📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍

Dilbilgisi

bir dilin ses, biçim ve sözcük yapısını inceleyip, kurallarını saptayan bilim dalı

Dilbilgisi, dil bilgisi ya da gramer, bir dilin ses, biçim ve cümle yapısını inceleyip kurallarını saptayan bilim dalı. Bir dili seslerinden cümlelere kadar, içerdiği bütün dil birliklerini, geniş bir şekilde anlam ve görevlerini kapsayacak şekilde inceler ve sözcüklerden anlam üretmeyi sağlar. Dilbilgisi kuralları, bir grup tarafından hazırlanmayıp o dili kullanan insanların zaman içinde gerekli kuralları yaratmaları veya var olan kuralları dilin gelişimine göre değiştirmeleri sonucu oluşur. Bir dili veya bir dilin değişkesini akıcı olarak konuşanlar bu kuralları içselleştirmişlerdir.

Dilbilgisi, ya da gramer, bir dilin ses, biçim ve cümle yapılarını inceleyerek kurallarını ortaya koyan bilim dalıdır. Bir dili seslerinden cümlelere kadar tüm birimlerini anlam ve işlev açısından ele alır, sözcüklerden anlam üretmeyi mümkün kılar. Bu kurallar, bir dil topluluğu tarafından zaman içinde doğal olarak yaratılır ya da mevcut kurallar, dilin evrimine göre değiştirilir; akıcı konuşanlar bu kuralları içselleştirir.

Dilbilgisinin inceleme alanları birbirinden ayrı bölümlere ayrılır. Sesleri ele alan kısım fonetik, kelimelerin biçim ve yapısını inceleyen alan morfoloji (şekil bilgisi) olarak adlandırılır; kelimelerin kökeni ve tarihsel gelişimi etimoloji ya da kökenbilgisiyle ele alınır. Kelimeler arasındaki ilişkileri ve cümle yapısını inceleyen bölüm sözdizimi (cümle bilgisi, sentaks, nahiv) olarak bilinir; anlamın oluşum süreçlerini araştıran kısım ise semantik (anlambilgi) adı alır. Bu alt dallar ayrı ayrı çalışılsa da birbirinden tamamen bağımsız değildir; her biri dilin bütünlüğüne hizmet eder.

İnsanoğlu tarih boyunca dilleri anlamaya çalışmış, bu çabalar sonucunda dilbilgisi bilimi ortaya çıkmıştır. Eski Yunan ve Hint kültürlerinden başlayan bu süreçte, dil kurallarını belirleme ve sözlük oluşturma faaliyetleri gramer bilgisi olarak adlandırılmıştır. Gramer sayesinde diller doğru bir şekilde okunur, yazılır ve iletişim kurulur.

Gramerin kökeni çok eski zamanlara dayanır; Hintliler ilk gramerciler olarak bilinir. Batı’da ise M.Ö. 4. yüzyılda Aristoteles, grameri mantığın bir yansıması olarak ele almıştır. Günümüze ulaşan en eski bütünsel gramer metni, M.Ö. 1. yüzyılda Dionysios Thraks’ın “Gramer Sanatı” adlı eseridir. MS 4. yüzyılda Romalı Donatus’un yazdığı gramer kitabı, Batı’da uzun yıllar okutulmuş, İskenderiye ekolü ise gramer ve sözlük çalışmalarında öne çıkmıştır. İslam dünyasında da Emeviler döneminden itibaren sayısız gramer ve sözlük eseri üretilmiş, Türkiye’de ise 1858 yılında rüşdiye okullarının açılmasıyla birlikte dilbilgisi öğretimi başlamıştır.

18. yüzyıla kadar dil, filozofların elinde mantığın bir yansıması olarak görülürken, 19. yüzyıldan itibaren dilin kendi kurallarına sahip, bağımsız ve canlı bir kurum olduğu düşüncesi hâkim olmuştur. Bu bakış açısı, dilbilgisini sadece aklın bir yansıması olmaktan çıkarıp, ayrı bir bilim dalı olarak konumlandırmıştır.

45 goruntulenme