🔞 Yudum’da neden 18 yaş sınırı var?🛡️ Sohbete neden bağlanamıyorum?

İki Hafta Özgür İrade Yokmuş Gibi Yaşamak: Bir Biyoloğun Düşünce Deneyi

Evrimsel biyolog Tara-Lyn Camilleri, özgür irade tartışmasını çözmeye çalışmadan bir deney öneriyor: iki hafta boyunca 'Kimin suçu?' yerine 'Bunu ne doğurdu?' diye sormak.

İki Hafta Özgür İrade Yokmuş Gibi Yaşamak: Bir Biyoloğun Düşünce Deneyi
Kültür 17 Eylül 2026 4 dk okuma 3 okunma

Yoğun trafikte ilerlerken yan şeritte fren sesi, ardından bir gümleme duyuyorsunuz. Siyah, yeni model bir sedan önündeki gümüş renkli aracın arkasına vurmuş. Sedandan takım elbise giymiş genç bir adam iniyor, önce telefonuna, sonra kendi arabasındaki hasara bakıyor. Öbür araçtaki kadın ise hemen arka koltuktaki iki çocuğuna dönüyor.

Birkaç saniye içinde kafanızda hüküm hazırdır: Adam dikkatsizdi, muhtemelen yolda telefonla oynuyordu. Fizik kurallarıyla açıklanabilecek bir çarpışma, gözünüzde bir karakter sorununa dönüşmüştür.

Oxford'da da çalışmış evrimsel biyolog Tara-Lyn Camilleri, Psyche dergisinde yayımlanan yazısını tam bu sahneyle açıyor. Sorduğu soru eski bir felsefe sorusu ama önerisi pratik: Özgür iradenin var olup olmadığına karar vermek zorunda değilsiniz. Sadece iki hafta boyunca, insanların davranışını "başka türlü de seçebilirdi" varsayımıyla değil, o davranışı doğuran koşullarla açıklamayı deneyin.

Özgür irade dediğimiz şey ne?

Gündelik dilde özgür irade, aynı koşullar altında farklı bir tercih yapabilme gücü demek. Geç kalan birine "zamanını ayarlayamadı", borca giren birine "harcamasını bilmedi" dediğimizde bu varsayımı kullanırız.

Felsefede bunun karşısındaki görüşe belirlenimcilik (determinizm) denir: Her olay, kendinden önceki nedenlerin sonucudur. Camilleri kendini bu tarafa koyuyor. Ona göre yaptığımız her şey o anki biyolojik durumumuzdan doğar; o durum da genlerimizin, gelişimimizin, başımızdan geçenlerin ve içinde bulunduğumuz ortamın ürünüdür.

Burada önemli bir ayrım yapıyor: Belirlenimcilik, kadercilik demek değil. Kadercilik "ne yaparsan yap sonuç aynı" der. Camilleri ise insanın dünyayı hâlâ etkileyebildiğini, ama bu etkileme isteğinin de nedenlere bağlı olduğunu savunuyor. Kendi ifadesiyle insanlar "kısıtlı ama güçsüz değil".

Neden bu fikre bu kadar bağlıyız?

Camilleri'nin açıklaması sade: Özgür irade inancı teselli eder. Biri hastalanmış, bağımlı olmuş ya da yoksullaşmışsa ve bu onun kendi tercihiyse, aynı şey "daha çok çalışan" bizim başımıza gelmez. Kabahati bireye yüklemek, dünyayı daha öngörülebilir kılar.

Yazara göre bu rahatlığın bir bedeli var. Özgür iradeye güçlü biçimde inananların kötü davranışı daha çok ahlaki kusur olarak gördüğünü ve daha sert yaptırımları desteklediğini gösteren deneysel araştırmalara dikkat çekiyor. Bağımlılık örneğini veriyor: Sorun yalnızca irade eksikliği sayılırsa çözüm "kendini tut" olur. Oysa Camilleri'nin aktardığına göre, kişinin çevresindeki koşulları değiştiren programlar, örneğin maddeden uzak durmayı maddi teşvikle ödüllendiren uygulamalar, kontrol gruplarına göre daha iyi sonuç veriyor.

