📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍
Zekeriya el-Kazvinî

Zekeriya el-Kazvinî

13. yüzyılda yaşamış Fars asıllı matematik, fizik, astronomi, coğrafya ve jeoloji bilgini

Ebu Yahya Zekeriyyâ bin Muhammed el-Kazvînî, 13. yüzyılda yaşamış Fars asıllı matematik, fizik, astronomi, coğrafya ve jeoloji bilgini.

Ebu Yahya Zekeriyâ bin Muhammed el‑Kazvînî, 1202‑de Kazvin’de dünyaya gelmiş ve 1283’te vefat etmiş bir bilim insanıdır. Fars kökenli olmasına rağmen, 13. yüzyılda hem matematik hem de fizik, astronomi, coğrafya ve jeoloji alanlarında eserler vermiştir.

Genç yaşta tarih, astronomi ve jeoloji konularında derin bilgi sahibi olan el‑Kazvînî, Orta Çağ’da jeolojinin otorite isimlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Batı dünyasında “Müslümanların Pilinus’u” olarak anılmıştır.

En bilinen eserlerinden biri, Arapça kaleme aldığı Acaibu’l‑Mahlukat ve Garaibu’l‑Mevcudat (Tuhaf Yaratıklar ve Acayip Varlıklar) adlı çalışmasıdır; bu eser Türkçe ve Farsçaya da çevrilmiştir. Bir diğer önemli kitabı Asar‑ül‑Bilad ve Ahbar‑ül‑İbad adlı coğrafya eseridir. Bu iki eserinde, dünyanın küre şeklinde olduğunu, hava, su, bitki, hayvan ve minerallerin özelliklerini detaylı bir şekilde anlatmış, dağ, dere, ada, deniz ve nehirlerin oluşumuna dair görüşlerini ortaya koymuştur.

El‑Kazvînî, kaya manyetizması ve fosil manyetizması gibi konuları yedi yüzyıl öncesinde ele almış; modern jeolojinin bir dalı olarak kabul edilen ters manyetik alan (reversal magnetism) kavramını da bu dönemde ortaya atmıştır. Dağların oluşumu ve zaman içinde değişimi üzerine “Her 36.000 yılda yıldızlar bir tur döner ve yeryüzünde büyük dönüşümler olur; kara deniz olur, deniz kurur, dağ ova, ova dağ hâline gelir” gibi bir yorum yapmıştır.

Ayrışma, aşınma ve birikim süreçlerini ayrıntılı bir şekilde açıklayan el‑Kazvînî, “Dağlar güneşin ısısıyla toprak ve kum hâline gelir, rüzgarların etkisiyle nehre, oradan da denize taşınır; zamanla bu birikim tepeler oluşturur ve denizlerde çıkıntılar görülür” diyerek izostazi fikrine benzer bir düşünceyi yüzyıllar öncesinden dile getirmiştir. Ayrıca depremleri volkanizma ve magmatik faaliyetlerle ilişkilendirerek, yer altı buharının yoğunlaşmaması durumunda “bir insanın vücudu ateşle titrediği gibi, bu buharlar da yeri titreştirir” şeklinde bir benzetme yapmıştır.

47 goruntulenme