Ocak, Dede Korkut ve Kitap
Hikâyeler neden unutuluyor, ocak neden sözle yanıyor, adın kitaba nasıl yazılır.
Yaylanın bir derdi var: hikâyeler unutuluyor. Unutulan hikâyenin yaratığı kitaptan kaçıp yaylaya iner. Boylar ocağın başında buluşur, o hikâyeyi birlikte yeniden yaşar ve kitaba geri yazar. Yenilen yaratık ölmez, hikâyesine döner.
Ocak sözle yanar
Meydanda konuşuldukça ocak harlanır, herkes susunca küllenir: kül → kor → alev → harlı. Son birkaç dakikada söylenen sözler sayılır; botların sözü, çok kısa sözler, aynı sözün tekrarı ve aynı kişinin art arda sözleri sayılmaz. Yani ocağı tek başına değil, birlikte yakarsınız.
- Ocak harlıyken yapılan baskında herkesin puanı biraz daha büyük olur.
- Karanlık gece baskınında alev ya da harlı ocak fener gibi ışık verir; Karakoncolos o ışıkta vurulur.
- Ocak küle dönünce Dede Korkut sizi konuşmaya çağırır; harlanınca sevinir.
- Ocak sönük diye kimse bir şey kaybetmez; yalnız meydan sessizdir.

Dede Korkut
Ocağın başında oturur. Ona tıkla: yaylayı anlatır, beş boydan birini söyler, kitabını açar, burada ne yapabileceğini gösterir. Seçenekler ocağın hâline ve önceki konuşmalarına göre değişir; "Bana her şeyi baştan anlat" dersen açılış kartlarını yeniden gösterir.
Dede Korkut'un Kitabı
Her baskının sonunda kitaba bir sayfa yazılır: tarih, yaratık, sonuç (yenildi, kaçtı), son darbeyi vuran, en çok emek verenler ve kaç kişinin geldiği. Cümleyi Dede Korkut kendi ağzından yazar. Kitabı meydandaki kürsüden ya da sitedeki sayfasından okursun. Birinin profil kartında adının kitapta kaç sayfada geçtiği yazar.

Destanlar
Kopuzda beş boy var: Basat ile Tepegöz, Kış Gecesi, Şahmeran'ın Sırrı, Ergenekon ve Kaf Dağı. Her destan yaylaya yeni bir yer, yeni yaratıklar ve unvanlar getirir. İlk dördünün baskınları yaşanıyor; Şahmeran'ın Mağarası, Demir Dağ ve Kaf yolunun kapıları vadide sırasını bekliyor. Ayrıntısı Yudum Dünyası sayfasında.
