Atina’da dünyaya gelen Sokrates, Batı düşüncesinin temel taşlarını döşeyen ve ahlaki soruların öncüsü olarak anılan bir isimdir. Kendi kalemiyle hiçbir eser bırakmamış olsa da, fikirleri büyük ölçüde öğrencileri Platon ve Ksenofon’un kaleme aldığı diyaloglar aracılığıyla günümüze ulaşmıştır. Bu metinlerde Sokrates, muhataplarıyla sorular ve cevaplar üzerinden yürüttüğü bir tartışma yöntemiyle “Sokratik diyalog” adını taşıyan yeni bir edebi biçim geliştirmiştir. Farklı kaynaklarda onun sözlerine dair çelişkili anlatımlar bulunması, gerçek düşüncelerini net bir şekilde ayırmayı zorlaştırır ve bu durum felsefe tarihçesinde “Sokratik problem” olarak adlandırılır.
Hayatı boyunca Atina’da tartışmalı bir figür olan Sokrates, M.Ö. 399’da “tanrılara inanmamak” ve “gençleri yozlaştırmak” suçlamalarıyla mahkemeye çıkarılmıştır. Mahkeme süreci bir gün sürmüş ve sonunda suçlu bulunarak ölüm cezasına çarptırılmıştır. Kaçma tekliflerini reddeden Sokrates, hapishanede son günlerini geçirirken baldıran zehri içerek yaşamına son vermiştir.
Platon’un diyalogları, Sokrates’in düşüncelerinin en kapsamlı anlatılarını sunar. Bu eserlerde “Sokratik yöntem” ve “Sokratik ironi” kavramlarının temelleri atılmış, sorular ve kısa cevaplarla ilerleyen bir sorgulama süreci (elenchus) sayesinde muhataplar, erdem ya da soyut kavramlar üzerine derinlemesine düşünmeye yönlendirilir. Tartışmalar genellikle, katılımcıların başlangıçta bildiklerini açıklayamadıklarını fark etmeleriyle sonuçlanır; Sokrates de “Bilmediğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir” diyerek bu farkındalığı felsefi sorgulamanın ilk adımı olarak vurgular.
Sokrates’in etkisi yalnızca antik filozoflarla sınırlı kalmamış, Orta Çağ, İslam düşüncesi ve Rönesans hümanizmi boyunca da iz bırakmıştır. Modern zamanlarda ise Kierkegaard, Nietzsche gibi düşünürler onun izlerini sürmüş, sanat, edebiyat ve popüler kültürde sıkça işlenerek Batı felsefesinin en tanınmış figürlerinden biri olmuştur. Başlangıç noktası olarak anlatılan Delphi ziyareti, Platon’un “Sokrates’in Savunması” adlı diyalogunda da yer alır; burada Sokrates’in dostu Chaerephon, tapınaktaki kâhine daha bilge birinin olup olmadığını sorar ve kâhin, ondan daha bilge birinin bulunmadığını bildirir. Bu yanıt, Sokrates’in sürekli kendini sorgulayan ve bilgi peşinde koşan bir filozof olarak konumunu özetler.