📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍
Türkiye'de anayasal süreç

Türkiye'de anayasal süreç

Türk anayasal sürecinin geçmişi ve bugünü

Türkiye'de anayasal süreç, 1808 tarihinde ilan edilen Sened-i İttifak ile başlayıp günümüze kadar devam etmektedir. II. Mahmud döneminde, Alemdar Mustafa Paşa tarafından hazırlanan Sened-i İttifak, merkezî otoriteyi taşrada hâkim kılmak için Rumeli ve Anadolu âyanları ile Osmanlı Devleti arasında 29 Eylül 1808’de imzalandı. Osmanlı'da Sened-i İttifak ile Türk tarihinde ilk defa devlet iktidarı sınırlandırıldığından, bu belge Türk tarihinde ilk "anayasal belge" kabul edilmektedir. Abdülmecid döneminde 3 Kasım 1839 tarihinde Mustafa Reşid Paşa tarafından hazırlanan Tanzimat Fermanı ilan edildi. Bu ferman ile padişah, fermanda ilân edilen ilkelere ve konulacak kanunlara uyacağına yemin etti. Tanzimat Fermanı'nın tamamlayıcısı ve pekiştiricisi olan Islahat Fermanı, Abdülmecid tarafından 1856 yılında "ferman" olarak ilan edildi. Tanzimat döneminde yetişen ve Genç Osmanlılar olarak bilinen aydın ve yazarlar, Avrupa'dan etkilenerek meşrutiyet yönetimini savunmaya başladılar ve meşrutiyeti ilan ettirmek için Abdülaziz'i tahttan indirerek, yerine II. Abdülhamid'i getirdiler. 23 Aralık 1876'da Mithat Paşa'nın hazırladığı Kanun-i Esasi ilan edilerek meşrutiyete geçildi. Kanun-i Esasî, şekli kritere göre bir anayasa olarak kabul edilmektedir. Türk tarihinin ilk anayasası olan ve 12 bölüm ile 119 maddeden oluşan Kanun-i Esasî'nin 113. maddesi gereğince, padişah olağanüstü durumlarda Anayasa'yı askıya alabilirdi. II. Abdülhamid, 1877 yılında Rus savaşlarını neden göstererek Anayasa'yı askıya aldı. 1908 yılındaki askeri ayaklanma sonucu II. Abdülhamid, 1876 Anayasası'nı tekrar yürürlüğe koydu ve böylece II. Meşrutiyet dönemi başladı. 1909 yılında 31 Mart Vakası'nın meydana gelmesinden sonra tahttan indirilen II. Abdülhamid'den sonra 1909 yılında Anayasa'da önemli değişiklikler yapıldı. Bu değişikliklerle 1876 Anayasası, meşruti bir parlamenter monarşi Anayasası haline geldi.

Türkiye’de anayasal gelişim, 1808 yılında Sened‑i İttifak’ın imzasıyla başlar. II. Mahmud döneminde Alemdar Mustafa Paşa’nın öncülüğünde hazırlanmış bu belge, Rumeli ve Anadolu ayanlarıyla Osmanlı Devleti arasında 29 Eylül 1808’de imzalanmış ve merkezi otoritenin taşradaki güçleri dengelemesini amaçlamıştır. Devlet iktidarının sınırlandırıldığı bu belge, Türk tarihindeki ilk anayasal metin olarak kabul edilir.

Abdülmecid döneminde ise 3 Kasım 1839’da Mustafa Reşid Paşa’nın hazırladığı Tanzimat Fermanı yürürlüğe konmuştur. Bu ferman, padişahın ilan ettiği ilkelere ve yeni kanunlara bağlı kalacağını taahhüt etmesiyle bir nevi sözleşme niteliği taşır. Tanzimat Fermanı’nın ardından 1856’da Abdülmecid, Islahat Fermanı’nı ilan ederek reform sürecini pekiştirmiştir.

19. yüzyılın sonlarına doğru, Genç Osmanlılar olarak adlandırılan aydın ve yazarlar, Avrupa etkisiyle meşrutiyet fikrini savunmaya başlamış ve bu amaçla II. Abdülhamid’in yerine Abdülaziz’i tahttan indirmiştir. 23 Aralık 1876’da Mithat Paşa’nın hazırladığı Kanun‑i Esasî ilan edilerek meşrutiyete geçiş gerçekleşmiştir. 12 bölüm ve 119 maddeden oluşan bu anayasa, padişahın olağanüstü hâllerde anayasa üzerindeki yetkisini sınırlayan bir madde içeriyordu; 113. maddeye göre padişah, ihtiyaç doğduğunda anayasayı askıya alabiliyordu.

II. Abdülhamid, 1877’de Rus savaşını gerekçe göstererek anayasayı askıya almış, ancak 1908’deki isyan sonrasında 1876 anayasasını tekrar yürürlüğe koymuş ve II. Meşrutiyet dönemi başlamıştır. 1909’da 31 Mart Vakası’nın ardından tahttan indirilen II. Abdülhamid’in yerine yeni düzenlemeler getirilmiş, böylece 1876 anayasası meşruti bir parlamenter monarşi çerçevesine oturtulmuştur.

54 goruntulenme