Hernán Cortés, 1485 yılında dünyaya geldi ve 1547 yılında İspanya’da hayata veda etti. İspanyol asıllı bir kaşif ve komutan olan Cortés, adını tarihe Meksika’nın fethiyle yazdırdı. Kendisi kimi kaynaklarda Hernando ya da Fernando olarak da anılsa da, imzaladığı tüm mektuplarda Hernán Cortés ismini kullanmayı tercih etti.
Dönemin ünlü fatihlerinden Francisco Pizarro’nun ikinci dereceden kuzeni olan Cortés, Küba’nın İspanyollar tarafından fethedilmesinde de önemli roller üstlendi. Bu süreçte edindiği geniş topraklar ve yerli köleler, onu daha da zenginleştirdi. İspanya’nın Yeni Dünya’daki zenginlikleriyle tanıştıktan sonra, Küba valisinden keşif izni aldı; ancak vali sadece ticaret ve keşif amacıyla izin vermesine rağmen, Cortés bu izni kullanarak Meksika’nın fethini gerçekleştirdi.
Cortés, Aztek topraklarına ayak bastığında, mürettebatının kaçmasını engellemek amacıyla gemilerini batırdığı rivayet edilir. Askerleri arasında topçu birlikleri, zırhlı süvariler, zırhlı piyadeler ve tüfekli askerler bulunuyordu. Toplamda yaklaşık 40 bin kişilik bir kuvvetle yola çıkan Cortés’in, bazı yerli kabilelerden topladığı askerlerle bu sayının 100 bine kadar çıktığı iddia edilir. Azteklerin düşmanı olan bazı yerli kabileler, Cortés’e Tenochtitlán’a ulaşmasında yardımcı oldu. İlk etapta Aztek İmparatoru Montezuma, bu güce karşı koymadı ve hatta başkentte bir kilisenin kurulmasına bile izin verdi.
Ancak zamanla, Cortés’in yağma ve istila girişimlerine karşı şehir sakinleri ayaklandı. Bu isyan sırasında Montezuma yaralandı ve kısa süre içinde hayatını kaybetti. Cortés, kalan birlikleriyle zorlu bir şekilde şehri terk etmek zorunda kaldı. Ardından ana ordusuyla şehri kuşatarak uzun bir mücadele sonrası Tenochtitlán’ı ele geçirdi. Azteklerin başkenti, o dönemde 200 bin nüfusuyla İstanbul ve Paris’ten sonra dünyanın üçüncü büyük şehri olarak biliniyordu. Cortés’in bu fetih sırasında yaptığı katliamlarla şehri yerle bir etmesi, onun acımasız bir fatih olarak anılmasına yol açtı. Hayatının son yıllarında İspanya’ya çağrılan Cortés, yetkileri azaltıldıktan sonra 1541 yılında gerçekleşen Cezayir seferine katıldı ve bu seferden ölümden zor kurtuldu.