Merzifon
Merzifon, Amasya’nın bir ilçesidir ve 888 kilometrekarelik bir alana yayılmıştır; deniz seviyesinden ortalama 741 metre yükseklikte yer alır.
İlçenin adı, tarih boyunca farklı teorilere konu olmuştur. Bir görüşe göre, MÖ 700’lü yıllarda bölge valisi Barsevinç, Merzifon’un yaklaşık dört kilometre doğusunda, bugün Marınca adıyla anılan köyün bulunduğu yerde “Barsevinç” ismini taşıyan bir kasaba kurmuş; bu kasaba zamanla Marsevinç, Mersuvan ve sonunda Merzifon hâline gelmiştir. Başka bir anlatıda, MÖ 222’de 5. Mihridat tarafından Merzifon’un bulunduğu alanda “Merzpond” adı verilen bir kale inşa ettirilmiş ve adı daha sonra Merzban, Merzifon şeklinde değişmiştir. Bu isimdeki “Merz” kelimesinin Farsça’da “sınır, mahal, sükûn” anlamına geldiği, “fon” ise Arapça’da “pont”nun yerel hâli olduğu için, “Merzifon”un “Pond karargahı” diye çevrilebileceği düşünülmektedir.
Özhan Öztürk’ün “Pontus” adlı eserinde ise “Marsıpıli” (sınırkenti) ve “Marsipont” (Pontus sınırı) gibi isimlerin varlığına değinilir. Öztürk, ayrıca Marsivan eşeği, Marsıvan ayısı, Marsıvan otu gibi kelimelerin mevcut olduğunu ve halk arasında “Marsıvan” (Merz-i Van) olarak telaffuz edildiğini, bu da Farsça ve Ermenice’de “sınır kenti” anlamına geldiğini öne sürer.
Merzifon’un tarihçesi, MÖ 5500’e kadar uzanan uzun bir geçmişe sahiptir. Bölge, stratejik konumu sayesinde Karadeniz ve Orta Anadolu’ya giden yolların kesişim noktasında yer alır; bu yüzden antik coğrafyacı Strabon, alanı “Bin köy” olarak adlandırmıştır. Arkeolojik kazılarda yüzlerce höyük ve yerleşim yeri bulunmuş, seramik ve buluntular Merzifon’un tarihinin çok eski zamanlara dayandığını göstermektedir. Frig, Kimmer, İskit ve sonrasında Pontus dönemleri, bölgenin kültürel ve siyasi dokusunu şekillendirmiştir. Özellikle Pontus’un Amasya’yı başkent yapmasıyla Merzifon, ticaret ve savunma açısından önemli bir merkez haline gelmiştir. Bu durum, bölgenin Roma döneminde de stratejik bir nokta olarak kullanılmasına yol açmıştır.