Bağdat
Irak'ın başkenti ve en büyük şehri
Bağdat, Irak’ın kalbinde, Dicle Nehri kıyısında konumlanmış ve ülkenin en kalabalık şehri olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık sekiz milyonluk nüfusuyla, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde yirmisini barındırıyor ve bölgenin başlıca finans ve ticaret merkezi konumunda bulunuyor.
Şehrin kuruluşu MS 762 yılına dayanıyor; Mansûr’un emriyle, Yeni Babil dönemine kadar uzanan bir yerleşimin üzerine yeni bir başkent inşa edildi. Abbasi Halifeliği döneminde “öğrenim merkezi” olarak ün kazanan Bağdat, Bilgelik Evi gibi önemli akademik kurumları barındırırken çok etnikli ve çok dinli yapısıyla da dikkat çekti. İslam’ın Altın Çağı’nda nüfusu bir milyonu aşan şehir, Çang’an ile rekabet eden dünyanın en büyük metropollerinden biriydi. 1258’de Moğolların işgali ve sonrasındaki salgınlar, iktidar değişimleri şehrin uzun bir gerileme sürecine girmesine yol açtı; daha sonra Osmanlı yönetiminde Irak’ın idari merkezi olarak hizmet verdi.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Bağdat, Mandater Irak’ın başkenti oldu ve 1932’de bağımsız bir monarşi olarak tanındıktan sonra Arap kültürünün önemli bir merkezi olarak eski şöhretini yeniden kazanmaya başladı. Baas Partisi döneminde nispeten istikrarlı bir büyüme yaşasa da, 2003’teki Irak işgali şehri büyük altyapı hasarlarına ve tarihî eser kayıplarına sürükledi. 2013‑2017 yılları arasında yaşanan isyan ve savaş, Bağdat’ı dünyanın en yüksek terör saldırı oranlarından birine sahip şehirler arasında konumlandırdı; 2017’de IŞİD’in toprak kaybı sonrası saldırılar azalmaya başladı ve yeniden yapılanma çalışmaları hız kazandı.
İsim kökeni açısından Bağdat’ın Farsça “Bag” (Tanrı) ve “dād” (verilen) kelimelerinin birleşiminden “Tanrı’nın hediyesi” anlamına geldiği düşünülse de, Hammurabi kanunları, Talmud ve antik kaynaklarda “Bagdadu” ya da “Bagdasa” olarak anılan bir şehirden söz edilmesi bu teoriyi sorgulatıyor. Şehir, hem tarihî hem de kültürel çeşitliliğiyle birçok camii, kilise, mandıra ve sinagoga ev sahipliği yapıyor; El‑Kazımiye Camii, Buratha Camii, Abdülkadir Geylani Türbesi ve Ebu Hanife Camii gibi mekanlar her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. Geçmişte büyük bir Yahudi topluluğu ve Hindistan’dan gelen Sih hacıların da uğradığı Bağdat, kahvehaneleriyle de tanınan bir kültür merkezi olmaya devam ediyor.