Babil
Mezopotamya'da tarihi bölge ve devlet
Babil, Mezopotamya’nın güneyinde, günümüz Irak’ının El‑Hilla kasabasının yakınında konumlanan bir şehir devletiydi ve milattan önce 1894 civarında kuruluşu kayıtlara geçti. Zamanla Sümer ve Akad topraklarını kapsayan bir imparatorluk hâline gelen bu bölge, halkının büyük bir kısmını Sami kökenli topluluklar oluşturdu. Bölgedeki en yaygın konuşulan dil Akadca iken, Sümerce ise dini törenlerde kullanıldı; ilerleyen yüzyıllarda ise Arapçanın atası sayılan Aramice, halkın ortak dili konumuna geldi.
Başlangıçta Akad İmparatorluğu içinde küçük ve önemsiz bir yerleşim olan Babil, Amori Kralı Hammurabi’nin yönetiminde hızla büyüyerek kısa sürede bölgenin en etkili devletlerinden biri haline geldi. Bu dönemde tüm güney Mezopotamya’ya “Babil” adı verilmeye başlandı ve kutsal şehir Nippur, imparatorluğun dini merkezi oldu. Hammurabi’nin torunu hükümdarlığında devlet zayıfladı; Asur, Kassit ve Elam gibi komşu güçlerin egemenliğine girdi, şehir bir kez daha Asurlular tarafından yıkılıp yeniden inşa edildi.
Milattan önce 609‑539 yılları arasında bağımsızlığını Asurlulardan Keldani Nabopolassar önderliğinde kazanan yeni Babil İmparatorluğu, uzun bir süren bir yükseliş dönemi yaşadı. Ancak bu imparatorluk da zamanla çöküşe geçti ve Babil şehri, ardından Ahameniş, Seleukos, Part, Roma ve Sasani gibi büyük devletlerin hâkimiyetine girdi.
Babil öncesi döneme bakıldığında, Mezopotamya’da M.Ö. 5400’lere kadar uzanan Sümer uygarlığının izleri görülür. Akadca konuşan Sami toplulukları, M.Ö. 35‑30. yüzyıllarda ortaya çıkarak bölgedeki kültürel etkileşimi derinleştirdi; bu süreçte iki dil bir arada var oldu ve Akadca, üçüncü binyıldan ikinci binyıla geçerken Sümercein yerini almaya başladı. Akad İmparatorluğu (M.Ö. 2334‑2154) Sümer ve Akad halklarını birleştirerek kıtada güçlü bir konum elde etti, ancak ekonomik sıkıntılar ve dış baskılar sonunda geriledi. Sonraki dönemlerde ise Amoriler güney Mezopotamya’ya göç edip küçük krallıklar kurdu, Asurlular ise kuzeyde bağımsızlıklarını sürdürdü.