📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍
Râzî

Râzî

Fars filozof, simyacı, kimyager ve hekim (865–925)

Râzî ya da tam künyesiyle Ebû Bekir Muhammed bin Zekeriyyâ er-Râzî, Fars simyacı, hekim ve filozof. Gençlik yıllarında edebiyat ve musikî ile ilgilenmiştir ve geçimini kuyumculuk yaparak sağlamıştır. Râzî doğduğu şehir olan Rey'de felsefe, matematik, doğa bilimleri ve astronomi eğitimi aldıktan sonra Bağdat ve başka İslam şehirlerinde öğrenimini tamamladı. Daha sonrasında da tıp öğrenimi gördü. Rey ve Bağdat hastanelerinde başhekim olarak çalışan Râzî'nin eserlerinin hemen hemen hepsi Latinceye çevrilmiştir. Tıp alanında yazdığı Hâvî adlı ansiklopedi 17. yüzyıla kadar alanında en önemli başvuru kaynağı olmuştur. Râzî'nin tıp bilimine yaptığı en önemli katkılardan biri de ilk defa kimyayı tıbbın hizmetine sunmuş olmasıdır.

Ebû Bekir Muhammed bin Zekeriyyâ er‑Râzî, genellikle Râzî adıyla tanınır, 865‑925 yılları arasında Rey’de doğmuş bir Fars bilim insanıdır. Gençliğinde edebiyat ve müzikle ilgilenmiş, geçimini kuyumculuk yaparak sağlamıştır. Rey’de felsefe, matematik, doğa bilimleri ve astronomi eğitimi aldıktan sonra Bağdat ve diğer İslam şehirlerinde öğrenimini tamamlamış, ardından tıp alanına yönelmiştir. Râzî, Rey ve Bağdat’taki hastanelerde başhekimlik yapmış ve eserlerinin büyük bir kısmı Latinceye çevrilmiştir. Tıp alanında kaleme aldığı “Hâvî” adlı ansiklopedi, 17. yüzyıla kadar en güvenilir başvuru kaynağı olarak kullanılmış; ayrıca kimyayı tıbbın hizmetine sunan ilk bilim insanı olarak da öne çıkar.

Râzî, eczacılık, simya, müzik ve felsefe gibi çeşitli disiplinlerde yaklaşık 200 eser bırakmıştır. Pediatriyi sistematik bir bilim haline getiren kişi olarak kabul edilir ve göz hastalıkları üzerine de otorite sayılır. Alkol ve gazyağını keşfetmiş, çiçek hastalığını kızamıktan ayıran ilk bilim insanıdır. İngiliz oryantalist Edward Granville Brown, onu tüm zamanların en yetkin bilim insanlarından biri olarak nitelendirmiştir. 8. yüzyılın sonlarından itibaren Türk ve Pers kültürlerinin kaynaştığı, kozmopolit bir İslam medeniyeti içinde bilimsel faaliyetler hız kazanmış, büyük kütüphaneler hem bilgi depolama hem de araştırma merkezleri olarak işlev görmüştür.

Antik doğa felsefesinin İslam dünyasındaki yeniden doğuşunda Râzî’nin büyük rolü olmuştur. Thales’in izinden giden doğa felsefesinin, İskenderiye Kütüphanesi’nin yanmasıyla kesintiye uğramasının ardından, Râzî bu mirası yeniden canlandırmıştır. Aristoteles ve idealist felsefeyi benimseyen Fârâbî, doğa felsefesini İbn‑i Sina ile sentezlemeye çalışan düşünürler arasında yer alır; Râzî ise bu akımlarla zaman zaman çatışma yaşamış ve Thales benzeri bir geleneği sürdürememiştir. Sonraki dönemlerde Moğol istilaları ve Haçlı seferleri, İslam dünyasındaki bilimsel ilerlemeyi büyük ölçüde durdurmuş, özellikle Sivas Kütüphanesi’nin yanmasıyla 250 000 kadar eser yok olmuştur.

Râzî’nin dinî görüşleri üzerine farklı iddialar mevcuttur. Bîrûnî, “Razi’nin Bibliografisi” adlı eserinde onun iki “kafir kitabı” yazdığını öne sürer: “Fī al‑Nubuwwāt” (Kehanetler Üzerine) ve “Fī Ḥiyal al‑Mutanabbīn” (Sahte Peygamberlerin Hileleri Üzerine). Bu eserlerin, dinlere karşı olduğu ve peygamber kavramını sorguladığı iddialarını dile getirir. Bîrûnî, Râzî’nin Mani dininden etkilendiğini ve dini konulardaki tutumunu eleştirel bir bakışla değerlendirdiğini belirtir. Bununla birlikte Râzî’nin, kehanetleri inkar edenlere karşı peygamberin öğretilerini yayma zorunluluğu ve insanın yaratılışındaki adil bir hâli gibi konularda da görüşleri olduğu kaydedilmiştir.

46 goruntulenme