Alexander von Humboldt
Prusyalı doğabilimci ve kâşif
Alexander von Humboldt (14 Eylül 1769 – 6 Mayıs 1859), Berlin doğumlu bir doğabilimci, kaşif ve yazar olarak tanınır. Wilhelm von Humboldt’un küçük kardeşi olan Humboldt, botanik coğrafya üzerine yaptığı kapsamlı araştırmalarla biyocoğrafyanın temellerini atmıştır. 1799‑1804 yılları arasında Güney ve Orta Amerika’yı dolaşarak kıtayı bilimsel bakış açısıyla ilk kez detaylı bir şekilde betimleyen kişi olmuştur; bu seyahatlerde topladığı gözlemleri, 21 yıl süren çalışmalarının birikimi olan devasa bir eserde toplamıştır.
Humboldt, Atlantik’in iki yakasındaki kara parçalarının (özellikle Güney Amerika ve Afrika) bir zamanlar tek bir kıta oluşturduğunu öne süren ilk bilim insanıdır. Hayatının ilerleyen dönemlerinde kaleme aldığı “Kozmos” adlı eserinde, doğa bilimlerini bütünleştirerek evreni tek bir bütün olarak yorumlamaya çalışmıştır. Çalışmalarını Joseph‑Louis Gay‑Lussac, Justus von Liebig, Louis Agassiz ve Matthew Fontaine Maury gibi dönemin önde gelen bilim insanlarıyla paylaşmış ve bu işbirlikleriyle bilimsel düşüncenin sınırlarını genişletmiştir.
Babası bir Prusya generali olan Friedrich Wilhelm Heinrich von Humboldt, Pomeranya’nın saygın ailelerinden gelmekteydi ve savaş hizmetleri nedeniyle kraliyet nazırlığına yükseltilmişti. Alexander, babasının 1779’da vefatı sonrası annesi Maria Elizabeth’in yönlendirmesiyle eğitimine devam etti. İlk olarak Frankfurt Üniversitesi’nde kısa bir süre finans eğitimi aldı, ardından Göttingen Üniversitesi’ne geçerek Johann Friedrich Blumenbach ve Christian Gottlob Heine’den dersler aldı.
Üniversite yıllarında Ren Nehri kıyısında yaptığı gözlemlerden yola çıkarak “Ren Nehri’ndeki bazı bazalt kayalar üzerine mineralojik gözlemler” adlı çalışmasını (1790) yayımladı. Georg Foster ile kurduğu dostluk ve James Cook’un ikinci seferindeki deneyimler, onun keşif tutkusunu pekiştirdi. Hamburg, Freiberg, Jena ve Berlin’de ticaret, yabancı diller, coğrafya, anatomi, astronomi ve bilimsel aletler gibi çeşitli alanlarda eğitim alarak çok yönlü bir bilim insanı profilini oluşturdu. Freiberg’de bitki örtüsü üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda “Florae Fribergensis Specimen” (1793) ve kas‑sinir uyarılabilirliği üzerine yaptığı deneyleri içeren “Versuche über die gereizte Muskel‑ und Nervenfaser” (1797) adlı eserleriyle akademik dünyada önemli bir yer edindi.