Çarpışma sahnesine dönelim: aynı sahne, farklı soru

Yazarın önerdiği zihin egzersizi şu: Sedanın sürücüsü bir gece önce bebeği yüzünden uyuyamamış olabilir. Telefona bakması eşinden gelen bir mesaj yüzünden olabilir, ya da anında cevap bekleyen bir patron yüzünden. Araba belki şirketindir ve hasar işini tehlikeye atar.

Bunların hiçbiri öndeki aracın hasarını ya da çocukların yaşadığı tehlikeyi silmez. Camilleri de bunu açıkça söylüyor: Özgür iradeyi bir kenara koymak sorumluluğu kaldırmak ya da zararı mazur göstermek değil. Değişen şey sorulan soru. "Kimin suçu?" yerine "Bu sonucu ne üretti?" ve "Bir dahaki sefere farklı bir sonucu ne daha olası kılar?"

Yazarın kendi deneyimi

Camilleri bu görüşe masa başında vardığını ama onunla yaşamaya ancak hastalanınca başladığını anlatıyor. Primatlar üzerine saha çalışması sırasında kaptığı bir parazit onu kronik hasta bırakmış. "Azimle her şey olur" anlayışı bedeninde işlememiş: Bazı günler zorlamak işe yaramış, bazı günler haftalarca süren gerilemelere yol açmış. "Sağlıklı bir bedeni öylece seçemem" diye yazıyor.

Bunun onu saf yapmadığını da vurguluyor. Kasıtlı kötülükle de karşılaştığını, ama artık "bu onun kabahati" noktasında durmadığını; hangi koşulların, hangi stresin, hangi çıkarların bu davranışı doğurduğuna baktığını anlatıyor. Bu bazen şefkat getiriyormuş, bazen daha net sınırlar, bazen de o kişiden tamamen uzaklaşmak.

İşin tartışmalı tarafı

Camilleri'nin önerisi felsefi tartışmayı çözmüyor, zaten böyle bir iddiası da yok. Özgür iradenin belirlenimcilikle bağdaşabileceğini savunan güçlü bir felsefe geleneği hâlâ ayakta; yazar bu tartışmaya girmek yerine bir düşünme alışkanlığını denemeye çağırıyor.

Yazının kendisi de bir riski kabul ediyor: Bazı laboratuvar çalışmaları, insanlara davranışlarının tamamen önceden belirlendiği söylendiğinde daha çok hile yaptıklarını bulmuştu. Bu alanın en çok alıntılanan deneyi, Kathleen Vohs ve Jonathan Schooler'ın 2008'de Psychological Science dergisinde yayımladığı çalışmaydı. Ancak o deney sonraki büyük tekrar projelerinde, 2015'teki Reproducibility Project: Psychology'de ve 2020'de yayımlanan Many Labs 5 kapsamında aynı sonucu vermedi. Yani "özgür iradeye inanmayan insan ahlaken çözülür" korkusunun deneysel dayanağı sanıldığından zayıf; ama tersini kanıtlanmış saymak da erken.

Denemek isteyenler için

  • Bir şey ters gittiğinde hükmü birkaç saniye erteleyin.
  • "Kim hatalı?" yerine "Bunu hangi koşullar üretti?" diye sorun.
  • Aynı soruyu kendinize de sorun: Başaramadığınız bir şeyi yalnızca iradesizliğe bağlamadan önce uykuyu, stresi, ortamı hesaba katın.

Camilleri alışkanlığın kolay kırılmadığını, kendisinin de egzersizi her gün "kusurlu biçimde" yaptığını itiraf ediyor. Açık soru ise yerinde duruyor: Suçlamayı azaltan bir bakış, adalet duygumuzu da zayıflatır mı, yoksa ona daha isabetli bir hedef mi gösterir?

Fotoğraf: Alessandroga80, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

2228
haber
5976
kimdir
836
tarif
382
rüya tabiri
32
test
184
üye