Banu Alkan
Hırvat asıllı Türk oyuncu
Banu Alkan, gerçek adıyla Liz Remka Rebronja, 1 Temmuz 1958’de Hırvatistan’ın Dubrovnik kentinde doğdu. Ailesi, Hırvat kökenli bir marangoz babanın beşinci çocuğuydu. 1966’da Balıkesir’in Edremit ilçesine göç eden aile, Türk vatandaşı olarak “Alkan” soyadını aldı; “Remka” ise Hırvatçada “yaban gülü” anlamına gelir ve sonradan Banu adını almıştır. İstanbul’da Kartal’da oturup çocukluğunun büyük kısmını orada geçiren Banu, Kartal Maltepe Lisesi’ni lise ikinci sınıfta bırakmak zorunda kaldı.
Gençlik yıllarında mankenliğe ilgi duyan Banu, 16 yaşında LCC kurslarına katıldı ve ardından Vakko’da eğitim aldı. Aydan Adan – Füsun Özben Mankenlik Ajansı’na katıldı ve bazı reklam filmlerinde rol aldı. 1976’da Ses dergisinin düzenlediği 8. Sinema Artisti Yarışması’na katıldı; yarışma aynı zamanda Oya Aydoğan ile de tanışmasına vesile oldu. 17 yaşındaki Banu, o dönemde zengin bir iş insanı olan Gürbüz Hanif ile evlendi ve bu uzun süreli ilişki, Hanif’in kanser nedeniyle vefat etmesiyle sona erdi. 1989’da çektiği son filmden sonra uzun bir süre gözden kayboldu, ancak 1998’de “Neremi” adlı albümüyle yeniden gündeme geldi.
1998’den sonra Banu Alkan, 2001 ve 2005 yıllarında “Tuzu Kurular” ve “Kızma Birader” adlı televizyon dizilerinde rol aldı. 1975’te LCC Mankenlik Eğitimi, 1985’te Lady School Paris ve 1996’da özel şan dersleri alarak yeteneklerini geliştirdi. 2000’lerin başında Antalya’da yayın yapan ETV’de haber sunucusu Murat Taşdemir ile bir ilişki yaşadı; 13 yıl süren bu birliktelik sonunda sona erdi. Daha sonraki röportajlarında büyük aşkı Kemal Yıldız ile evlendiğini duyurdu.
Film kariyeri 1975’te “Hayret 17” ve “İsyan” ile başladı. 1976’da “Taksi Şoförü”, 1977’de “Akrep Yuvası” ve 1978’de “Onsuz Olamam” gibi filmlerle devam etti. 1980’da “Vurun Beni Öldürün”, 1981’de “Ağla Gözlerim”, “Günah Defteri” ve “Ben de Özledim” ile dikkat çeken bir dönem geçirdi. 1982’de “Nikah Masası” ve “Aşkların En Güzeli”, 1983’te “İlişki”, “Bataklıkta Bir Gül”, “Gecelerin Kadını” filmleriyle sinema sahnesinde yerini sağlamlaştırdı. 1984’te “Kadınca”, “Sokaktan Gelen Kadın” ve “Kızgın Güneş”; 1985’te “Katiller de Ağlar”, “Arzu”, “Bu İkiliye Dikkat” ve “Sarı Bela” yapımlarıyla devam etti. 1986’da “Mavi Yolculuk” ve sonraki yıllarda da çeşitli filmlerde rol alarak kariyerine yön verdi.
Banu Alkan’ın kariyerine damgasını vuran ödüller 2014’de Türk Sineması’nın Gelmiş Geçmiş Yaşayan En Güzel Kadını, 2015’te 2. Altın Palmiye – Yeşilçam 100.Yıl Onur Ödülü, Mersin Kültür Dayanışma Derneği ile verilen Yeşilçam 100.Yıl Onur Ödülü ve Türk sinemasının en güzel Akademik Yüzü Onur ödülüyle birlikte 2016’da 3. Altın Palmiye Ödülleri – Türk Sinemasının En Güzel Kadını ödüllerini de içerir.