📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍
Fars edebiyatı

Fars edebiyatı

İran'ın sözlü ve yazılı edebî birikimi

Fars edebiyatı, Farsça sözlü kompozisyonlardan ve yazılı metinlerden oluşan dünyanın en eski edebiyatlarından biridir. 2500 yıldan uzun bir dönemi kapsayan Fars edebiyatına ait kaynaklar bugünkü İran sınırlarının ötelerine, Orta Asya, Batı Asya, Anadolu, Hint alt kıtası, Mısır ve Balkanlar'a yayılmıştır. Gaznelilerin Orta ve Güney Asya'yı fethinden sonra Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Orta Asya'ya yayılmıştır. Yalnız İranlılar değil, Türk, Kafkas, Hint, Pakistanlı ve Slav şair ve yazarların Fars dilinde oluşturdukları eserler de Fars edebiyatı içinde sayılmaktadır.

Farsça sözlü ve yazılı eserler, insanlık tarihinin en eski edebiyatlarından birini oluşturur. 2500 yılı aşkın bir süreci kapsayan bu miras, günümüz İran sınırlarının ötesine yayılmış; Orta Asya, Batı Asya, Anadolu, Hint alt kıtası, Mısır ve Balkanlar gibi geniş coğrafyalarda izini bırakmıştır. Gaznelilerin Orta ve Güney Asya’yı fethetmesiyle eserler Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Orta Asya’ya da ulaşmış, sadece İranlılar değil, Türk, Kafkas, Hint, Pakistanlı ve Slav şair‑yazarlar da Farsça kaleme aldıkları eserleriyle bu edebiyatın içinde yer almıştır.

Bu edebiyatın temelleri, Antik Çağ’da Birinci Pers İmparatorluğu döneminde kullanılan Eski Farsça ile Sasaniler zamanındaki Orta Farsça’ya dayanır. Ancak İskender’in seferlerinden sonra Persepolis’teki kütüphanelerin yakılması, antik döneme ait birçok metni yok etmiş; günümüze kalan nadir örnekler arasında M.Ö. 6. yüzyıla uzanan Behistun Yazıtı bulunur. Bu taş tablet, çivi yazısıyla kaydedilmiş Eski Farsça’nın yanı sıra Elamca, Babilce ve Akadca gibi çağın diğer dillerine de yer verir. Dolayısıyla, günümüzdeki çoğu Farsça eser, Müslümanların İran’ı ele geçirmesinin ardından, özellikle Abbâsî hâkimiyetinin (MS 750) yükselişiyle, Arapça ve Farsça yazan bürokratlar, şairler ve yazarların katkılarıyla şekillenmiştir.

Fars edebiyatının en tanınmış isimleri arasında Firdevsî, Sadî, Hafız Şirazi, Attar, Nizâmî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Rudekî, Dakîkî ve Hayyam gibi şair‑yazarlar bulunur; eserleri pek çok farklı kültür ve dili etkilemiştir. Aynı zamanda Gazâlî, Fârâbî, Bîrûnî, İbn Sina, Tûsî, Nizâmülmülk, Taberî, Buhârî, Tirmizî, Müslim, Hârizmî, Zemahşerî, Hallâc‑ı Mansûr, Bâyezid‑i Bistâmî, Abdülkâdir Geylânî, Molla Câmî, Nesâî, Râzî, Fergânî, Konevî, Hucendî, Cüveynî, İbn Mâce, İbn Heysem ve Sultan Veled gibi bilim insanları da din, tasavvuf, felsefe, tıp, doğa bilimleri, kimya, fizik, matematik, astronomi, coğrafya ve tarih gibi geniş bir yelpazede Farsça eserler vermişlerdir.

Modern zamanlarda Sohrab Sepehri, Ali Şerîatî, Füruğ Ferruhzad ve Sâdık Hidâyet gibi yazarların eserleri, Türkçeye de kazandırılmıştır. İslamiyet’in kabulüyle birlikte İran edebiyatı, iki ana döneme ayrılmıştır: İslam öncesi ve İslam sonrası dönemler. İslam öncesi dönemde, Büyük Darius ve I. Serhas gibi Pers imparatorlarının kraliyet yazıtları başta olmak üzere sınırlı sayıda eser kalmıştır; bu eserlerin büyük bir kısmı Behistun Yazıtı gibi çivi yazısıyla yazılmış metinlerde bulunur. İslam sonrası ise, Arapça‑Farsça etkileşimin yoğun olduğu, divan edebiyatının temelini oluşturan bir gelişme süreci yaşanmıştır.

41 goruntulenme