’da doğmuş ve Roma’ya gelmeden önce tıpla ilgili bilgisini derinleştirmek için çeşitli seyahatler yapmıştır.
Roma’da hem toplumun önde gelen kişilerine hem de birkaç imparatorun özel hekimliğini yaparak, antik Roma’nın en önemli tıp otoritelerinden biri haline gelmiştir. Deneysel fizyolojinin kurucusu ve Roma dünyasının ilk spor hekimi olarak tanınan Galen, “Hekimlerin İmparatoru” ve “Şeyhû’s Seyadile” (hekimlerin babası) gibi unvanlarla anılmıştır. Onun tıbbi öğretileri “Galenizm” adıyla anılır ve yüzyıllar boyunca tıp pratiğini etkilemiştir.
Galen’in anatomi ve tıp anlayışı, Hipokrat Külliyatı’nın “İnsanın Doğası Üzerine” adlı eserinde ortaya konulan dört iç salgı teorisinden (kara safra, sarı safra, kan ve balgam) beslenmiştir. Başlangıçta çekinceli olduğu veneseksiyon ve kan aldırma gibi uygulamaları, Roma’da henüz bilinmeyen bu yöntemleri tanıtarak savunmuş ve bu konudaki üç eserinde ve halka açık gösterilerinde ısrarla desteklemiştir. Damarların kan değil, pneuma (canlandırıcı ruh) taşıdığına inanan Erasistratosçular bu yaklaşıma sert tepki göstermiştir.
Galen, insan bedenini üç bağlantılı sistemle açıklamıştır: beyin ve sinirlerin düşünce ve duyular üzerindeki etkisi, kalp ve arterlerden oluşan yaşam enerjisi sistemi ve beslenme işlevi gören üçüncü sistem. Kendini hem hekim hem de filozof olarak tanımlayan Galen, “En iyi hekim aynı zamanda bir filozof olmalıdır” görüşünü risalesinde dile getirmiştir.