Muhyiddin İbnü'l-Arabî
Endülüslü İslam düşünürü, sufi ve filozof (1165–1240)
Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el‑Arabî el‑Hatimî et‑Tâî, 28 Temmuz 1165’te Endülüs’ün Murcia şehrinde dünyaya geldi. Arap kökenli ailesi, İber Yarımadası’nın fethinin ilk dönemlerinde bölgeye yerleşmiş; babası Ali bin Muhammed, İbn Merdânîş ordusunda görev yapıyordu. 1172’de Murcia’nın Muvahhid Halifeliği’ye geçmesiyle birlikte aile, yeni yöneticinin himayesine girmek üzere genç Muhyiddîn’i de alarak Sevilla’ya göç etti. Annesi muhtemelen Berberi kökenli olduğu için, onun soyu hem Arap hem de Berberi unsurları taşıyor.
Geleneksel adı “Ebû Abdullah” olan İbnü’l‑Arabî, babasının Yemen kökenli soyundan geldiğini ve Hatim‑et‑Tâî kabilesine mensup olduğunu vurgulardı. Bu kabile, İslam öncesi dönemde Güney Arabistan’ın Tay kabilesiyle özdeşleşen bir şair topluluğuydu. Kendi adıyla anıldığı gibi, “Muhyiddîn” (dini canlandıran) unvanını taşıdı; ölümünden sonra tasavvuf ehli ona “Şeyhü’l‑Ekber” (en büyük şeyh) sıfatını ekleyerek “Ekberilik” kavramını ortaya koydu.
İbnü’l‑Arabî, evrendeki her varlığın tek bir mutlak gerçekliğin yansımaları olduğunu savunan “Vahdet‑i Vücûd” öğretisinin ilk açık tanımlayıcısı olarak bilinir. Bu mutlak varlığı “gerçeklik” ve “varlık” olarak özdeşleştiren düşüncesi, İslam dünyasında geniş bir kabul görmüş ve birçok coğrafyada temel bir dünya görüşü haline gelmiştir. Yaklaşık 850 eseri atfedilse de bunların yaklaşık 700’ü gerçek kabul edilir; bunların 400’ünden fazlası günümüze ulaşmıştır.
Hayatı boyunca üç kez evlendi. İlk evliliğini gençliğinde, Endülüs’te nüfuzlu bir aileden gelen Meryem’le yaptı; Meryem de tasavvuf yolunu paylaşan bir eşti. Daha sonraki evliliklerinden birinde ise Anadolu’da kaldıktan sonra, Mecdüddin’in dul eşiyle evlenmiş ve bu evlilikten Sadre adında bir oğlu olmuştur. İbnü’l‑Arabî, bazı âlimler ve topluluklar tarafından bir evliya olarak kabul edilir ve hem mutasavvıf, hem şair, hem de filozof kimliğiyle İslam düşüncesine derin izler bırakmıştır.