📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍

İslami köktendincilik

İslâm dininin temel elemanlarını sosyal hayata egemen kılmak amacındaki hareketlere verilen ad

İslami köktendincilik veya radikal İslamcılık, İslam dininin temellerine dönmek anlamına gelen, dinin temel elemanlarını sosyal hayata egemen kılmak amacındaki hareketlere verilen ad. Başlangıçta modern mevcut ideolojilere karşı alternatif bir sistem oluşturma amacı taşırken, akımların liderleri tarafından dinsel anlayışın gerektirdiğine inanılan sosyal hayatı şiddet uygulayarak diğerlerine kabul ettirmek biçimine dönüşmüştür. Günümüz toplumlarında olumsuz bir imaj yaratmış ve tutuculuk, kültürel gerilik, bağnazlık, hoşgörüsüzlük, temel insan haklarını yok saymak ve dışlayıcılıkla özdeşleştirilmiştir.

İslami köktendincilik, dinin özüne geri dönerek İslam’ın temel kurallarının toplumsal hayatın tüm alanlarına hâkim olmasını savunan bir akımdır. Başlangıçta modern ideolojilere bir alternatif sunma gayesiyle ortaya çıkan bu hareket, zamanla bazı liderlerin şiddet yolunu benimsemesiyle toplumsal yaşamı zorla şekillendirme çabasına dönüştü. Bu süreçte köktendincilik, tutuculuk, kültürel gerilik ve hoşgörüsüzlük gibi olumsuz kavramlarla eşleştirildi; temel insan haklarını göz ardı eden bir dışlayıcılık biçimi olarak algılandı.

“Fundamentalism” terimi ilk kez 20. yüzyılın başında ABD’de yayımlanan ve Protestan inancını savunan “The Fundamentals” adlı makale derlemesine atıfta bulunularak kullanılmaya başlandı. Bu eserlerde Katoliklik, liberal teoloji, sosyalizm, modernizm ve ateizm gibi akımlar eleştiriliyor, katı ahlaki değerler ve otokontrol mekanizmaları savunuluyordu. Bu anlayış, 1920’lerde İskoçya Protestanları arasında da benimsenerek “fundamentalizm” sözcüğünün dini hareketleri tanımlamada yaygınlaşmasını sağladı.

1950’lerde Hindistan’da partiler arasındaki çekişmeler ve Mısır’da Müslüman Kardeşler hareketinin yükselişiyle birlikte terim, İslam dünyasındaki benzer radikal akımları tanımlamak için de kullanılmaya konuldu. Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelerdeki dini hareketler de bu çerçevede değerlendirildi; 1970’lere gelindiğinde “fundamentalizm” kavramı, dünya çapındaki dini ayaklanma ve başkaldırıları ifade eden genel bir terim hâline geldi.

1990’larda ise terim, sadece dini bir tutku olmanın ötesine geçerek sosyolojik ve siyasi bir yük kazandı. Artık bir ideolojiye sorgusuz inanmayı ve bu inancı başkalarına zorla kabul ettirmeyi ifade eden bir kavram olarak, dinî ya da ideolojik fanatizmin eş anlamlısı hâline geldi.

Köktendinciliğin temel özellikleri arasında, kaybolmuş “Altın Çağ”a duyulan özlem ve geçmişin şanlı görünümlerine dayanan bir gelecek vizyonu bulunur. Sünni gruplar hilafet dönemine, Şii gruplar ise İmamet sistemine dönüşü arzulasa da, her iki taraf da toplumsal düzenin Şeriat kurallarına uygun olması gerektiğini savunur. Modernleşmeye ve Batı’nın bireyci değerlerine karşı bir tepki olarak, İslam’ın Tanrı merkezli bir yaşam biçimi sunması gerektiğini vurgularlar.

43 goruntulenme