Kumluca
Antalya ilçesi
Kumluca, Antalya’nın bir ilçesidir ve 2024 sonu itibarıyla nüfusu 75 041 kişidir.
İlçenin ilk yerleşimi, günümüz merkezinin yaklaşık 5 km doğusundaki Sarı Kavak köyünde 1830’larda başlamıştır. Bölge, zaman içinde Finike ve Antalya’ya bağlı farklı bucak ve köyler arasında bölünmüş; Sarıkavak da Iğdırmağardıç Bucağı’nın bir mahallesi konumundaydı. Kuzca Köyü ise o dönemde ayrı bir bucak olarak varlığını sürdürüyordu. 1924’te Kuzca Bucağı’nın merkezi Altınyaka’ya (Gödene) taşındı ve göçebe nüfusun yerleşik hayata geçişiyle birlikte yeni bir merkez oluştu. Bu yeni yerleşim, Kumluca Bucağı adıyla büyümeye devam etti ve 7033 sayılı kanunla 1958’de Finike’den ayrılarak ilçe statüsü kazandı.
İlçenin adı, eski bir köylünün karpuz ekmek için seçtiği “kumluca” araziye dayanır. Karpuzları büyük ve lezzetli olan bu köylü, ürünlerini satarken “derenin kıyısındaki kumluca yerde” ifadesini sıkça kullanmış; zamanla bu sözcük yerel halk arasında Kumluca adıyla anılmaya başlamıştır.
Kumluca, Antalya Körfezi’nin batı ucunda, Teke Yarımadası boyunca uzanan bir sahil şeridine sahiptir ve Antalya şehir merkezine yaklaşık 90 km mesafededir. İlçenin yüzölçümü 1 225 km², deniz seviyesinden ortalama rakımı ise 33 metredir. Güneyde Akdeniz, batıda Finike, batı‑kuzeybatıda Elmalı, kuzeyde Korkuteli, kuzeydoğuda Konyaaltı ve doğuda Kemer ile komşudur. Üç tarafı dağlarla çevrili bir ovada konumlanan Kumluca, doğuya doğru uzanan Mavikent Beldesi ve altı köyle birlikte verimli bir tarım alanına sahiptir; kuzeydeki dağlar ise Bey Dağları’na kadar yükselir. İlçenin bir kısmı Olympos‑Beydağları Sahil Millî Parkı içinde yer alır; burada 30 km sahil ve toplam 66 km kıyı uzunluğu bulunur.
İklim açısından bölge tipik bir Akdeniz iklimi yaşar; yazlar çok sıcak, bazen 48 °C’ye kadar ulaşabilir, kışlar ise yağışlı geçer ve kar nadiren görülür. Köppen‑Geiger sınıflamasına göre Csa (sıcak yazlı Akdeniz) iklimi hakimdir.
Turizm açısından Kumluca, Olympos, Corydalla, Rhodiapolis, İdebessios ve Gagae gibi antik kentlere ev sahipliği yapar; özellikle Olympos, hem yerli hem yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisini çeker. 1991’de yapılan kazılar ve ortaya çıkan eserler, bölgenin tarihi değerini artırmıştır. Ayrıca sınırdaki Gelidonya Feneri, Likya Yolu’nun (Karaöz‑Gelidonya‑Adrasan) en bilinen duraklarından biridir ve Türkiye kıyılarındaki en yüksek rakıma (yaklaşık 237 m) sahiptir.