Tibet Özerk Bölgesi’nin kalbi olan Lhasa, hem idari başkent hem de nüfus yoğunluğu en yüksek yerleşim yeri olarak öne çıkıyor. Yüzyıllar boyunca kutsallığıyla anılan bu şehir, Dalay Lama’nın ikametgahı olmasının yanı sıra, Budist inancın ruhani odak noktalarından biri olarak kabul ediliyordu. Geçmişte yabancı ziyaretçiler için tamamen kapalı tutulan Lhasa, 1904 yılına kadar yalnızca yerli Tibetlilerin girebildiği bir “yasak şehir” statüsündeydi.
Himalaya Dağları’nın eteklerinde, deniz seviyesinden yaklaşık 3.600 metre yükseklikte kurulu olan Lhasa, çevresinde Nyingchi, Xigazê, Nagqu ve Shannan illeriyle komşu konumda. Aynı zamanda Hindistan sınırına da oldukça yakın olan şehir, coğrafi konumuyla dikkat çekiyor.
Taş ve tuğladan inşa edilen geleneksel evler, Lhasa’nın mimari dokusunu oluşturur. Genellikle iki ya da üç katlı olan bu binalar, bacasız yapıları ve alçak çatlarıyla tanınır. Şehrin en önemli tarihi eserleri arasında MS 652 yılında yapılan Jokhang Tapınağı ve kuzeydeki Ramo-çe Tapınağı sayılabilir.
Ulaşım açısından da stratejik bir konuma sahip olan Lhasa, Qinghai-Tibet Demiryolu hattına doğrudan bağlı bulunuyor. Kara taşımacılığına ek olarak, Lhasa Gonggar Havalimanı aracılığıyla havayolu bağlantıları da mevcut.