Beyşehir
Konya'nın ilçesi
Beyşehir, Konya’nın beşinci büyük ilçesidir ve yüzölçümü 2.054 km²’dir. İlçe merkezi deniz seviyesinden ortalama 1.131 metre yüksekte konumlanır.
İlçe, Batı Toroslar’da hâkim bir çukur içinde yer alır; bu çukurun büyük kısmı Beyşehir Gölü’nü barındırır. Gölün güneydoğusunda uzanan Beyşehir Ovası, Torosların batı ve güneybatıdan sarp kayalıklarla inmesiyle çevrilidir. Düzlük alanlar bozkır gibi yayılırken, dağ sıraları ormanlarla örtülüdür ve topraklar verimlidir. Akdeniz Bölgesi’nin Göller Yöresi’nde bulunan Beyşehir, güney ucundan akdenize yaklaşık 65 km mesafede, Toroslar tarafından bir set gibi bölünmüş bir geçiş noktasıdır. Komşu ilçeler arasında doğuda Konya, kuzeyde Doğanhisar, Hüyük ve Ilgın, kuzeydoğuda Derbent, kuzeybatıda Şarkikaraağaç ve Eğirdir, doğuda Meram, güneyde Seydişehir ve Derebucak bulunur.
Beyşehir ve çevresinin tarihi M.Ö. 7000’lere kadar uzanır; Eski ve Orta Taş Devri buluntuları tespit edilmiştir, ancak en yoğun buluntular Cilalı Taş Devri dönemine aittir. Bu dönemde bölge, önemli bir yerleşim yeri olarak ortaya çıkar; M.Ö. 5680‑5300 tarihli Erbaba Höyüğü bu gerçeği gösteren en çarpıcı örnektir. 1968‑1975 yıllarında Kanadalı arkeologlar Jacques ve Louis Alpes‑Bordaz, Kıstıfan Köyü yakınlarındaki höyüğü kazmıştır.
Antik çağda Beyşehir, Pisidya bölgesinin bir parçasıydı ve muhtemelen gölü çevreleyen iki kentten biri olan Karallia’yı barındırıyordu. Roma döneminde bu şehir Claudiocaesarea, Bizans’ta ise Mistea adıyla anılmıştır. Alternatif bir görüş, bölgenin Roma hakimiyeti altındaki Pamfilya eyaletine bağlı Hristiyan diyakozluk merkezi Casae’ye denk geldiğini savunur; Casae’nin piskoposları 381‑879 yılları arasındaki kilise konsilleri belgelerinde yer alır. İskoç arkeolog William Mitchell Ramsay, gölün güneydoğusundaki bir şehrin Karallia, güneybatısındakinin ise Parlais olabileceğini öne sürmüş ve Karallia’nın Bizans’tan sonra Skleros, daha sonra ise Viranşehir adıyla anıldığını belirtmiştir.