Kristof Kolomb
İtalyan kaptan, kâşif ve sömürgeci (1451–1506)
Kristof Kolomb (31 Ekim 1451 – 20 Mayıs 1506), Cenevizli bir denizci ve kâşif olarak, Atlantik Okyanusu’na yaptığı dört seferle coğrafi keşiflerin ateşini yakmış ve Amerika’nın kolonizasyonuna öncülük etmiştir. Katolik yöneticilerin desteğiyle yürüttüğü seferler, Karayipler, Orta ve Güney Amerika’yı Avrupalılarla tanıştırmıştır.
Genç yaşta denizciliğe atılan Kolomb, kuzeyde Britanya adalarına, güneyde ise Gana kıyılarına kadar yol almıştır. Kendi kendine öğrenmiş, coğrafya, astronomi ve tarih üzerine çok sayıda eser okumuş; Doğu Hint Adaları’na batı yoluyla ulaşma ümidiyle baharat ticaretinden kazanç sağlamayı hedeflemiştir. Portekizli Filipa Moniz Perestrelo ile evlenip Lizbon’da bir süre yaşamış, bu dönemde Diego Kolomb’u doğurmuştur. Eşinin vefatının ardından Beatriz Enríquez de Arana’yı metresi olarak almış ve bu ilişkiden Ferdinand Kolomb’u dünyaya getirmiştir. Uzun süren lobi çalışmalarının ardından Kastilya Kralı I. Isabella, batıya doğru bir yolculuğu finanse etmeyi kabul etmiştir.
1492’nin Ağustos ayı itibarıyla üç gemiyle Kastilya’dan ayrılan Kolomb, 12 Ekim’de Bahamalar’da, o dönemde yerel halk tarafından Guanahani adıyla anılan bir adaya ayak basmıştır. Ardından Küba ve Hispaniola’yı ziyaret edip Haiti’de bir koloni kurmuş, 1493’te Kastilya’ya geri dönerken bir grup yerli tutsakla beraber dönüş yapmıştır. Bu keşif haberleri hızla tüm Avrupa’ya yayılmıştır.
Kolomb, sonraki yıllarda üç ek sefer daha düzenleyerek 1493’te Küçük Antiller’i, 1498’de Trinidad’ı ve Güney Amerika’nın kuzey kıyılarını, 1502’de ise Orta Amerika’nın doğu kıyılarını keşfetmiştir. Karşılaştığı yerli halklara “indios” (Hindistanlılar) adını vermiş ve adlandırdığı birçok coğrafi bölge günümüzde hâlâ kullanılmaktadır. Ancak, Uzak Doğu’ya ulaştığına dair inancı hiç sarsılmamış; görev yaptığı bölgelerdeki yerli halklara yönelik şiddet suçlamalarıyla vali görevinden alınmış ve 1500 yılında tutuklanıp Hispaniola’dan sürülmüştür. Bu olaylar, onun ve Kastilya yönetiminin arasındaki gerilimi artırmış ve uzun süren hukuki mücadelelere yol açmıştır.
Kolomb’un keşifleri, Eski Dünya ile Yeni Dünya arasındaki büyük dönüşümün başlangıcı olarak kabul edilmiş ve “Kolomb takası” terimiyle anılmıştır. Ölümünden sonra uzun yıllar saygı gören Kolomb, modern bilim insanları tarafından özellikle yerli halkların soykırımı, köleliği ve kültürel yıkımı gibi suçları nedeniyle yeniden değerlendirilmiş; kamuoyu algısı son yıllarda önemli ölçüde değişmiştir. Bugün Batı Yarımküresi’nde Kolombiya, Kolumbiya Bölgesi ve Kanada’nın Britanya Kolumbiyası gibi birçok yer adını ondan almıştır.