📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍
Nasîrüddin Tûsî

Nasîrüddin Tûsî

İranlı şair

Nasîrüddin Tûsî, Horasan Selçuklu Devleti mensubu olup edebiyat dili gerekçesiyle Farsça eserler veren bir Fars bilim insanı ve Şîa İslâm'ın Batınî/Tasavvuf filozofudur. Söz konusu dönem, Moğol istilası sebebiyle Bağdat'ta, bir yandan karanlık bir dönem, diğer yandan da önemli düşünce okullarının kurulduğu ve İslam bilim kurumlarının açıldığı bir dönem olmuştur. Nasîrüddin Tûsî de bu dönemde yetişmiş İslam dünyasının tanınmış bir bilgesi olmuştur. Azerbaycanlı halk bilimci Memmedhüseyn Tehmasib'e göre efsanevi bir kişilik olan Nasreddin Hoca aslında Tûsî'dir.

Nasîrüddin Tûsî, 1201 yılında Horasan Selçuklu Devleti’nin bir mensubu olarak doğmuş ve Farsça eserler veren bir bilim insanı, Şii tasavvuf filozofu olarak tanınmıştır. Yaşadığı dönem, Moğol istilalarının gölgesinde Bağdat’ta hem karanlık bir zaman dilimi hem de yeni düşünce okullarının ve İslam bilim kurumlarının kurulduğu bir dönem olarak öne çıkar. Bu çalkantılı ortamda, İslam dünyasının saygın bilge isimlerinden biri haline gelmiş ve bazı kaynaklarda efsanevi Nasrettin Hoca’nın aslında Tûsî olduğu iddia edilmiştir.

Çocukluk yıllarında babası ve dayısının etkisiyle kelam, felsefe ve matematiğe yönelen Tûsî, özellikle İbn Sînâ’nın “İşârât” eserini derinlemesine inceleyerek bu alanda önemli bir şerh, yani Şerh-i İşârât’ı kaleme almıştır. Matematiği Kemalüddin Hâsip’ten, hadis ilmelerini ise Burhanüddin Hamedanî’den öğrenmiş; bu geniş bilgi birikimi sayesinde Allâme Hillî ve Kutbüddin Şirvanî gibi tanınmış bilginleri yetiştirmiştir. İsmâiliyye mezhebine mensup olan Tûsî, Caferilik ve Alevi‑Bâtınî akımlarının yanı sıra edebiyat, tasavvuf ve felsefe alanlarında da etkin bir figür olmuştur.

Abbasî halifesi Mu’tasım‑Billâh’ı öven bir kaside yazmasının ardından sürgüne gönderilen Tûsî, Hasan Sabbâh’ın yedinci halefinin aracılığıyla Alamut Kalesi’nde bir süre saklanmış, daha sonra 1247’ye kadar yarı tutuklu olarak Meymûn Daye Kalesi’nde kalmıştır. Moğolların kaleleri ele geçirmesiyle özgürlüğüne kavuşmuş ve Hülâgû’nun danışmanı olarak bilimsel faaliyetlerine destek bulmuştur. Bu dönemde Merâga adlı gözlemevi ve yanına büyük bir kütüphane kurmuş; kütüphanede dört yüz bin civarı eser toplandığı rivayet edilir. Hülâgû, Bağdat’ta yıkım yaptıktan sonra bilim kurumlarının yeniden inşa edilmesini teşvik ederken, sonraki hükümdar Abaka Han da Tûsî’ye destek vermeye devam etmiştir.

1274 yılında Bağdat’a yaptığı bir sefer esnasında vefat eden Tûsî, şehrin topraklarına defnedilmiştir. İbn Haldun, “Mukaddime” adlı eserinde ona “Hoca” lakabını takmış ve Nasiruddin Tûsî’nin İbn Sînâ’nın “İşârât” eserini şerh ederken İmam Fahreddin Razî ile çeşitli konularda tartıştığını, bu sayede Razî’nin çalışmalarını aşarak büyük bir ün kazandığını belirtir. Bu açıklama, Nasrettin Hoca’nın kimliğiyle ilgili spekülasyonları güçlendiren bir görüş sunar.

63 goruntulenme